Maziyi mezara gömmek istersin,
Küreğe uzanan ellerin titrer.
Benden uzaklarda yaşasın dersin,
Demesi kolay da, dillerin titrer.
Hasret, hatır, hüzün insana özgü,
Evlat baldır, torun kaymak
Olmuyor tadına doymak.
Biri candır, biri ciğer
Ne mümkün onlardan caymak.
Bir mutluluk için düştüm peşine,
Yıllarımı yollarında tükettim.
Bir damla su umdum, aşk ateşine
Umudumu çöllerinde tükettim.
Reva gördün bin bir çeşit zulümü,
Yat kalk ile savdık onca seneyi,
Hayali bitirdik, düşü tükettik.
Bazen sabır deyip sıktık çeneyi
Sağlam otuz iki dişi tükettik.
Yoksa; malın, mülkün, makamın, mevkin
Şu yalan dünyada hiç hükmündesin.
Bir küçük amirsen, az buçuk zengin,
Bu sefer başlarda taç hükmündesin.
Boyun posun, sağın solun uygunsa,
Kış mevsimi uğradım bir aralık
Bayıldım dört yanı yeşil Ordu'ya.
Hava güzel; ne çok soğuk, ne ılık,
Kar henüz uğramış değil Ordu'ya.
Cennet bu dersiniz gelip görseniz,
İşi gücü hep kötülük, kalleşlik
İblis ile aramızı boz oruç.
Bu senede eyle bizlere eşlik,
Ecrimizi yine fazla yaz oruç
Manevi bir iklim süslüyor ruhu,
Önce bir dilini tut, sonra da ramazanı,
Sinirine hâkim ol, bekliyorken ezanı.
Cenabı Hak sever mi, hiç ağzını bozanı?
Hangi âlime sorsan aynı bunun cevabı,
Oruç bozulmaz ama kuşa döner sevabı
İstiyorsan seni alıp uzaya
Götürürüm ama önce bir oy ver.
Karman çorman yıldızları hizaya
Getiririm ama önce bir oy ver.
İstemezsen şayet yüksek rakımı,
Gecenin koynunda uykuya daldım
Rüyalar tedirgin eyledi beni.
Ağzından iki üç tatlı söz aldım
Az da olsa teskin eyledi beni.
Düştüm işte bir çift derin çukura




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!