Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Kadehimin dolu yarısını sana kaldırıyorum. Bana dolu dolu yaşattığın bağ bozumları için. Güneşin ateşli bir kadın gibi gökyüzünde yanıp durduğu saatlerde bana pınar başındaki serin sular gibi öpüşler yaşattığın için kadehimi sana kaldırıyorum. Ellerimin hiç çiçek dermemişliğinde gül kırmızısı şarabı senin hatırana döküyorum. Herkes bana ne oluyor sana derken, karakolda sokaklardayken sağa sola çarpıp kırdığım eşrafın beş kuruşluk ticari itibarının ifadesini verirken, dudaklarımda bıraktığın şarap tadının hesabını kimseye vermiyorum sevgili. Hayatın çok pahalı olduğunu söyleyenlerin yanında, senin sevgini hesapsız yaşıyorum. Kadehin boş yarısını boş beyinlere kaldırıyorum. Bana ırkçı diyecekler belki de... Ben insanların kafasına bakıyorum. Boş kafaları, aval aval bakan suratları, yüreği dolu aklı fikri müreffeh insanlara kafa tutanları hiç sevmiyorum. Kafası integralden başka bir şeye basmayan matematikçileri, hastalığı en iyi şekilde tedavi etmekten başka bir şey düşünemeyen doktorları sevmiyorum. Çok iyi ders anlatmaktan başka bir şey üretemeyen kuru kafalı öğretmenleri de hiç sevmiyorum ve kadehimin boş yarısını bunlara kaldırıyorum. Dolunayda depresyona girenleri, hilalde Müslüman olanları ve başka bir zamanda hiçbir şey olmayanları, ay başında bankamatiğe koşanları da sevmiyorum. Kadehimi onlara kaldırıyorum. Şerefinize şerefsizler diyorum. Hepiniz kadehin boş tarafı kadar bana benziyorsunuz. Kadehin dolu tarafı ise gönül ehli olan insanlara benziyor. O tarafta dünyanın sinek gibi insanları boğulurken, bir yudum sevgiye değer verenler ise o dolu tarafta semazenler gibi baş döndürücü bir hayat yaşıyor. Ve ben kadehimin dolu tarafında sarhoş olucu bir sevgi yaşıyorum seninle. Sen ve senin gibiler kadehin dolu tarafı kadar bana benziyorsunuz. Yaşamayı bir başkasını korkutmak olarak telakki edenler, cesaretin korkutmak olduğunu sanıyorlar. Oysa bütün korkutmalara rağmen yine de yoluna devam edenler cesur oluyorlar. Bütün insanların çember takmasına rağmen, yine de insanlığını ayaklar altına almayanlar kadehlerini şerefsizlerin şerefine kaldırıyorlar.

Devamını Oku
Osman Demircan

Bütün limanlar sensiz.
Tüm gemilerim yelkensiz.
Dalgalar, yüreğimin kıyılarını döverken,
Sen yoksun hiçbir sahilde.

Mektup açacağını saplarken kalbime

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir gün bir oyuncak mağazasında güpgüzel bir tane top varmış.Bir çocuk babasıyla beraber oyuncakçı mağazasına gitmiş.Ve bu topu çocuk görmüş ve bu topu almak istemiş.Ve babasına demiş:Baba bana şuradaki topu al.Ve babası da ona o topu almış.Ve ondan çok güzel oyunlar oynamış.Ve bir gün de bu top patlamış.Ve çocuk çok üzülmüş.Ve babası bütün oyuncak mağazalarını aramış ve bu kadar güzel topu bulamamış ve çocuk da çok üzülmüş.Ve hep kırık ve eski oyuncaklarıyla oynamış.

Devamını Oku
Osman Demircan

Elimde ateşten top.Buna dünya diyorlar.Ne zaman avuçlarımı yağmur duasına kaldırsam, bulutlardan ateş dökülür ellerime.Ne zaman hayata tutunmaya çalışsam, parmak uçlarımda çam ormanları tutuşur.
Bilmem ki günahım ne tüm dünya alev alır üzerime yapışır tacizkar cehennem edasıyla.İşte o zaman insanların dudakları yanar.İşte bu yüzden köşe bucak kaçmak isterim adı şanı ne olursa olsun tüm insanlardan.Çünkü cehennemi yaratan yaratmıştır onları.Ve ben yerle gök arasında sıkışıp kalmışımdır.Kaçacak bir yer bulamam.Çünkü her yerde Tanrı'nın azap melekleri vardır.Çünkü her köşe başında bekleyen insanlar vardır.
Bakışları beni taciz eder, dokunması bana zulmeder.Tanrı'nın bütün yarattıklarının üzerimde ateşten eli vardır.Şimdi söyleyin ben kime dua edeyim.Şimdi söyleyin ben kime sığanayım. Çünkü benim pamuktan yünüm vardır.Her yanım kan damlarken, kurtların bana karşı Tanrı'dan yana şansı vardır.
Oysa ben daha dün çatal bıçak sesleri arasında merhamet dolu bir ses arardım.Oysa daha dün kurtlar sofrasından kaçışlarımın yeryüzü sokaklarında izini bırakmıştım.O sebepten anılarımdan kaçamam.Çünkü anılar bir kurt kapanı gibi beni ayak bileklerimden yakalar.Bu sebepten ben tacizkar bir hayat yaşarım.Tüm insanların yakamda el izi vardır.En mahrem duygularıma dokunan parmakları vardır.Dünyamı ateş çemberine çeviren Allah'ın kulları vardır.
Bazı insanların bırak tecavüzü tacizden hoşlanmayan yanları vardır.İşte o yan kaburgalarımın sol yanında bulunan yüreğime ait bir yandır.Bu yüzden o yürek gerçek insan olmanın duygularını taşır.
Zavallı bir suretin onurlu bir yüreğini yüklenirken bedenim.Elimde dünyaya benzeyen ateşten bir topu taşır.Ve Tanrı için kıpır kıpır çarparken bu yüreğim bütün yaratılmışların tacizine karşı sağlam bir duruşu vardır.

Devamını Oku
Osman Demircan

Bütün sevgiler senin olsun. Tüm nefretler de bana kalsın. Seni terk edeceğim. istediğin çiçekler vazolarında kurusun. Bana yaşattığın her bir şeyi unutacağım ve seninle hiçbir karede yer almayacağım. Tenim bir başka tene değince ben de bir başkası olacağım. Seni unutacağım. Bir temmuz akşamında meltem rüzgarları eserken çırılçıplak denize gireceğim. Sonra mehtabın altında uykuya dalacağım. Sen evine bir başkasını alacaksın. İşte o zaman can evinden vurulacaksın. Beni düşünüp ağlayacaksın. Çünkü senin kremin benim. Senin ilacın benim. Üzerine bir kabus gibi düşecek bir başkasının bedeni. Çünkü senin ruh ikizin benim. Sen bunları yaşarken ben çırılçıplak denize gireceğim. Ve tenimden dökülürken sular ben seni unutacağım. Kumlara sere serpe uzanacağım. O an yıldız olacağım ışıl ışıl. Ağaç olacağım, dal olacağım yaprak yaprak döküleceğim aşk bahçelerine. Deniz olacağım, ırmak olacağım, sel olup coşacağım ve senin adını adreslerimden sileceğim. Bahçe olacağım, gül olacağım, toprak olacağım ve yeni umutlar büyüteceğim aşk diyarında. Güneş olacağım, ışık olacağım, günlük güneşlik günler yaşayacağım. Seni böylece unutacağım. Ben artık başka tenlerde bir başka kişiliğe gireceğim. Sular seller gibi çağlayacağım. Senin gibi bir ölü deniz olmayacağım. Önce gözlerimden görüntünü sileceğim. Ve bunu ağlayarak yapmayacağım. Gözlerimin içi gülecek. Başkalarına göz kırpacağım. Tenim bir başka tene değince ben de bir başkası olacağım. Seni unutacağım. Beni harabeye çeviren sensin. Tenimi bir mabede çeviren sensin. Artık adresimde posta kodu aşk yazacak. Beni tamir edecek ellerin kapımı çalmasını bekleyeceğim. Ve elleri kır çiçeğine benzeten herkese ruhumun anahtarlarını teslim edeceğim. Sanma ki tenim zindandır. Bana dokunana özgürlüğü yaşatacağım. Sen başkalarına kul köle olmaya devam ederken ben elleri kır çiçeğine benzeyen herkese baharlar yaşatacağım ve kışları, sağanak sağanak yağmurları sana bırakacağım. Ben seni bir başkasıyla unutacağım. Elim, bir başkasının eline dokunduğunda, sana el sallayacağım. Kokum bir toprak kokusu gibi olacak. Çatlak dudaklarımda çiy dolu güller biyüteceğim ve sana güle güle diyeceğim.

Devamını Oku
Osman Demircan

Yalnız iki kapı sürgülüdür:Biri cehennemin diğeri cennetin kapısı.Ve bu iki kapının arkasında Tanrı gizlidir. Bütün nehirler ceset ve kan akıttığında ve bu manzarayı görenler intihar ettiğinde Tanrı’ya inanmayanlar sadece bir kapı aralığından bakamayanlardır ya da gözleri yaşlı olanlardır. İşte öyle insanlar ağlaya ağlaya ölüme giderler de arkalarında merhamete dair bir iz aradıklarında sadece geride kendisini sürekli ileriye iten hayatın hoyrat ellerini görürler ve önlerinde ise ketum bir uçurum vardır. Her adım atışları onları Tanrı’dan daha da uzaklaştırır. İnançla inançsızlık arasında gidip gelen bu insanlar, dalga dalga yayılıp da sahili bulamayan denize benzerler. Her şey bir kasırgadan ibaret iken ve her şey bir kaos ortamı içinde allak bullak olmuş iken insan da bütün bu kaosun içinde iken dünyanın ve kendisinin bir merhametli yaratıcı tarafından korunduğuna artık inanmaz.Çünkü insanlar dişlerini bilemiştir ve yüreğini ortaya koyanların kanlarını içmiştir. Hangi ressam tablosunu kana boyamak ister der sonra Tanrı’yı inkar eder. Gözleri yaşlı bu insanlar her şeyi olduğu gibi kabul eden insanlardan daha onurludur aslında. Tanrı’dan açıklama değil sadece bir merhamet bekler.
Bütün dünyanın bir gül bahçesine dönüştüğünü gördüklerinde gözü yaşlı insanlar bir hıçkırık bir ağlayış tuttururlar. Başını iki elinin arasından kaldırdıklarında aslında hiçbir şeyin düşündükleri gibi olmadığını anlarlar. İşte o zaman göz bebekleri büyür. Ve yine ağlamaya başlarlar. Tanrı’yı yanlarında göremeyen bu insanlar daha bir gözyaşı dökerler ve her gözyaşında bir cennet sakladıkları için ağlaya ağlaya tüm cennetleri tüketirler.Sonra cehenneme giderler. Çünkü gidecekleri başka yer kalmamıştır. Çünkü cennet kapıları onlara kapanmıştır.
Gözü yaşlı insanlar önce umutlarını sonra Tanrı’sını yitirmiştir. Bu yüzden yaşlı gözlerle denize bakamazlar. Sadece gözyaşına boğulmuşlardır. Bu yüzden dua etmeyi unutmuşlardır. Ölüme yakın durdukları halde sevgiye dair bütün yollar onlara uzaktır. Çünkü yürekleri bir deniz bir kumsal olmasına rağmen hep karanlıktır. İçleri kararan gözü yaşlı bu insanların gözyaşları karanlık sulara akar. Ve o sulardan ya ceset akar ya kan akar. Tanrı’dan ağlaya ağlaya uzaklaşmaları böylece adım adım başlar.

Devamını Oku
Osman Demircan

Yemeğe içmeğe insan çok.Dostluk mideden geçmekte boğazda düğümlenmekte.Açlık insanı bütün maskeleri söküp atan en önemli Tanrı gülümsemesi olarak zuhur etmekte.İnsana senin gerçek yardımcın benim demekte.Söz dinlemeyenlere insanın vefasızlığını göstermek için fukara sofrası döşetmekte.Dostlar ve sevgililer hemen sırtlarını dönmekte ve çekip gitmekte. Kimse kimseyi kalpten sevmemekte herkes midesini düşünmekte.İnsanoğlu bir arı gibi daldan dala uçup gitmekte.Mevsimler değişmekte ama vefasızlığı değişmemekte.İnsan ballı parmak uğruna dostluklarını elinin tersiyle itmekte.
Yemeğe içmeğe insan çok.İnsanlar sürekli göbeğini kaşımakta, midesine inanmakta ve onun sesiyle hareket yapmakta.Dalları ve ağaçları bir kaşık için, bir masa için, bir tabak için yok etmekte.Dünyanın kanını emmekte.Açgözlülükle bütün güzellikleri mahvetmekte, gölleri denizleri tüketmekte, kirletmekte.Oysa denizin mavisini, nehirlerin aksini, ağaçların yeşilini, dağların güzelliğini görmemekte.Tanrı’nın gülümseyişine bakamamakta.Açgözlü insan kendini yiyip bitirmekte ve gözlerine, dudaklarına düşmanca davranmakta.Ruhunu karanlıkta bekleyen ateşlere kaptırmakta.Bütün emekleri kül olmakta.
Yemeğe içmeğe insan çok.İnsanlar aç kurtlar gibi sağa sola saldırmakta dostlukları sadece ceylan gözlü insanlarla sınırlı kalmakta.Yenilir yutulur cinsten ilişkiler kurmakta. Yiyemeyeceği arkadaşlıklar kurarsa bu gururuna dokunmakta onlardan uzak durmakta. Gururuna yedireceği insanlar aramakta.Buldukça bir kurt gibi üstüne atlamakta ve ay ışığı altında ulumakta.
İnsan en kesif orduların bir neferi gibi ortalıkta dolaşmakta.Bir aslan buffaloları nasıl kovalarsa insanları öyle kovalamakta ve etrafındakilere öyle bakmakta.Dişine göre bulduklarını yemekte dişine göre olmayanlara ise tecavüze yeltenmekte.Cam kırıkları arasında izini kaybetmeye çalışmakta.Geride dostluktan yana bir iz bir belirti bırakmamaya çalışsa da hayat yolunda her yürüyüşünde adımlarına kanını bulaştırmakta.İnsan kendi yalnızlığını kendisi yaratmakta. Tanrı’nın gülümsemesi karşısında suratını asmakta.
İnsan görmez mi kelebeğin güzelliğini.Onu yaratan hiç çirkin olur mu ki.Çiçeklere bakmaz mı bir goncanın açılışında görmez mi ki Tanrı'nın gülüşünü.Dağlara,taşlara seslense duymaz mı kendi sesini.Niçin unutur suretini.Niçin yaratılana saygı duymaz ve niçin açgözlülükle yıkar her şeyi.Dostluğa yumar gözlerini ve kör karanlık bir dünyaya mahkum eder kendini.
Yemeğe içmeğe insan çok.Arasan şu dünyada gönül ehli yok.Herkes balık yemekte.Sonra kılçığına şiirler düzmekte.Ne hayalinde beyaz yelkenli gemiler ne de kumsallar var.Aklında fikrinde martılar dolaşmakta.Çığlık çığlığa mavi suların üzerinde yaşam kavgası vermekte.Asıl hayatın tadına ise varamamakta.

Devamını Oku
Osman Demircan

Tanrılaştırdığımız sosyal kurumlar sebepleriyle nice buhranlar yaşamaktayız. Doyumsuzluslukların, açgözlülüklerin, devletin, milletin ve de tüm insanlığın yarattığı kavgalar, savaşlar, girdaplar içinde bazen cenneti bazen cehennemi tatmaktayız. Oysa kabullunmek olmamalı bazen. Bazen masayı devirmek gerek. Sonra da bırakacaksın sen değil başkaları toplasın. Ya da oturup masada her şeyi sineye çekip kabulleneceksin. Beterin beteri var deyip kafayı çekeceksin. Beynin afyonlaşırken başka bir şeyi görmeyeceksin. Bu şekilde at gözlüğü takmış gibi hayatın engelli yollarında bir sağır gibi bir kör gibi yürümeye devam edeceksin.Toplumsal sözleşmeleri, yanlış değer yargılarını bir ayet gibi kabul edeceksin. Elinden zeytinin alınsa bile sen yine de herkese zeytin dalı uzatmaya devam edeceksin. Bir dayak yediğinde çok şükür ikincisini de yiyebilirdik diyerek mutlu olmaya çalışacaksın. Tanrılaştırdığımız sosyal kurumları eleştirmekten günaha girmek korkusuyla kaçınacaksın.
Ya da bir devrimci olacaksın. Her defasında devireceksin masayı. İnsanların tıkınıp durmasına karşı çıkacaksın. Halkı yiyip bitiren, tüketen kurtlar sofrasına bir aslan gibi saldıracaksın. Hep böyle gitmez diyeceksin. Ve bunu Tanrı adına toplumsal kurumları putlaştıran kişilere karşı yapacaksın. İki parmağını değil tek parmağını havaya haldırarak kötü gidişe zulme işaret ederek dur diyecesin.
Boyun eğmeyi bırakıp hep aynı zihniyetin, düşüncenin, duygunun kurbanı olmamalıyız. Çalışıp çabalamalı hep bunların üzerine giderek yeni fikirler, yeni durumlara yol açmalıyız.
Toplumsal dayatmaların insana karşı yaptırımlarına izin vermemeliyiz. Çünkü bu işten nemalananlar vardır. Çünkü bu işten ekmeğine yağ sürenler var. Bir toplumu kutsallaştırılmış kurumlarlarla yönetmek kolaydır. Çünkü karşı çıkanı aforoz edersin ve toplumdan uzaklaştırırsın. Böyle olunca sosyal kurumların en tepesinde olanlar bir papaz gibi bir kardinal gibi ortalıkta dolaşırlar. Toplumda bir günah keçisi bulurlar ve onu kurban ederler. İşte Türkiye bu yüzden ortaçağ karanlığından kurtulamamaktadır.

Devamını Oku
Osman Demircan

Namlunun içine gaddarca bir kurşun sürdüm
Hayalimdeki bütün kuşları gözlerinden vurdum.
Bir insan öldürseydim katil olurdum düpedüz
Ben Tanrı olma adına tüm insanları öldürdüm.

Cami avlusunda, kilise önünde kuşları gördüm

Devamını Oku
Osman Demircan

Bu taştır diyerek çekip gitmemelisin
Beni yineden yeniden inşa etmelisin
Aklımdan fikrimden duvarları yıkarak
Düşmüş başımı yerden kaldırmalısın
Kafamı yarmayan taşları göstererek
Hepsi birer şanssızlıktır dememelisin

Devamını Oku