Paydos zili er geç çalar
İşimiz bir yere kadar.
Gülen gözlere yaş dolar,
Neşemiz bir yere kadar.
Boştur dönse de nevrimiz
Cem edip camiye cemi cümleyi,
Bir günün ismini cuma eylemiş.
Müminler dediği bu aileyi,
Hacda her yıl bir ictima eylemiş.
Hem şeytanı yaratmış, hem meleği,
Rüzgar esende tozar mı?
Yolları nicedir O’nun! ....
Hala birine kızar mı?
Dilleri nicedir O’nun! ....
Kan kaynadı, yürek coştu,
Benzesen de bir adama,
Tipinde bir noksanlık var…
Çevren epey geniş ama,
Çapında bir noksanlık var…
Aklın tilki huyun katır,
Anayı, babayı çoluk çocuğu
Korkutan en büyük öcüdür ölüm.
Açılmadan soldurur tomurcuğu,
Kara kıştan daha fecidir ölüm.
Koparırsan tatlı canı bedenden
Gah denizde, gah ırmakta, gah gölde
Şaşkın ördek gibi yüzer Mustafam.
Perişan haline acıma gel de
Ordu, Samsun, Bafra gezer Mustafam.
Gitmedi havası suyu hoşuna,
Uğurlasın Bağdat’tan Genç Osmanlar;
Şehitlerin Bey’i Mehmet Geliyor..
Karşılasın Ulubatlı Hasanlar;
Türk’ün Gözbebeği Mehmet Geliyor..
Söze Sığmaz; Cesareti Mertliği
Defterde kitapta yok bir numara
Telefonunun kıymetini bil Oğul.
Fırlatıver çantayı bir kenara
Geç kalma tableti ele al Oğul.
“Oku” demek hakarettir bir gence
Sevda ateşiyle yanan bağrımı,
Söndürse söndürse O kız söndürür.
Sabah akşam devam eden ağrımı
Dindirse dindirse O kız dindirir.
Kolay kolay çekilmek yok kenara
Ne sözümde ne özümde yalan var
Kırk sene düşünüp durdum o kızı
Yok kalbini açacak bir anahtar
Erişilmez kale gördüm o kızı.
İstemedim örselensin çiçeğim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!