Müfettişin hali vakti nasıldır,
Yazmak istiyorum kaçtır üstadım.
Bu nadide meslek onlarca yıldır,
Başımızda altın taçtır üstadım.
Yaşanmış bir hayli tatlı dönemler,
USTA
Siyasetin kitabını sen yazdın
Aklını kullanan okuyor Usta.
Yarasa tiplerin gözünü bozdun
Işığın onları yakıyor Usta.
Uzanıp yatmışım kara
Topraklarda üşüyorum.
Meylettim yüce dağlara
Konaklarda üşüyorum.
Eylüldü çıldırdı evren
Deli gönül şu üç günlük dünyada,
Düşmesin bağrına közden uzak dur!
Çok dolaşma, hayallerde rüyada
Gün doğanda erir, buzdan uzak dur!
Öyle adam (!) var ki susarsa çatlar,
Suriye’ye seferimiz var diye
İki ay önceden ilan eyledik…
N’olur bizi kıskanmasın Türkiye
Orayı ikinci vatan eyledik…
Nakip oğlundaydık yoorum ilk akşam,
Senelerin arkasına saklanıp
Kaybetmeye çalışırsın izini.
Sona ermiş olsa bile bu takip
Görececeğiz hayatın sürprizini.
Şehre iner, isimlerle konuşur
Kıra çıkar resimlerle konuşur.
Yakalarsa istediği havayı
Yaz kış demez mevsimlerle konuşur.
Vuslat kalmasın son deme,
Yola su tut, kurumasın.
Kum, kumsal fark etmez deme,
Çöle su tut, kurumasın.
Yoktur bir kırgını, küsü
İlk göz ağrımızın ilk göz ağrısı,
Bugün ilk etabı başardı Taham.
Bir hoş etti gözlerimi doğrusu
Güleyim diyorken yaşardı Taham.
Her saniye bir kişi, biner tahtadan ata
Sıra bekler geride, nice müstakbel mevta.
Pamuk ipliği ile bağlıyken şu hayata,
Her ölen bize göre ya yaşlıydı ya hasta.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!