Sımsıkı bağlıyım ben o maziye,
Unutuldu sanıyorsun eminim
Son vermedim diye pembe diziye
Sen de beni kınıyorsun eminim.
Bilemedim o gün yolu yordamı,
İstanbul’u; Fatih Sultan’dan sonra
Arabalar teslim almış Emmoğlu.
Köprüler geçitler bilmem kaç sıra
Demir yığınıyla dolmuş Emmoğlu.
Ne diploma istenir, ne ehliyet
Eğreti dünyanın oynak kulpuna,
Sarılırsak iyi olmaz emm’oğlu!...
Mikropları bırakıp da sabuna,
Darılırsak iyi olmaz emm’oğlu!...
Babanın sırtına sarılan yükü,
Gökler taşıyamaz, yer taşıyamaz.
Dışarıdan hafif görülen yükü,
O yiğitten başka er taşıyamaz.
Gemiye yüklesen S.O.S verir,
Belgelere göre yaşın yedi bin,
Daha nice binli yıla Erzurum.
Bugün olmak isterim baş kâtibin,
Vermem sırlarını ele Erzurum.
Kapılar açmışsın Kars'a, Tebriz’e,
ERZURUM
Belgelere göre yaşın yedi bin,
Daha nice binli yıla Erzurum.
İstiyorsan olurum baş kâtibin,
Vermem sırlarını ele Erzurum.
“Hele dadaş hoş musan” deyip hatır,
Soranlar diyarı Erzurum’dayım.
Şerdir zannedilen işlerde hayır,
Görenler diyarı Erzurum’dayım.
Dost olana ne ad sorar ne kimlik,
Dedim: Erzen-i Rum? Dedi ilk adım,
Silinmez künyemden hala Erzurum.
Dedim: Türk Milleti? Dedi ecdadım,
Dedi: “Sırrım vermem ele” Erzurum.
Dedim Sarı gelin? Dedi mezarda,
Geçmiş seneleri döktüm eleğe
Alta tatsız tuzsuz günler döküldü.
Dolmuş hepsi ömür denen şeleğe
Taşıdıkça gözden kanlar döküldü.
Sandım yaşım yaşadığım kadarmış
Gönüldür bu güle dokunmak ister,
Dikenine bile dokunmak ister.
Türkü yakıp saçının her teline,
Şu mızraba, tele dokunmak ister.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!