Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Gözlerinde asılı duran tek damlayım bak!
Ha düştüm ha düşeceğim görmüyor musun?
Bu bana yapılabilecek en son şeydi ama
Gel gör ki aşkının mağduruyum ne fayda

Kötülük senin bakışında var ne söylesem

Devamını Oku
Osman Demircan

Yağmurların derelerle birlik olduğu zamanlarda, toprak yüreğinden kopan her parçasını sulara kaptırır. Toprak sele dayanamaz, çünkü su sinsice yüreğine işler. Bilmez ki, suyun kirlendiği vakitlerde, saflığını da yitirir. Eğer yitirilen saflıksa, berraklıksa su bulanır. Suyun bulandığı her yerde doğa doğallığından çok şey kaybeder. Saflığın ve berraklığın olmadığı insan ilişkilerinde, insanlık erozyana uğrar. Giden geriye bir daha geri gelmeyecek üzere yer değiştirir. Suyun yerini çamur, çamurun yerini taş, taşın yerini kütük alır. Bozulan düzen asla bir daha düzelmez. Düzeltme adına yapılan her şey yapay olur. Yapaylık çimenin üzerine kapatılan naylondur. İnsanlık naylonlaştıkça, hiçbir umut yeşermez. Kaskatı bir dünya insanın yaşam alanı olur. İnsanlar kazandıkları her haksız zaferin sonunda bronz bir heykele dönüşür. İnsan sıcaklığını yitirdikçe kalıplaşır. Bu yüzden hemen hemen tüm insanlar aynı kalıptan çıkmışçasına birbirine benzer. Buzdan beyinler, soğuk bakışlar insanları kutuplaştırır. Kimsenin kimseye sıcak bir gülümseme göstermediği yerde, insanların yüreklerinde kutup ayları dolaşır. Görünüşte bembeyaz görünse de insanlar aslında beyaz gül değildir. Her beyazlık aynı değildir. Bir beyaz gül açsa her yerde, hayat daha güzel kokacaktır. Oysa tüm kokular, beyaz kar rengiyle örtülmüştür. Soğukluk ceset kokularını sindirir. Bakın soğuk ortamlarda ayıya benzer insanların öldürdüklerinin kokusu çıkmaz. Bu yüzden kabalığın olduğu her yerde, kimse kimseye gülmez. Kimse cinayetlerin kokusunu duymak istemez. Beni de bugün buzların arasında saklamak istediler. Baktılar ki, bu ışık ve sıcaklık dolu, bunun üzerine beni karanlığa gömmek istediler. Bugün beni öldürmek istediler. Baktılar ki bu, kokacak ve nerede bit it varsa onu bulacak, beni o zaman kendi itlerine yedirmek istediler. Yaşamak bu kadar güzelken ve ben hayata onların katmadığı bir şeyi, güzelliği katmak istediğimden çirkinliklerini sevmedikleri için, beni köpeklerine parçalatıp çöplerine atmak istediler. Çünkü onların çöpleri insan artıklarıyla doludur.

Devamını Oku
Osman Demircan

Gözlerinin karası gecelerime sinerken hiçbir ay ışığı vurmaz karanlık sularıma. Işıltın sızar gündüzlerime de bir gölge gibi düşerim kaldırımlara. Her geçen aksını ezerken, hiçbir yansıman düşmez gölgeme. Ah sevgili gözyaşlarım bakışlarımı bir küpü doldurdurur gibi doldururken, yokluğunun boşluğunu görürüm gözlerimde. Ah sevgili neden bana delilikten elbise dikersin. Oysa ben her gün yüreğime güzelliğini çizerim. Parmaklarım yanar, yüreğim yanar. Neden bana cehennemden ateşten güller toplatırsın? Ne zaman bir gülün dalına ellerime götürsem, parmaklarımdan sonbahar yaprakları dökülür. Kuru bir dal gibi olurum aşk bahçende. Hiç beni görmez misin? Ah sevgili yok sende başkalarının klasik halleri. Ne gülüşün ne de sevişin kimseye benzer. Sıcak renkli çiçeklerimin üzerine soğuk renklerini düşürürsün. Beni buz kristalleri gibi eritirsin. Bir dilenciyim yeryüzünde, ellerim, gözlerim, yüreğim seni diler. Ne olur yalvartma beni, dudaklarımı dilenci mendile çevirme. Ne olur az da olsa beni dinle. Yüreğim bir kırmızı güldür, yürek vazonu ister. Sen hep kırık halinle ayak diplerime düşersin. Sana kan kırmızı güllerle gelirim hep. Ne acılarıma inanırsın ne de mutluluğuma. Seni bırakıp gidemememde her iki hal de var anlamaz mısın? Ne zaman rüyalarıma girmeni istesem, taştan bir yastık olursun bana. Ne olur ağlatma beni bir daha. Sevmek acılardan bal çıkarmaktır. Yani sevmek aslında iğne ucu kadardır. Tatlı bir gülüşün uğruna tüm iğnelerin tenime batar. Ne olur beni bu acıdan kurtar. Gittiğim bahçelerde yaprak sensin, gül sensin. O bahçede ezelden ebede giden yol sensin. Ah sevgili yollarıma seril demem. Sana bir zarar gelsin istemem. Gel gör ki bu acılar yüreğimdeki bülbülleri küstürür. Seni görememek bütün kanatlarımı kırdırır. Şimdi söyle sevgili sana yalvaran gözlerimden neden bakışlarını çekersin. Ey sevgili seni göremezsem ölürüm bilmez misin? Hayatıma öyle girmişsin ki, ruhsun bedenimde. Eğer ölürsem iki canın hesabını nasıl verirsin. Bir can ki canına muhtaç, bir can ki sen olmazsan sürekli aç. Nedir bana çektirdiğin bunca acı. Ne olur ey sevgili bana acı.

Devamını Oku
Osman Demircan

Güller de ağlar tıpkı senin gibi. Sen de bir kelebeğin ardından gözyaşı dökersin. Onun için hayaller kurarak, beynine giden damarlarından arzularını yürütürsün. Kalbinin bir başka attığını düşünürsün. Daha bir güzelleşirsin. Bütün aşıkların betimlediği en güzel güle dönüşürsün. Oysa kanlı karanlık günler seni bekler. Tıpkı güller gibi olursun kelebek seni terk eder. Bir daha onu göremeyeceksin diye ağlarsın. Bakıp durursun siyah ufka gözleri nemli. Bahar günleri bitmek üzereyken senin için, sen de kelebeğin ardından yas tutarsın. Bir daha onu göremeyeceksin diye ağlarsın.
Güller de ağlar tıpkı senin gibi. Ve bahar bitmek üzereyken sen, günlük güneşlik günlerin yasını tutarsın. Tıpkı güller gibi ağlarsın. Ve özlemle yansan da cayır cayır bir damla su bulamazsın. Ve o kısacık ömründe bir aşk yaşayamazsın. Kurursun, kudurursun ve solarsın. Artık ölüm kapını tıklatırken onun ayak sesini beklersin. Ölüm gelir de o gelmez. Aşk kokan bir ölü olursun. Bir bunalımın sonucunda geceye dolanırsın. Karanlık ruhuna iyice dolduğunda içini boşaltacağın sevgiliye rastlayamazsın.Tıpkı güller gibi olursun kendi dikenleriyle yaşamak zorunda kalırsın. Yüreğini acıtır o dikenler. Bedeninden kan akarken o duygularına dokunmaz. Gonca günler gibi susarsın.Yapışır üzerine yalnızlık. Annesiz ve babasız çocuklar gibi tek oyuncağın yalnızlık olur. Tıpkı karanlıkta kalan güller bir ışık bulamazsın. Tek renkli bir dünyada yaşarsın.
Çiçeklerin kokulu dünyasında kelebekler masmavi gökyüzünde dolaşırken başın döner de sen kelebekle aşk yaşayamazsın. Çünkü sen ona muhtaçken o gider başka çiçekleri koklar. Sen yapayalnız kalırsın. Sana böcekler, arılar ve karıncalar düşer. O kelebek gelip de kanatlarıyla seni serinletmez. Kanlı karanlık bir gecede yalnız kalırsın. Onun hasretiyle yanıp tutuşsan da asla dudağına gelip su vermez. Sonra gelip senden aşk şarkıları bekler. Ona yüreğini açıp da derinliğinde yanıp kül olmuş hazan bahçelerini gösterdiğinde seni bırakır gider. Onun kanatları vardır çünkü. Uçup gider de başka çiçeklerin dudaklarına konar. Sen susarsın öylece. Sözcükler ağzında düğümlenir kalır böylece.
Güller de ağlar da tıpkı senin gibi. Gelip sana gülüm demez. Sen bakıp durursun siyah ufka. Ama onu göremezsin ve ağlarsın. Çünkü ağlamak gözlerinin kaderi olmuştur. Gözyaşlarını içine akıtırsın. Ve sonra başını yalnızlığa yaslarsın. Bir daha onu göremezsin. O ağlayamazsa da sen kelebek gözyaşları dökersin. Böylece kendini ona benzetirsin.
Zaten hayat güzel değildir. Güzel olan hayallerimizdir. Sen aşkı hayallerinde yaşatırsın. Yüreğin kanasa da sen yine de o yürekle sevmeye devam edersin.

Devamını Oku
Osman Demircan

Beni dostluksuzlukla korkutmayın. Bütün dostluklarım bıçaklar gibi elimi kesmiştir. Kimse de yarama merhem olmamıştır. Şimdi ben nasıl sevgi adına, dostluklar adına insanlara el uzatayım. Bırak karanlık sokaklara gireyim. Gölgem bile vurmasın duvarlara. Tüm duvarlar bile yalpaladığın ve ellerimle onlara yaslandığım saatlerde beni yok saysın. En büyük dostum sigara iken bile her gün canımı yakar. Simsiyah bir bulut olarak dudaklarımdan çıkar. Pencerelerde eski bir perdeyim ve pencerelerin kenarına çekilmişim. Kim beni tekrar yıkayıp da pencerelerine koyar. Dünya manzarasında kenara çekilmişim. Ben yıllardır beyazlığımın içinde kirler biriktirmişim. Aylarca, senelerce çöplerde yatmışım. Kim bu çöpteki insan ve kimler bu çöpleri buraya atmıştır dememiştir. Her gelen yanımdan türküler söyleyip geçmiştir. Kimseye gidemeşimdir. Tüm yollardan yürek mazgallarıma sokak suları akmıştır. Yüreğim ayak izleriyle dolmuştur. İçimde biriktirdiğim tüm suları ellerimle tutarım bu yüzden. Eğer ellerimi uzatırsam sizlere tüm sular, setlerimi aşar. Taşkınlık bana yakışmaz. Bırakın içimde kalsın tüm gözyaşlarım. Bana ağla demeyin. Göz kapaklarımın içinde bana şiir yazdırmayın. Her göz kapayışımda rüyalarım mısra yalnızlığına dönüşmesin. Bırakın cesedim gül dalı gibi toprağa düşsün. Kırmızı güllerim cehennemim, dikenlerim günahım olsun. Ateşten güllerim gözyaşlarımı kurutsun. Acılarım köpek havlaması gibi kulaklarımı tırmalasın. Yalnızlığım kuyruğu kıstırılmış bir köpek gibi olsun ya da yanlışların kapısını zorladığı bir odada anne diyerek ağlayan bir çocuğun feryadı olsun. Bırakın ben hala çocuk kalayım. Sizler büyüyün çınarlar gibi. Hem gökteki yağmurlar hem de yeraltı suları sizlerin olsun. Bana da bunca büyüklüklerinize rağmen bir salıncak kurmayın. Beni gölgelerinizle serinleterek avutmayın. Bir çocuk edasıyla da olsa ya emekleyerek ya da tıpış tıpış yanınızdan uzaklaşırım. Beni büyüklüklüğünüzle korkutmayın. Beni yalnızlıkla korkutmayın. Elbette ben kendime yeterim. Yeter ki bugüne kadar saçlarımı hiç okşamadığınız halde, bana altından tarak armağan etmeyin. Saçlarımın en kirli olduğu vakitlerde, bir yağmur gibi saçlarımdan akmayın. Akşamın en serin vaktinde, gün boyu yalnızlık çektikten sonra sımsıcak gülüşlerinizle bana bulaşmayın. Bari yalnızlığıma saygı duyun.

Devamını Oku
Osman Demircan

Seninle göz göze olmak derine dalmaktır
Seni sevmek dünya sığlığından kurtulmaktır
Dalga dalga önüme serilen bir okyanussun
Derin bakışlarınla yüreğime su serpensin

Genzimi doldururken derin suların tatları

Devamını Oku
Osman Demircan

Gecenin karanlığını, ince dalların arasından yırtarak gel. Tüm korkularımı al benden. Rüzgarlar sallarken duygu dallarımı, yüreğim korkuyla dolar. Bir metal tıkırtısı dolaşırken kulak merdivenlerimde, bir katili görmüş gibi göz bebeklerim büyür. Ey sevgili dünyanın yatak altlarından çıkar beni. Korkularımı al benden. Yüreğim seni sevmenin mutluluğuyla kelebek kadar narin olsun ve aşkının ateşinde yanmaktan hiç korkmasın. Denizin çiçekleri olmaz. Hiçbir özgürlük güllerle, lalelerle verilmez. Ya boğulacaksın ya kurtulacaksın. Kıyıda kalan gemiler gibi olmaktan vazgeçip, yunuslar gibi enginlere yol alacaksın. Denizlerde çiçek olmaz, balıklar koku alır belki ama çiçekleri tanımaz. Ey sevgili ben koku alan bir yunus balığıyım. Sen de denizimde çiçek ol. Özgürlük bayrağımızdaki figürler yunusla çiçek olsun. Yeni bir şafağa uyanalım böylece. Hiçbir kar portakal çiçeği gibi kokmaz ve kardan adamların havuçtan burunları koku almaz. Ey sevgili bana kardan, buzdan bir dünya yaşatırken, her beyazın portakal çiçeği gibi kokmadığını anlamamaktasın. Senden kırmızı güller, pembe laleler istemezken, ruhumu asude bahar ülkesi gibi yapmanı beklemezken, sadece senin doğana uygun güzellikler beklerken, sadece kar gibi yağmaktasın. Ben seni nasıl koklarım hiç düşünmemektesin. Senin için yanan bir mumum. Sönersem seni göremem. Eriyip gitmekteyip seni görmek adına. Fitilimde yürek ateşim var. Ne olur beni söndürme yar. Ölürüm sönersem buna inan. Karanlıktan korktuğumu sanma. Seni görememek beni mezara koyar. Ne olur beni söndürme. Seni görememek beni öldürür yar. Neden mi seni seçtim. Çünkü yürek vitrinime bir elmas yaraşır. Bu yüzden seni sevmek bana yakışır. Ey sevgili beni kendi kendiyle konuşanlardan etme. Ey sevgili beni bir dinle ve şu sözlerime kulak ver: Ey yalnızlığım ellerin ne kadar soğuk. bir sevgili bulup, avuçlarını ısıtamamaktasın mı? Ey yalnızlığım yüzün ne kadar asık. Seni seven birini bulup, yüzünü hiç güldürememektesin mi? Ey yalnızlığım, hep bir gölge gibi benimlesin. Ya önümde ya arkamda ya da solumda veya sağımdasın. Ey yalnızlığım kendine hiçbir taraftan dost bulamamaktasın mı? Ey sevgili beni dinle ve beni yalnızlığımla konuşmaya mecbur etme.

Devamını Oku
Osman Demircan

Sen de bu dünyalı değil misin söyle
Birden çekip gidersin şafak sökende
Bir şey olmamış gibi başlarsın güne
Güvendiğim dağlara kar olursun yine
Tüm ölüm beyazlığını dökersin önüme
Sonra güler gül açar gözünün içinde

Devamını Oku
Osman Demircan

Gece karası gözlerin yıldız yıldız parlıyordu
Bana bakıyordun kainat gibi sonsuzluk gibi
Aynı duyguları taşıyordum mehtapla ayla
Hayallerimde hilal kaşlarının güzelliği vardı

Mayın tarlasında açan kan kırmızı güller gibi

Devamını Oku
Osman Demircan

Ellerin tutunduğum dünyamdı.
Yağmurlar paslatırken bulutlarımı
Kir pas içinde kokardım.
Ellerim parmak uçlarına değince
Dünyanın çivisi çıkardı yer yerinden oynardı.
Her şey ıslak bir masalın derinliğine dalardı.

Devamını Oku