Geliyorum demir kanatlı kuşla,
Hazırla sıkmayı, çayı Adana.
Fazla yorma da yöreple yokuşla,
Dolaşalım şehri, köyü Adana.
Dostluğumuz ’79 Eylül’den,
Eğreti dünyanın eğri kulpuna
Tutkallandın kopamadın ihtiyar.
Sade heves, tutku denemez buna,
Vardır en az bin muradın ihtiyar.
Ne şakül bir milim kaymış ne eksen,
Kısmet olmaz yalan dünya kimine,
Hiç bir nimetini tatmadan gider.
Ömür kâfi gelmez, ruy-i zemine
Ufacık bir adım atmadan gider.
Bir beşik de nasip olmaz zıbın da,
Haşhaşlı çöreğin, halis sucuğun,
Hakiki kaymağın diyarı Afyon.
Termal turizmde işler çok yoğun,
Paraya çevirmiş buharı Afyon.
Zenginlik kaynağı; kükürtlü bir su,
Hangi devre, hangi yaşa girdimse
Hep başımdan savıp durdum aklımı.
Kusura kalmayın zahmet verdimse
Kağıdın sırtına sardım aklımı.
Fazlasına ihtiyacım kalmadı,
Akıl bir sermaye insanoğluna
Kullandıkça artar, yığınca değil.
Hür ise gelişir emin ol buna
Bir kafatasına sığınca değil
Yerinde değilse havan,
Çık dağlara bir nefes al.
Doldu ise sabır kovan
Dök dağlara bir nefes al.
Kov kapından şu telaşı,
Altmış ya da yetmiş yıl her gün gezer tozar da
Bir şeyler alır satar insanlar bu pazarda.
Sattığından kurtulur bunu anlıyoruz da
Aldığına yer var mı o daracık mezarda.
Bulsam her kapıyı açan anahtar
Doğup büyüdüğüm köye koşardım.
Erik, dut toplardım daldan bir miktar
Çocukluğu bir kez daha yaşardım.
Dönmezdim üç beş yıl yapmadan rötar
İki yıl peşinden koştuğum güzel,
Gitti başkasına yar oldu Anam!
Uğruna dağları aştığım güzel,
Karşımda geçilmez sur oldu Anam!
Bu sevdayla düştüm halden hallere,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!