BURDUR İLE HASBIHAL
Pisidia tarihteki ilk adım,
Yola ta oradan çık dedi Burdur.
Dört yanımı gez dolaş adım adım
Kelamı kâğıda dök dedi Burdur.
Onlarca senedir misafirimsin
Bir başka tarafa salmadım inan…
Yüreğime astığım tek resimsin
Seni hiç oradan almadım inan…
Bazen seni ilk gördüğüm gündeyim,
Yıllar önce mübarek toprağında,
Küfre mezar kazan erlere selam.
On beşinde, tam çocukluk çağında,
Destanını yazan erlere selam.
Kovuldu düşmanlar Gelibolu'dan,
Altın kaç para ki, gümüş kaç para
En kıymetli maden candır canım can.
İmkanı olsa da sürsek pazara
En çok para eden candır canım can.
Mal mülk baş tacı, o yerde sürünür
Çankırı şehrine düşerse yolun,
Yarenleri mekanında izle gel.
Müsaitse zamanın, paran pulun
Kırk yılda bir değil, daha fazla gel.
Beş altı tuz lamba doldur torbaya
Çarşamba da bir havalı kız gördüm,
Soruşturdum ismi Fatma dediler.
Açılayım diye bir karar verdim,
Tıpkı Yeşilırmak, batma dediler
Nerde görsem hep çatıktı kaşları,
O simsiyah gözlerinin seyrine,
Doyamadım, doyacağım yok benim.
Mahrum etme sevdiklerin hayrına,
Başka arzum, diyeceğim yok benim.
Seninle değişir rengi güzlerin,
Çiğ süt emmiş insanoğlu,
Çiğ etten mi çekinecek.
Yaşam tarzı dedikodu
Gıybetten mi çekinecek.
Yıkamakla bitmez kiri,
Koptu bürokrasi yargı ayağı,
“The Cemaat” topal ördeğe döndü.
Kesildi bir anda para kaynağı,
Maklubeden kuru ekmeğe döndü.
Battı ay ışığı, çöktü yakamoz
Renkleriyle süsler güzü İstanbul
Zaten ilkbaharın yüzü İstanbul.
Görenler gezenler şahittir buna,
Cennetin bir küçük cüzü İstanbul.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!