İki yıl peşinden koştuğum güzel,
Gitti başkasına yar oldu Anam!
Uğruna dağları aştığım güzel,
Karşımda geçilmez sur oldu Anam!
Bu sevdayla düştüm halden hallere,
Gençlik dolu yıllar verdim ben sana
Bir karşılık alamadım Ankara.
İkbal yolu açtın bir çok insana,
Bir ben fırsat bulamadım Ankara
Bir parmak bal lutfettin bendenize
Giderken yeşildi bağ, bahçe, bayır
Döndüm ki bürünmüş kara Ankara.
Hakkın her işinde vardır bir hayır,
Demem şu ak, şu da kara Ankara.
Gurbet ülkesinin sensin başşehri,
Ankara; gariban memurun kenti,
Bir gün bonkör, yirmi dokuz gün pinti.
Mamak, Sincan; işçi, köylü yurttaşı,
Çankaya ağırlar leydi'yi, kont'u.
Anlıyorsan işaretten imadan
Göz gezdir gözümden anla sevdamı
Mecnun musun, meftun musun demeden
Nazar et yüzümden anla sevdamı
Bu garip sevdandan olmuşsa mestan
Ne hasrete dayanır ne ateşe,
Şu bedenim daha firiktir Annem.
Gündüzleri yaşasam da pür neşe,
Geceler yangına körüktür Annem.
Bensiz bilmem nasıl yatar uyurdun,
Gönlün gözleridir ışık kaynağı
Dikene takılmaz gülü arayan.
Yüklenir kanada onlarca dağı,
Yılmadan dolaşır balı arayan.
Sevda noktasında buluşan ağlar,
İnsanı da biraz sızlatmış çok mu,
“Güneş’i üşütüp” donduran şehir.
Baharı daha da özletmiş çok mu,
Kışları uzatıp sündüren şehir
Yetmiyor demek ki Güneş’in feri (!)
Bugün geldik sözün bittiği yere,
Acılı yürekler bilmem susar mı.
Ana baba boyun büküp kadere
Feryat figan eylemeyi keser mi.
Çekip bir köşeye her şeyden evvel,
Çok şükür başladı aşı sezonu,
Sıran gelir gelmez durma aşı ol.
İnşallah gelecek covidin sonu
Fahrettin Koca’yı kırma aşı ol.
Aşı ol ki şu maskeyi çözesin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!