Gelmiş ömrünün hazanı
Gül ararsın deli gönül…
Savurmak için harmanı
Yel ararsın deli gönül…
Nedir bu tükenmez istek?
“Çek git dedi şu Iğdır’dan kör şeytan
Mel’unun sözüne uyarak geldim…”
Desem yalan olur vallahi yalan..
Hayırlısı budur diyerek geldim…
Valim “gitme” diye haber gönderdi
Gönlümde taht kurmuş bir sultanım var,
Yalana sığınıp yok mu diyeyim.
Örülmüş arada kırk yıllık duvar,
Bu saatten sonra yık mı diyeyim.
Uçar mı kanadı kırık bir serçe,
Yoksa vahşi canavardan farkımız,
Ha Kürt olmuş ha Türk olmuş ırkımız.
Madem atışmak istersin,
Çık meydana Muallim Bey…
Sesi gür şairim dersin,
Ak meydana Muallim Bey…
Sen yenersen bu çırağı,
Karlı kapkara bir Şubat gününde
Tanıştık Muhammed Ali Üstadım.
Gece saat dörtte, uyku anında,
Yıktı deprem on bir ili Üstadım.
Eşten dosttan alır almaz haberi
Hor görürsen Yüce Türk Milletini,
Nefret kazanırsın, kin kazanırsın…
Kontrol edemezsen bu hiddetini,
Aziz Nesin gibi ün (!) kazanırsın…
Çık sahneye sen de söyle şarkını,
Sonunda titretti bizi de bu gün,
“Üşüyorum” diyen sözün Muhsin Bey!
Milletin kederli, milletin üzgün
Çöktü bağrımıza hüzün Muhsin Bey!
“Dam”da geçirdiğin yıllar zulümdür,
Bu dördüncü sınavım, mülakatım
İnşallah bunu da geçer giderim.
Geçmeye yetmezse gücüm takatim
Bir bardak soğuk su içer giderim.
Anamızdan doğmadık ya müfettiş,
Bu belki de girdiğim son mülakat,
Zira yaş elliyi geçip gidiyor.
Heyecan, endişe arttı üç beş kat
Tansiyon yukarı uçup gidiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!