Gah denizde, gah ırmakta, gah gölde
Şaşkın ördek gibi yüzer Mustafam.
Perişan haline acıma gel de
Ordu, Samsun, Bafra gezer Mustafam.
Gitmedi havası suyu hoşuna,
Uğurlasın Bağdat’tan Genç Osmanlar;
Şehitlerin Bey’i Mehmet Geliyor..
Karşılasın Ulubatlı Hasanlar;
Türk’ün Gözbebeği Mehmet Geliyor..
Söze Sığmaz; Cesareti Mertliği
Koca lafı yapıştırır bağrına,
Karışma kimsenin işine oğlum.
Kırk yanlışla cevap verir doğruna,
Gel çeneni yorma boşuna oğlum.
Göz hassastır hiç batmasın hatalar,
Sonunda titretti bizi de bu gün,
“Üşüyorum” diyen sözün Muhsin Bey!
Milletin kederli, milletin üzgün
Çöktü bağrımıza hüzün Muhsin Bey!
“Dam”da geçirdiğin yıllar zulümdür,
Bu dördüncü sınavım, mülakatım
İnşallah bunu da geçer giderim.
Geçmeye yetmezse gücüm takatim
Bir bardak soğuk su içer giderim.
Anamızdan doğmadık ya müfettiş,
Bu belki de girdiğim son mülakat,
Zira yaş elliyi geçip gidiyor.
Heyecan, endişe arttı üç beş kat
Tansiyon yukarı uçup gidiyor.
Ölüm bize yakın biz de ölüme
Ondan uzaklaşmak kaçmak ne mümkün.
Milyonlarca mevta “bak der halime”
Bu sesi duymadan geçmek ne mümkün .
Hayat bir bilmece ömür masalmış
Mustafamız aramıyor sormuyor
Bir suç mu işledim kusurum mu var?
Bu hale nedense aklım ermiyor
Bilmediğim başka bir durum mu var?
Bir şu fırın yaktı beni, bir de sen,
Aşkınızdan oluverdim kül gibi.
Susamla simit gibiyiz senle ben,
Sarmaş dolaş yaşıyoruz gül gibi.
Çemredik kolları hamur yoğurduk
“Çek git dedi şu Iğdır’dan kör şeytan
Mel’unun sözüne uyarak geldim…”
Desem yalan olur vallahi yalan..
Hayırlısı budur diyerek geldim…
Valim “gitme” diye haber gönderdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!