Sus...
Senin dudak kıvrımların var, benim yürek ağrılarım...
Sen bilmezsin bağrı köz gecelerde kızılcık şerbeti sarhoşluğunu...
Ölümün kirpiklerinden süzülüşünü...
Sen, sen diyorum, sen
İçimde büyüyen yalnızlığım,
Olmuyor.
Solgun fotoğraflar gibiyim,
İzahlı yaşamın yorgunuyum.
Çaresiz kalınca aksi oluyorum,
Kendimden kaçıyorum.
Gözyaşlarım, sararmış yapraklardan sızarken,
Yolu şiirden geçen,,,,,,,, nefesi yasemin kokan can'lara,,,,,,
Gün/aysın,,,,,,,
Kim geceyi özlüyor, günbatımını bekliyorsa,
sevmek en çok ona yakışır...
Okumaya doyamadık ama,
Hep hikayeler var, sonu hüzün.
Sevemedik ki, sonları olmayan geceleri.
Anlamadık, nereye bu sevdalar.
Coşan kıpırtılar, bi susun,
daha yudum bitmedi.
Yasinler okunur makber dilinde
Baykuşlar tünemiş vîrân ilinde
Hevesim kalmadı gayrı beninde
Günbegün eriyip bitiyor ömrüm
Böyle mi bitecekti bu aşkın sonu
bahar öyle kolay gelmez...
yalancı gecelere inat
üstü mavi, kısmen bulutlu
tavanı yıkık han kapısında
kimin koynunda sabahladığını düşünmeden
uzatacaksın yorgun yanına
güneşe aşıksan, ona dokunmak istiyorsan, ellerinin yanmasından korkmayacaksın.
ya ellerinden vazgeçip güneşi tutacaksın,
ya da bir ömür gün/eş'e hasret kalacaksın.
Dilimin ucunda güneş çürüğü sözcükler,
Alt yazısı unutulmuş bir başlık gibiyim...
Daha kurumadı güneşin teri
Uslanmaz oldu ha bu serseri
Sana bir kaç dörtlük yazardım amma
İçimde hüzünler göl, seri seri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!