Hislerini söyleyemez, yazamaz
Sanırsın o kadar cahildir gönlüm.
Bir kez sevdi; gücenemez, kızamaz
Hoyrat da kaba da değildir gönlüm.
Dilersen sazına mızrap olayım
Ne idi adını ben de unuttum
O güzel kadını ben de unuttum.
Desem de inanma elbette yalan,
Aklıma değmedi kalbimi çalan
Bir zamanlar bu dört duvar içinde,
Onlarca öğrenci okur, yazardı.
Öğretmen, öğrenci şimdi izinde
O sebepten her tarafı ot sardı.
Kapatınca öğretmenlik faslını
Yıllar önce mübarek toprağında,
Küfre mezar kazan erlere selam.
On beşinde, tam çocukluk çağında,
Destanını yazan erlere selam.
Kovuldu düşmanlar Gelibolu'dan,
Altın kaç para ki, gümüş kaç para
En kıymetli maden candır canım can.
İmkanı olsa da sürsek pazara
En çok para eden candır canım can.
Mal mülk baş tacı, o yerde sürünür
Çankırı şehrine düşerse yolun,
Yarenleri mekanında izle gel.
Müsaitse zamanın, paran pulun
Kırk yılda bir değil, daha fazla gel.
Beş altı tuz lamba doldur torbaya
Çarşamba da bir havalı kız gördüm,
Soruşturdum ismi Fatma dediler.
Açılayım diye bir karar verdim,
Tıpkı Yeşilırmak, batma dediler
Nerde görsem hep çatıktı kaşları,
Çiğ süt emmiş insanoğlu,
Çiğ etten mi çekinecek.
Yaşam tarzı dedikodu
Gıybetten mi çekinecek.
Yıkamakla bitmez kiri,
Koptu bürokrasi yargı ayağı,
“The Cemaat” topal ördeğe döndü.
Kesildi bir anda para kaynağı,
Maklubeden kuru ekmeğe döndü.
Battı ay ışığı, çöktü yakamoz
Renkleriyle süsler güzü İstanbul
Zaten ilkbaharın yüzü İstanbul.
Gezip dolaşanlar çok iyi bilir
Cennetin bir küçük cüzü İstanbul.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!