Kaç mektup yazdım sana hatırlamıyorum bile
Bütün ağlamalarım ve bütün bu yağmurlar
mor şemsiyeler altında uçuşan asık suratlı Kasımı anımsatıyor bana
O an sana sarmaşık bir gül gibi bakıyordum
Öylece orda durdu hayat
Bir de rüzgarın boğazında yerleşen
yağmurlar yağardı şehre.
Eski bir avlusu olurdu oturduğumuz evin
kapısında sarmaşık güller..
Üst üste dizilen reçel kavanozlarından vişne tadında lekeler kalırdı
yanaklarımda..
Ne çok ağır geliyor bazı cümleler.
Bazen kendini bile tanımakta güçlük çekiyorsun.
Sıgara yanığı sayfalardan medet bile umuyorsun hatta.
Hatta kendi içimden biliyorum,
Unutmak istiyorsun,
Ama nafile..
Dikiş izinde kalan bıçak yarası gibiyim.
Keskin acılar geçiyor içimden.
Her dokunduğumda yüzüme, kehribar sancılar içindeyim.
Şimdi gitmektense,
Bir rüzgarın önüne diz çöküp,
Yağmurun ellerini öpmek istiyorum.
Sesimde titreyen anıların ön sözüyle kıvırıp atıyorum bazı sayfaları
Sözcüklerden imla hatası diye bahsettiğin mektuplardan
Beni çıkarsan bile
mavi bir kafese koy kalbimi
Ezber değil,
Bazı geceler oluyor böyle
Sevgilim...
Bu şiir sana değil aslında
Gün sonunda denize doğru atılan
sardunyaları topluyorum
Yüzüm'ün tam ortasında yutkunan bir hüzünde duruyor hayat
Sevgilim,
sıradan bir gündü bugünde
Biraz bildiğin çokça bilmediğin türden
Kalbimi ilerleyen bir tarihe bıraktım
Bu aralar kuş olup uçmayı bile
düşünüyorum
Bütün bu yükseklik korkularımla
yüzleşmek
Aklı başında kadınları severim en çok
Dili ayrı, yüreği ayrı oynamayan.
Olduğu gibi görünen,
Herkesi, her şeyi olduğu gibi kabul eden.
Samimi, ve içten.
Kendi hatasını, örtbas ederken,
Genelde yabancıların terk ettiği bir şehirdir kalbim..
Sarılamadığım,
Ama kokusundan bin fesleğen beslediğim günler denktir gidenlere..
Ve,
Onca söz, onca insanın yüzünde gezinirken,
Taş kaldırımlardan yapılma sahte istasyonlar kuruldu buralarda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!