İğne vuran, sargı saran
Eline nazar değmesin…
Şu hasta halimi soran
Diline nazar değmesin…
Saçlarıma yağan karı,
Türk’ü, Kürd’ü, Çerkez’iyle, Laz’ıyla
Türkiye’dir tek evimiz barkımız.
Davuluyla, zurnasıyla, sazıyla
Aynı değil mi Türkümüz, Şarkımız.
Köklerimiz, yaprağımız birdir ya
Paydos zili er geç çalar
İşimiz bir yere kadar.
Gülen gözlere yaş dolar,
Neşemiz bir yere kadar.
Boştur dönse de nevrimiz
Cem edip camiye cemi cümleyi,
Bir günün ismini cuma eylemiş.
Müminler dediği bu aileyi,
Hacda her yıl bir ictima eylemiş.
Hem şeytanı yaratmış, hem meleği,
Gah denizde, gah ırmakta, gah gölde
Şaşkın ördek gibi yüzer Mustafam.
Perişan haline acıma gel de
Ordu, Samsun, Bafra gezer Mustafam.
Gitmedi havası suyu hoşuna,
ÖĞRETMEN ÖĞÜDÜ
Küçücüktüm sağ elime bir kalem,
Tutuşturdun güzel güzel yaz dedin.
O günden bu güne dur durak bilmem,
Besbelli iğneyle kuyu kaz dedin.
Defterde kitapta yok bir numara
Telefonunun kıymetini bil Oğul.
Fırlatıver çantayı bir kenara
Geç kalma tableti ele al Oğul.
“Oku” demek hakarettir bir gence
Ne sözümde ne özümde yalan var
Kırk sene düşünüp durdum o kızı
Yok kalbini açacak bir anahtar
Erişilmez kale gördüm o kızı.
İstemedim örselensin çiçeğim,
Bu gün tahtın, tacın sahibi olan,
Yârin iki taşa razı olacak.
Halkın karşısında kurt gibi olan,
Hakkın huzurunda kuzu olacak.
Bir gün bedeninden çıkacak canın,
Yürüdüm pazara doğru,
Bir yıl daha satmış oldum.
Beşikten mezara doğru,
Altmış adım atmış oldum.
Gelip geçti bak nasıl da,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!