Bitsin bu dağlara tırmanışların,
Vazgeç bu sevdadan düze gel gönül…
Yetişir bu asi davranışların,
Yeter akıllı ol , söze gel gönül…
Kârı olmaz kuru kahramanlığın,
Zaman gün gün kısalmaya başladı,
Yıllara gücenip durma boşuna.
Bağrımızı dostlar (!) yaktı, haşladı,
Ellere gücenip durma boşuna.
Nefis nemiz varsa yedi bitirdi,
Nice tatlı canlar yaktı, kavurdu
Ateşli bir yıldı iki bin yirmi.
Fidanlar kuruttu, çınar devirdi
Fırtınaydı, seldi iki bin yirmi.
Mart idi saldırdı dünyaya covid,
Türkiye'nin en büyük gül bahçesi,
Bu yüzden misk gibi kokar Isparta.
En başta Senirkent, Gönen ilçesi
Her yere bir fidan diker Isparta.
Dünkü Pisidia Isparta olmuş,
Etrafa misk gibi kokular saçar,
Dillerine hiç durmadan gül seren.
Her gelip geçende muhabbet biçer,
Yollarına hiç durmadan gül seren.
Cahilin semtine varmasın yolun,
Sana bu şehirde yaktım abayı,
Kalbimin sesini duymadın gülüm.
Fark ettin de harcadığım çabayı,
İnadından dönüp caymadın gülüm.
Elimde değil ya hayranın oldum,
Bir yel esecek o daldan,
Kopacaksın gülüm sen de.
Kullandığın dümdüz yoldan,
Sapacaksın gülüm sen de.
Geçen yok o son durağı,
Ehmek derdi, geçim derdi, iş derdi
Terkettirdi ilimizi Gümüşkent.
Ben ne derem; abam, agam ne derdi
Anamayız dilimizi Gümüşkent.
Cıbıllığı vurup haklayamadık
Kentlerin en havalısı, alası,
Sorsam bilir misin nere hemşerim?
Üç yüz küsur gül kokulu yaylası,
Birisi de Yayladere hemşerim?
Gülleri var dört bir yana saçılan,
Dünü bıraktım dünde
Aklım fikrim bu günde.
Zevk de gelip geçici
Acı, keder, hüzün de,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!