Biz; dosta ermişiz, yad'a koruğuz,
Boyumuz, Oğuzdan Avşar'a çıkar.
Biz; ebem kuşaklı, Koca Yörüğüz,
Boyumuz, Oğuz'dan Avşar'a çıkar.
Kuyruğuna basan yok neden böyle ulursun?
Hem kelsin hem hodulsun, yanmaz kefen dokursun.
İnsan olmaya çalış, sonra sıfat bulursun,
Bre haddini bilmez; alcaktan çok çukursun!.
Aynada gördüğünü tanımlayan çomarsın,
Damarlardan kalbime kalbimden damarlara
Yorgun dalgalar gibi bu akan kan benim mi?
Hücre hücre öldüren hep asalak çomarlara
Bir hayat vermek için bu akan kan benim mi?
Avucum kanadı, dizimi ovdum,
Bedenim, ruhumla vurgunum anne.
Anka kuşu gibi, külümden doğdum,
Düşersem ölürüm yorgunum anne.
Bu ömür kaç nefes, dünya kaç durak,
Yanıp yangınını söndürdüğümüz,
Bu değirmen bize un öğütmüyor.
Alın terimizle döndürdüğümüz,
Bu değirmen bize un öğütmüyor...
Bu dünya yabanım, kara gurbetim,
Dalım kırılınca, soldum da geldim.
Sılam maveraya hala, hasretim,
Sanma ki, gönüllü oldum da geldim.
Türk'ü hedef aldı bütün kelâmlar,
Hem terör estirdi, hem kin kustlar.
Kılıçlardan daha keskin kalemler,
Karanlık günlerde korktu pustular.
Kış gelmedi ancak dağlar dumanlı,
Bu günler, dün gibi; dün, bugün gibi.
Meçhul gemisi var, bozuk dümenli,
Bu günler, dün gibi; dün, bugün gibi.
Halkın alınteriyle halka beylik yapanlar,
Bu kadar aç gözlülük Karun’a bile fazla.
Dünyalık çıkarlarla hakikatten sapanlar,
Bu kadar aç gözlülük Karun’a bile fazla.
Bir mazlumluk cübbesine bürünür,
Bukalemun, bu zamanda zalimler.
Hep adalet, haktan yana görünür,
Bukalemun, bu zamanda zalimler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!