Bir “Çeşme” kondurdu yolun başına
“İçim Yanar” diyen içsin istedi.
Sitem etti hep “Akşam Güneşi”ne,
Hüzün değil neşe saçsın istedi.
“Sabahı Olmayan” gecesi vardı,
ABD’nin kucağına oturmak,
Biliyorum büyük onurdur sana.
Yedikçe haşhaşı geviş getirmek,
Eşsiz mutluluktur huzurdur sana.
Bulunmazken sızmadığın tek makam
Feto’un eline geçseydi ülke,
Evvela din, iman yasaklanırdı.
Beş vakit çan dinletirdi bu halka
Hem selâ, hem ezan yasaklanırdı.
Öyle seksen, doksan değil; yüzde yüz
Makamın mevkinin sarhoşu olup,
Aymayana selam vermem doğru mu?
Önüne üç kazan yemeği alıp,
Doymayana selam vermem doğru mu?
Benciller dünyada rahattır rahat,
İster kısalt ister dolandır yolu;
Unutma son durak boş bir çukurdur.
Şimdilik ceplerin para pul dolu,
İşlerin yolunda tıkır tıkırdır.
Mal mülk yalan, hayat ufacık bir düş
Bu dünyanın; ne kulpu var ne sapı,
Neresinden tutsam kayıyor Gardaş!
Ne çevresi belli ne yarı çapı,
Şudur diyen de var sayıyor Gardaş!
Kan kokar her yanda taşı toprağı,
Gençliğime rastladım tam bu yolda,
Leyla'sını arıyordu garibim.
Gel gülme her şeyden haberdar ol da,
Ham hayaller kuruyordu garibim.
Ne bugün ne yarın vardı aklında,
Kimi geldi şu dünyaya mal için,
Ummadığı kadar yığdı da gitti.
Kiminin gidişi oldu pek hazin
Başını kadere eğdi de gitti.
Kimi bir goncaydı açmadan soldu,
GİDİŞAT
Kovalayan varmış gibi günleri,
Hepsi doludizgin kaçıp gidiyor.
Dondurmak ne mümkün mutlu anları,
Onlar da kuş gibi uçup gidiyor.
Göremez oluyor fazla uzağı,
Evvela gözlerin feri gidiyor.
Mesafeler ürkütüyor ayağı,
Üç ileri, iki geri gidiyor.
Gözlere bir gözlük, kulaklara fiş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!