Kimliğine baksak doğduğun mekan,
Cennettir yüzde yüz Güzel İstanbul…
Fark eder bakmayı bilen her ki insan
Ortada onca iz Güzel İstanbul…
Önde girdin; 1.000’e hem 2.000’e
HABERİMİZ OLMALI
Buğday gibi öğütürken yılları,
Unumuzdan haberimiz olmalı.
Boşa harcamak yok bu akılları,
Konumuzdan haberimiz olmalı.
Devamlı ağrıtır kulun başını,
Bu seneler var ya artar habire.
Kimisi saklamak ister yaşını
Saklar üzerini örter habire.
Mutluluk da paylaşılır elem de
Hakim olsam çenesi düşük iti,
Kulaklara hürmetten tutuklardım.
Ufak demem inan pireyi, biti
Taşıdığı illetten tutuklardım.
Haklıyı haksızı asla bir tutmam,
Tamamlandı ömrüm altmış beş yılı,
Yeni bir döneme girdi Halil Bey.
Son senesi geçti hayli acılı,
Eşini toprağa verdi Halil Bey.
Yanaştı kıyıya bir sessiz gemi,
Bal gibi incire, siyah üzüme
Baktıkça aklıma Haltanlı gelir.
Birisi bu nimetleri önüme
Döktükçe aklıma Haltanlı gelir.
Çirtiği değerdi koca bir bağı,
Bir yudum tatlı su, sunmazsa pınar,
Dudak harap olur, dil harap olur.
Beslemezse bir gövdeyi on damar,
Yaprak harap olur, dal harap olur.
Dere ne ki deryalarda yüzene
Seyreylerdim cemalini uzaktan,
Geceme doğan bir aydı Haserlim.
Yangın çıktı çaktığın o çakmaktan
Sesimi üç kuşak duydu Haserlim.
Varsın zaman damga vursun bedene,
Bir kış mevsiminde, şubat ayında
Terlemeden dolaş hele Hatay'ı.
Bir sıcaklık havasında, suyunda
Etkilemez soğuk çile Hatay'ı.
Yeşile doymayan aç gözlü şehir,
Gezer anlatırım bu yurdu il il,
Es geçmem gördüğüm yerde hatayı.
Evliya Çelebim etmişken vekil,
Dolaşayım dedim bir de Hatay'ı.
Tam dört mevsim baharı yazı olan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!