Bakmayın kesilen onca sığıra
Bu yılda bayramı kurban ettik biz.
Gelmedi akraba eş dost hatıra ,
Kalkıp yine sahillere gittik biz.
İşimiz beş değil şeş değil, hezar
Gecesiyle, gündüzüyle üç günün
Adı gibi, tadı da bayram olsun.
Kaybolmasın zevki, lezzeti dünün,
Sımsıcak dostluğa hep devam olsun.
Ramazanın bereketi, rahmeti,
Kalburlardan, eleklerden geçirdim
Anlamadım nedir türün be adam…
Kılı kırk yaran ölçekten geçirdim
Düşükmüş ayarın, kurun be adam…
Huylarını yazsam dev bir afişe
Her yuvanın düşüncesi, dileği
Yaşayıp gördüm ki bebekmiş bebek.
Yoksa da kanadı, tüyü, teleği
En gerçek, en güzel melekmiş bebek.
Elbet Hak indinde adalet esas,
Dünyada yeri yok kara toprağa
Konsun derim seni benden ayıran.
İlkbahar ayında kuru yaprağa
Dönün derim seni benden ayıran.
Tek isteğim; göze göz, dişe diş de
Umutların katilini zindana
Atacaksın ki yüreğim soğusun.
Dosta gitmez, ciğerini düşmana
Satacaksın ki yüreğim soğusun.
Dünyada ne varsa onun hakkı mı,
Unut artık dersin, o çok zor işte
Sözüne inanıp kanarsam belki…
Şimdi olmaz; ileriki bir yaşta
Aklımı kaybedip, bunarsam belki…
Elbette güzel şey dönmek dünlere.
Ne sözümde ne özümde yalan var
Kırk sene düşünüp durdum ben onu.
Yok kalbini açacak bir anahtar
Erişilmez kale gördüm ben onu.
İstemedim örselensin çiçeğim,
Sabah, öğle, akşam kaçsan da benden,
Düşte yakalarım, düşte ben seni.
Gençsin, dinçsin koş bakalım hep önden,
Düş de yakalarım, düş de ben seni.
Meyve vermek için çiçek açsan da
Korkutmuyor güzümüzü nedense,
Ne şu beyaz kefen, ne kara toprak.
Azrail çektiği zaman el ense
Mecburen sallarız bembeyaz bayrak.
Bu gün de kurtuldum diyen serseri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!