Kalbime yenildiğim gecelerde
Paslı teneke kutularına
diktim en sevdiğim çiçekleri.
Gölgesine sığındığım duvarlara dili sürçmüş şiirler yazdım.
Yağmurlarla konuştum
kimi zaman
Sıradan bir zarf bu
Öylesine dönüyorum olduğum karede, rüzgârın yerine
Benden daha hızlı koşan at'lar var burada diyorum ama ;
Biliyorsun, mutsuz bir kadınım ben.
Kurutulmuş orkideler de bilir bunu,
Beyaz sabahlığımda.
Gökyüzü rengini nerden almışsa,
Yüzünü rüzgara dönmüş bir bahar dalından kırıldı kalbim.
Bu kadar vefasız olma.
Artık yorulduysa kalemim seni yazmaktan duvarlara.
Acıyorsa kalbim,
Ve gidiyorsam yokluğunu yanıma alıp uzaklara.
Bil ki,
Unuttum demek değildir bu
Yalnızlıktır bunun adı ..
Ne zaman yaprak dökümü başlasa içinde,
Beni hep böyle hatırla
Olduğum gibi..
Vedalar soğuk olmamalı hep
Bazen de ellerinin sıcaklığında kalmalı aşk!
Ve dudakların her zaman öpüşmeye hazırken,
Bir şiir geçiyor içimden,
Kıyısında hercai bir kelebek.
Uykusunda aşk.
Henüz yeni doğmuş bir bebek gibiyim,
Ağzımdan süt kokusu düşüyor yağmura.
Ve ıslanıyor saç tellerim..
Şimdi,
Oturdum bir ümidin baş ucuna,
Eylülü bekliyorum.
Gör bak!
Nasılda hüzünlerim dökecek yapraklarını üstüne.
Ama yorgun,
Gördüğüm bu kirli yüzlerden sonra
Keskinliğini bileyen , bir bıçağın üzerinde saklıyor kendini kalbim
Paslı ellerden çıkan güzel sözlere nazır
bir dille
yazıyorum ipin ucunu kaçırmış
bu satırları.
Adımı 'parantez' içine al, ve bekle.
Gövdesine inandığım kuşlar çıkacak gökyüzüne.
Seslerin küçüldüğü yerde yel değirmenlerinden geçecek büyük öfkeler..
Bir ucu kıvrılmış kitapların
eklem yerinden başlayan bir iç sızının telaşıyla sevmiştim seni.
Her ne olduysa
ön sayfasından yırttım attım o şiiri
Ben geceleri boğazına baykuş tüyü dökülmüş güvercinler gibi olurum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!