Bak altmışa dayamışsın merdiven,
Yalnız bir basamak kaldı ihtiyar.
Er geç biter hayat denen serüven,
Yolculuğa ramak kaldı ihtiyar.
Çocukluk çok çabuk geçtiğin eşik,
Esen yelden uçan kuştan nem kapıp,
Selamı sabahı kesmen olmuyor.
Bir habbe hatayı mesele yapıp,
Deli boran gibi esmen olmuyor.
Korkutmakla gönlümün hevesini
Biz de toprak olacağız sonunda,
Üstümüzde ya gül açar ya diken.
Belki rızık kesilecek anında
“Bana bir yemek ver, su ver” der iken.
Son bulur oyuncu olduğun dizi
Cehalet derdine derman
Yalnız sende öğretmenim...
Görüyorum ki her zaman
Aklın Fende öğretmenim...
Çalışana yağar tebrik,
Seviye mükemmel, notlar pekiyi,
Birinci sınıflar işi öğrenmiş.
Bilmezlerken daha; biri, ikiyi,
Şimdi üçü, dördü, beşi öğrenmiş.
Sökmüş okumayı; erkekler kızlar,
Ballar akar; tatlı tatlı
Dillerinden öğretmenin!
Yaya giden; gelir atlı
Yollarından öğretmenin!
Onda bağışlanır her suç,
Gönüllere sevgi şehri;
Kuran sensin öğretmenim.
Her türlü mikrobu, zehri,
Kıran sensin öğretmenim.
Her çocuğu bir gül sayıp,
Defterde kitapta yok bir numara
Telefonunun kıymetini bil Oğul.
Fırlatıver çantayı bir kenara
Geç kalma tableti ele al Oğul.
“Oku” demek hakarettir bir gence
Sevda ateşiyle yanan bağrımı,
Söndürse söndürse O kız söndürür.
Sabah akşam devam eden ağrımı
Dindirse dindirse O kız dindirir.
Kolay kolay çekilmek yok kenara
Ne sözümde ne özümde yalan var
Kırk sene düşünüp durdum o kızı
Yok kalbini açacak bir anahtar
Erişilmez kale gördüm o kızı.
İstemedim örselensin çiçeğim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!