ERZURUM
Belgelere göre yaşın yedi bin,
Daha nice binli yıla Erzurum.
İstiyorsan olurum baş kâtibin,
Vermem sırlarını ele Erzurum.
“Hele dadaş hoş musan” deyip hatır,
Soranlar diyarı Erzurum’dayım.
Şerdir zannedilen işlerde hayır,
Görenler diyarı Erzurum’dayım.
Dost olana ne ad sorar ne kimlik,
Dedim: Erzen-i Rum? Dedi ilk adım,
Silinmez künyemden hala Erzurum.
Dedim: Türk Milleti? Dedi ecdadım,
Dedi: “Sırrım vermem ele” Erzurum.
Dedim Sarı gelin? Dedi mezarda,
Unuttum çok şeyi işin gerçeği,
Bir tek o yılları unutamadım.
Deremedim uzanıp o çiçeği,
O yüksek dalları unutamadım...
O günlerden kalmış yirmi otuz poz,
Elli yıllık bir hayatın sonucu
Şakülu kaydırmış deliyim biraz.
Arada bir kör şeytana pabucu
Tutup ters giydirmiş deliyim biraz.
O karşımda uslanmaz bir talebe
Fatih Sultan İstanbul’u alarak
Pırıl pırıl bir çağ açmadı demek (!)
Ulubatlı o gün şehit olarak
Bu fani alemden göçmedi demek (!)
Çıkarsın karşıma kırk sene sonra
Kalbi, tansiyonu vardır demezsin.
Kanar birden kabuk bağlayan yara
Al da şu mendili durdur demezsin.
Kaç kavimle yaşadın kim bilir dün,
Ben beş derim , sen de noksan Denizli.
Kadim dostun Türk’ten gayrısı bugün
Olmuş bak hâk ile yeksan Denizli.
Toz kondurmaz hiçbir kavmin izine,
Dediler; Maraş’tan bir haber geldi,
Yok etti binlerce binayı deprem.
Sarsılan tek Maraş değil on ildi,
Perişan eyledi güneyi deprem.
Bir yanda umutlar, bir yanda hüzün
Otuz yıl süren illetin,
Bir ilacı olsun derim…
Yeter çektiği milletin
Acılar son bulsun derim..
Sağcı- solcu dendi önce,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!