Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Beylik laflar etmekle olmuyor dostum.Bey olmak lazım, beyefendi olmak lazım önce.Yoksa yüreğinle, dudakların aynı ritmi tutturmuyor ve sesin kulakları tırmalıyor.Ne olur anla beni dostum; lafla peynir gemisi yürümüyor.Oysa benim yüküm başımdan aşkın.Bana sözünün eri biri lazım. İnsan er olmayınca, beylik laflar etse de bey olamıyor dostum.Bu yüzden git başımdan dostum.Şarkılarını başkalarına söyle.Bak sana kargalar bile gülüyor.
Ağzın çok güzel laf yapıyor dostum.Sanki ağzından bal damlıyor.Eşek arıları başına üşüşüyor ve ayılar yanından hiç ayrılmıyor.Sakız çiğner gibi ağzın laf yapıyor.Şişirip şişirip konuşuyorsun.Kendini çok abartıyorsun dostum.Kimi kandırıyorsun dostum.Bak iki kelime bilenler bile sana gülüyor.
İnsan verdiği sözde durur.Söylediklerini kulakların işitiyor mu dostum? Bol keseden atıyorsun. İnsanları laflarınla avutuyorsun.Çok söz çene yorar dostum.Ne yapmaya çalışıyorsun.Beylik laflar ederek, kendine sözde bir krallık kuruyorsun.
Çok güzel konuşuyorsun dostum.İnsanları peynir gemisine yüklüyorsun.Sonra peynir gemilerini lafla yürütmeye çalışıyorsun.İnsanları fare yerine koyuyorsun dostum.Hep dört bacağının üstüne düşüyorsun.Şunu unutma ki dostum; itin, kopuğun bol olduğu bir dünyada yaşıyorsun.Dört bacağının üzerine düşsen de, bir gün seni ayaklarından yakalarlar dostum.
Başımdan git dostum.Boş laflara karnım tok benim.Peynir gemisine yükleyemezsin beni.Bırak beni.Ben suskunluğun olduğu yerdeyim.Benim olduğum yerde, sadece gözler konuşur.Gözlerde cennet hayalleri olur.Her bakışta ırmaklar çağlar.Gözyaşlarında cennet ırmakları ışıldar.
Sen git beylik laflar etmeye devam et.Kendine fil dişinden kuleler inşa et.Ne olur anla beni.Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır.İnsanlara bağlardan, bahçelerden söz etmeye devam et. Onların başında horoz olmaya devam et.

Devamını Oku
Osman Demircan

yandığım ateş midir, yoksa hayalin midir
nedir bu yürek yangını özleminden midir

seni sevmeler kuşatırken beni çepeçevre
yanar başım meşale gibi seni düşününce

Devamını Oku
Osman Demircan

Basit bir insanım, basit bir insanım.Tıpkı musluktan damlayan bir su kadar ucuz bir insanım. Ben ne bir kiri temizleyebilirim ne de coşkun sular gibi çağlayabilirim. Sadece küçük bir suyum. Dışarda bardaktan boşalırcasına yağmur yağsa da, ben kendi bozuk dünyamda su koyuveren bir damlayım. Ne bulutları bilirim, ne de yapraklarda çiyim. Basit ve bozuk bir dünyanın içinden sızan dolu dolu bir damlayım. Ne dudak tanırım ne de gözyaşı. Ben başlıbaşına bir problemim.
Denizler oynaşır kumsallarla, sular vurur damgasını kayalara. Her dalga köpürür denizin ihtiras rüzgarlarıyla. Oysa bana düşer bir bozuk musluk. Kimse tamir edemez yaralarımı.
Bütün gün güneş ışıkları yansır gölün üzerine. Ben beklerim bir musluğun ağzı dibinde. Bir tükürük gibi bir küfür gibi düşerim yeryüzüne. Herkesin bir alın yazısı vardır. Alın yazım yazılır su üzerine. Silik bir hayatı çekerim yorgan gibi üstüme.
Sular seller gibi çoğalmak yoktur benim lügatimde. Tekdüze, ürkek, bir su damlasıyım. Ne yağmurlar gibi parmaklarım vurur camlara, ne de kuğular oynaşır sularımda. Tek su damlasından yaratılmış biriyim. Bozuk bir musluğun oğluyum. Derler ki iyi ol iyi ol. Sabret ki dünyan büyüsün. Bir aptal gibi bir budala gibi sabret ki ödülün büyük olsun. Evet hayatım hep beklemekle geçti, söyleyin deniz nerede, söyleyin nehirler nerede? Hala basit bir su damlasıyım, için için ağlayan, içinde nisan yağmurlarını biriktiren küçük bir su parçasıyım. Hani okyanusum nerede, hani ödülüm nerede?
Basit bir insanım, hem de çok basit. Bozuk bir dünyadan sızan su birikintisiyim. Hiçbir sevgi tamir edemez yüreksizliğimi. Hiçbir el temizleyemez içimdeki kiri. Çünkü ben kendi içinde kirliyim. Çünkü ben ürkek, tekdüze,dert dolu bir su birikintisiyim. Kendi dünyamın su koyuveren bir ferdiyim.
Ne bir gül sevdim, ne de umutlar yeşerttim. Gücüm yetmez bir ormanı söndürmeye. Gücüm yetmez bir dudağa su serpmeye. Basit bir su damlasıyım. Bozuk bir musluktan yaratılmış değersiz bir katreyim. Anlamam yeryüzüne düşen yağmurlardan. Bir kiri temizleyemeyecek kadar, bir işe yaramayacak kadar problemliyim.

Devamını Oku
Osman Demircan

eğer özlediysen koşarak gelirim
lakin hasret çektiğin ben değilsem
yalnızlığını da ben dindiremem
senin gözyaşlarını da silemem
derler ki insan sevdiğini özlermiş
yalnızlıktan ötürü beni çağırma

Devamını Oku
Osman Demircan

Gün biter karanlıklar bende kalır
Yıldızlar beni unutur ah sevgilim
Gün batar güller laleler kaybolur
Gönül bahçem yine tarumar olur

Ay karanlık ve intihar sessizliği

Devamını Oku
Osman Demircan

Yok yok intihar eden bir beden değiliz. Acıtmamakta artık aşkın beni ey sevgili. Bir depremin iki yana fıtlatıp attığıyız. Bütün umutları yıkılan, darmadağın olan bir şehriz. Göğünden tüm yıldızları kayıp giden karanlığız. Şimdi gökyüzünü mavi boncuklarla doldursak da... Ve gökyüzünü gözlerin yapıp yakama taksak da... Geride nazar değecek bir aşk yok artık bunu bilmeliyiz. Yarısı boş kadehten sızan iki damla aşk şarabıyız. Yarım yamalak sarhoş olmuş sersefil iki bedeniz. Sarhoş bedenimde bulanık seyirdir geceler... Bu yüzden yıldızları benden isteme. Ey sevgili dışarda yağmur var da sanma. Bir bulutum bu gece dolu ve dopdolu, yağmaktayım içime. Kalbimin labirentlerinde duygularım çıkmazda. Sana gelmeye yüreğim yol vermemekte. Ey sevgili duyguların arka sokaklarındayım, senin semtinin yokuşundayım. Sana tövbeler edemem. Dudaklarım kan ve ziyan içinde. Gözlerin bana şiir yazdırmamakta artık. Yarım kalan bir şiirin son mısrasındayız. Bu şiir bitmeyecek, kalemi kıran elin parmak uçlarındayız. Tövbelerin yerin dibine battığı bir cehennemdeyiz. Birbirimize dokunuşlarımız kül olmakta ey sevgili. Artık gözyaşının fayda vermeyeceği ayrılığın içindeyiz. Yok yok intihar eden bir beden değiliz. Acıtmamakta artık aşkın beni ey sevgili. Bir depremin iki yana fıtlatıp attığıyız. Aramızda kocaman çatlaklar var sevgili. Bu depremde sen yedisin ben virgül sekiz. Aramızda hiç düzgün bir şey yaşanmamışçasına ayrılık olduk. Öyledir sevgili öyledir. Öyle güzel şeyler yaşarsın da, bir başka sevgili adına yaşananlar bir kristalı kırar gibi darmadağın yapılır. Cam kırıkları kalırken geride, yaşananlar kan gibi damlar elinden. İşte o zaman elinden bir şey gelmez. Sevgilin ardından ellerini sallar iken, depreme uğramış gibi sarsar seni derinden. Ey sevgili acıtmamakta artık aşkın beni. Acı delik açarken yüreğimde, duygularım ayak parmakları gibi dışarı fırlar. O zaman aşkım bir zenginin altın dağıtmasına benzemez. Gider üşüyen bir yürek bulur kendine.

Devamını Oku
Osman Demircan

Kime oy vereceğim. Beni temsil eden kimse yok. Siyaset bir gelir kapısı olmuş. Benimse
böyle bir derdim yok. Sağda gülyabani herifler. Rüyalarıma girerler. Hepsinin altında mübarek ekmek kırıntıları. Yemekten neredeyse çeneleri düşecek. Bana ağızlarını şapırdata şapırdata, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli şeyin düşünmesi olduğunu söylerler. Bu akşam eve ne götüreceğim diye düşünenleri dert etmezler. Hep kendilerini düşünürler? İşte insanlıktan anladıkları budur.
Solda yüreğim kanlı yaşlarımı gözlerimden akıtmakta. Eşitlik, kardeşlik, insan hakları, emek nedir ve ezilmişin yanında durmak nedir? Siz ancak papazın yanında durup maça kızını ararsınız. Hayatınız bir kumar. Ya benim şansıma bak. Bir sol ki sağ yumruğu daha sert. Ondan sonra yüzünü toparla dur. Benden yüz bulamayacaksınız ey solcular. Ben dua etmesini bilirim. Siz ise dualarımın içine ettiniz.
Bir de liberaller var. Bireyi esas alırlar ve bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını isterler. Ya ben nasıl bireyci olurum. Bu kadar sosyal promlemler ortada varken. Sosyal hakları verilmemiş bir kişi nasıl birey olabilir. Hadi siz de ikileyin. Ha sizde ikileme yoktur. O zaman vitesi bire alın ve yol alın.
Kara kara düşünmekteyim. Cidden ben kime oy vereceğim. Ben hizaya mı geleceğim. Postal sesleri içinde sloganları mı dinleyeceğim? Ey Allah'ım şimdi ben ne yapacağım?
Camilere para mı toplasam, yoksa duvarlara yazı mı yazsam? Duvarlara topunuzun Allah belasını versin mi yazayım? Ya aranızda karnı tok gözü tok kimse yok mu? diyeyim. Memleketi soyup soğana çevirdiniz, midenizi şişirdiniz. Hiç mi sizde yürek yok? Neden bu milleti sevmediniz?

Devamını Oku
Osman Demircan

Çam ağaçlarının aralığından rüzgar dolar gecenin karanlığına
Hüznü yakalarsın gölgelenen gözlerine düşen gözyaşlarından
Bir yüzü gülen bir yüzü ağlayan kadın olursun elinde çiçeklerle
Dersin ki:Ben bir kelebeksem gelincik tarlası isterim kıpkızıl
Ya da bir gül bahçesinde ölmek isterim gün batarken denizde

Devamını Oku
Osman Demircan

Bırak beni önüm uçurumda olsa dahi
Salıver bedenimi tutma lütfen ellerimi
Dönmek istemiyorum sana anla beni
Elin ecelim olsa da bırak ne olur beni

O parmakların zindan demirleri sanki

Devamını Oku
Osman Demircan

Yaşamak kadife bir kumaş örer gibi olması gerekirken, bir anda hayat kavgasının hoyrat eline dönüşür. Hayatın öyle bir tokadını yersin ki bıyıklarına kadar kanının aktığını görürsün.
Bir kerpiç ev olur dünya. Önüne ne konulursa onu yersin ve başka bir zenginlik hayal etmezsin. Dersin ki elma nerede armut nerede? Onlar ağaçlarda asılı durur. Kurda kuşa yem olur. Hayat kırmızı biber gibi acı, sarı bir gül gibi buruk olur. Hayatında en çok bunlar bulunur. Tas tas karanlık dökersin başından aşağı. Yıldızlara bakabilmek için hayat, yüzün gece gibi simsiyah olur. Martı kuşlarının çığlıklarıyla ayaklarına gelir deniz. Yalnızlığa yürüyüp acılara boğulursun. Dünyanda ne Paris'in ışıklı sokakları ne de İstanbul'un güzel kızları bulunur. Tüm otobüslerin uçurum kenarında durur. Bir anda düşersin toprağa. Oracıkta 'ben','biz','onlar' gibi insancıl durumlardan, kendi bireyselliğine doğru kan akıtırsın. Asla hayat bir sevgili gibi davranmaz sana. Eli kırbaçlı bir hayduttur senin için, sırtını insanlara dayamış. İnsan ki hayatın en acı ve en tatlı yanıdır. Beygirle bir ayardadır. Hep çıkarlarının peşinden koşmaktadır. Sen ise yorulursun.
Ne ağaçta doğru bir dal bulabilirsin ne de düzgün bir söz ağızda. Söylemler havada leş kargası gibi uçup durur. Bir talih kuşu konmaz omuzlarına. Hep seni laf cambazları bulur. Bir savaşın içinde ne tüfek olur ne de kan dökülür. Sadece yüreğindeki bahçede bulunan ağaçların yaprakları dökülür. Duyguların ayaklar altında kalır. Bir duygu savaşı içinde, kalbin kan çanağına dönüşür. Sen yine dualar edersin. Allahım biraz daha özgüven diye tutturursun. Çünkü kimseye güvenin kalmamıştır. Çareyi kendine güvenmekte bulursun. Bir çiçek ki köküne kibrit suyu dökülmüş. Bir çiçek ki ateşten gül. Şimdi sen hangi toprağın içinde duygularına su götürürsün.
Bir hayat ki etten duvarlarla örülü. Bir dünya ki çivisi insan, tuğlası insan. Bir duvar ki insan, ona yaslanmak zorundasın. Bir insan ki bir tuğlasını alsan, komple üstüne yıkılır. Bu hayat içinde tüm kapılar kapalı. Tüm komşular arzulu sevişmeler içinde. Ve senin evinde silah sesi işitilmekte. Yalnız duvarlar şahit, yalnız yere damlayan kan şahit. Tüm komşular iniltiler içinde. Tüm kapılar sana kapalı. Hatta senin evinin kapısı da kapalı. Çalan yok, gelen yok. Evin bir mezar sessizliğinde içinde. Bir temizlikçi çalar kapını, bütün komşuların ayak izlerini temizledikten sonra. Daha sonra polis girer içeri. Alırlar götürürler cesedini. Bu sefer komşular gusül abdesleriyle gelirler cenazene. Hala kulaklarında akşamdan kalma inlemeler çınlar ve dudaklarında kirlenmiş dualar ağlar. Bu insanlar bu ağızlarla yer içer sonra gelip sana sevgilim der. Hadi oradan. Artık insana kim inanır?

Devamını Oku