Altmış ya da yetmiş yıl her gün gezer tozar da
Bir şeyler alır satar insanlar bu pazarda.
Sattığından kurtulur bunu anlıyoruz da
Aldığına yer var mı o daracık mezarda.
“Ol” emriyle gördüğün kainatı,
Yaratan biri var haberin olsun.
Doğan ölür, bu düzenli hayatı,
Yürüten biri var haberin olsun.
İnandırmak zordur kalbi körleri,
Koyma beni akıllılar içinde;
Zırdelinin biriyim ben Allahım.
Noksanlık yok kulların hiç birinde,
Her konuda geriyim ben Allahım.
Hiçbir işte belli değil kararım,
Bencillikle katılaşan kalpleri
İman ateşiyle erit Allah'ım.
Rehber eyle bizlere Peygamberi
Her zaman Hak yolda yürüt Allah'ım.
Örmedik araya etnik ağları,
Bulsam her kapıyı açan anahtar
Doğup büyüdüğüm köye koşardım.
Erik, dut toplardım daldan bir miktar
Çocukluğu bir kez daha yaşardım.
Dönmezdim üç beş yıl yapmadan rötar
İki yıl peşinden koştuğum güzel,
Gitti başkasına yar oldu Anam!
Uğruna dağları aştığım güzel,
Karşımda geçilmez sur oldu Anam!
Bu sevdayla düştüm halden hallere,
Gençlik dolu yıllar verdim ben sana
Bir karşılık alamadım Ankara.
İkbal yolu açtın bir çok insana,
Bir ben fırsat bulamadım Ankara
Bir parmak bal lutfettin bendenize
Giderken yeşildi bağ, bahçe, bayır
Döndüm ki bürünmüş kara Ankara.
Hakkın her işinde vardır bir hayır,
Demem şu ak, şu da kara Ankara.
Gurbet ülkesinin sensin başşehri,
Ankara; gariban memurun kenti,
Bir gün bonkör, yirmi dokuz gün pinti.
Mamak, Sincan; işçi, köylü yurttaşı,
Çankaya ağırlar leydi'yi, kont'u.
Ne hasrete dayanır ne ateşe,
Şu bedenim daha firiktir Annem.
Gündüzleri yaşasam da pür neşe,
Geceler yangına körüktür Annem.
Bensiz bilmem nasıl yatar uyurdun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!