Bu dünyada görevli bir memuruz
Gelip nöbetini tutan gidiyor.
Ne bir söz sahibi ne de amiriz
Padişah gidiyor, sultan gidiyor.
Ayrılık ayları eylülle ekim
Çok çabuk geçiyor aylar seneler
Şaştım iki olmuş yaşı Elif'in.
İncilerle dolmuş alt üst çeneler,
Parlar beyaz beyaz dişi Elif'in.
Boş durmadı değirmen yıl öğüttü,
Hodri meydan çekiyordum yıllara,
Sayı çoğaldıkça işler değişti…
Dev kayalar döker oldu yollara,
Eski ufak tefek taşlar değişti…
Koca bir dağ; dolaştığım yamaçlar
Tam üç hafta kucak açtın bana da,
Elveda hoşgörü şehri elveda.
Kızıp da köpürme hemen, sana da
Elveda ey Asi nehri elveda.
Yakan öyle bir yaktı ki fırını
Yolcu bekliyordum; Yaşım on yedi,
Bir his yılma bekle, gelir O dedi.
Yol mu uzun, yokuş; yolcum mu tembel
Yaş elliyi geçti hala gelmedi.
Seneler seneler sonra yeniden,
Aklıma getirdin geçmiş günleri…
Gözümün önüne serdin aniden,
Yorgun hafızamdan uçmuş günleri.
Ancak yıllar sonra çözüldü esrar,
Bir gün sende bıkacaksın zulümden,
O zalim kalp adalete gelecek.
Pişman olup işlediği cürümden
Sivri dilin nedamete gelecek.
Alacaksın sırtımdaki karayı,
Alakayı kestin bizim ile dost
Ara sıra sohbete gel, çaya gel.
Seni bekler tüylü koltuk, yünlü post
İster arabayla ister yaya gel.
Barınmıyor ıssız yerde mutluluk
Daha yaşın çeyrek iken yarımken
O sevimle yüzle gülüşün güzel.
Büyüğün yapması büyük cürümken
Uykuları senin bölüşün güzel.
Belli yaşa kadar masum, sabisin
Yolcu bekliyordum; Yaşım on yedi,
Bir his yılma bekle, gelir O dedi.
Yol mu uzun, yokuş; yolcum mu tembel
Yaş elliyi geçti hala gelmedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!