Gözyaşı zavallıdır,
Acının maktül halidir.
İçi kış, dışı baharlar kıymetini anlar,
Arsız yüzler gözyaşından ne anlar.
içimi yakıp kavuran,
bulgur bulgur gözyaşı yalnızlığını
hep gurbette aradım...
meğer gurbet benmişim,
yaş alınca anladım....
Giyinmiş zümrüdü yeşil, dillerde hu dökülür.
Gülbengi dudakta gül, dilden zikir dökülür.
Bu meydan aşk meydanı, aşıklar saza vurur,
Gülbengi gönülde pir, döner semaha durur.
Beyler, paşalar, gelir tek tek erenler aşa,
yâr sineme koymuş od'dan kafesi
gülce-i visal kokar her dem nefesi
mecnun'um desem ferhat'ı küser
goncası hilkat giymiş, kande lalesi.
Gel siması gülcemal aklı dîvâne edeyim
Harâbât olmuş mihrabı şahâne edeyim
Salınarak gelir gizemli ciran,
Sadaret tacını eyledi viran,
Yürek kafesini sardı bir niran,
Yara'dan özge gül olur cana.
Güllerin içinde gül yüzlü mestan,
Akan gülüşündür güle cansuyu
Bir tutam türküsün dilde akarsın
Gözlerin gözüme bakar dupduru
Umudun bağında canı yakarsın
Nasıl methedeyim bilmemki seni
Sabahlara ağrılarla başlarken,
Akşamları gülerek batan güneşe bakmak yoruyor artık...
Rengini göklerden, hüznünü kuşlardan almış,
Zülfü kınalı kansere düşmeyi gör...
Bu benim son tükenişim,
Bu benim Azrail'e son yenilişim,
Gül/hanem
bir teferruat daha var ;
dîvân-ı şehanen-i okurken, meftuniyetimi keşfettim.
dicle ellerine kına yakarken
kırkikindilerlerle cesedimi gusl ettim
kendi ellerimle yüreğine defnettim.
ey leyl-i lalımın hanesi
gönlümün rayihası
gayyalarımın harlı nefesi
hayallerimin prensesi...
sen gurbet hicranları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!