Uzun, upuzun dizeler dağılıyor
Nikotin kokulu esmer bir geceden sabaha
Göz kapaklarım
Usulca ağırlaşıyor
Pembe bir çikolata kağıdına sarılıyorum
Kirpiklerimde hala ıslak bir gecenin yorgunluğuyla
Ben, galiba biraz büyük geldim sana
omuzdan dar, belden kısa
Kalbinin bir köşeside yırtıktı galiba
oradan sızdım
indim aşağıya
Halbuki, giderken seslendim, usulca
Şimdi sen kalbimin taa öteki ucundan
Ve,
Beyaz bir ülkeden seslensen bana
Dil ucuyla ..
Rastgele söylenen sözlerden
Sayfa aralarına bıraktığım günlerin izleri düşüyor eski bir şiire
Kalbime bir alt çizgi daha çekiyorum
Ve ne zaman bir çiçekle konuşmaya başlasam
Seni düşünmek ne güzel
Bir sabah uyandığımda.
Güneş doğmadan belkide henüz,
Gölgesi düşmeden yüzüne günün.
Seni özlemek mesela,
Su içerken dahi,
Bütün serçeler ağladığı zaman
Süt veren annelerden öğrendiğim beyaz bir zambaktı zaman.
Ben önceden bir gökyüzü çizerdim güneşin yanına.
Çocukluğumu ve annemi.
Erik ağaçları büyük asfaltlar kuş yuvaları.
Dünya zehirli bir yer.
Ve keskin bıçaklar üzerinde dönüyor atlar
Karıncalar bir fırtınaya yakalanmamak için koşuyor
Sağ ayağımın üstünde bir ağırlık var.
Ömrüm ;kısaldığım yerden kes tekrar tırnaklarımı.
Temmuzun
Memeleri önüne düşmüş halidir Haziran.
Ve büyük bir fırçayla silip yenisini çiziyoruz üzerimize.
Başka günlerin,
Başka insanların alt yazısı olduğunda,
Büyük ekran dev bir kalabalıktan geçiyor gençliğimiz..
Halbuki,
Suyun yüzüne doğru uzanan begonvilleri de sevmişim bir zamanlar.
Göğü aldatan gri renginide.
Bak denize atılan taşlar geriye dönüyor.
Yağmurun göz altları mor bir çukura dönüşüyor.
Eylül göz kırpıyor kapıdan.
Bazen bütün kelimeleri devirip tökezleyen bir cümlenin tam ortasında duruyorum
Kendi kabuğumdam çıkıp, yavaşça ilerleyen bir kaplumbağanın
İçine sıkışıp kalıyor kalbim
Şimdi ben nereye sığacağım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!