Yaratılış Kanunumuz gereği
Çoluk çocuk, torun torba büyüyor.
Ekledikçe listeye her bebeği,
Aile büyüyor, oba büyüyor.
Şık olsun olmasın varsın elbise,
Bir zamanlar bu dört duvar içinde,
Onlarca öğrenci okur, yazardı.
Öğretmen, öğrenci şimdi izinde
O sebepten her tarafı ot sardı.
Kapatınca öğretmenlik faslını
Hayat dedikleri çürük ipliğe,
Çaldın “elli sekiz” düğüm ihtiyar.
Kadim avcı er geç basar tetiğe,
Koparır hepsini bir “güm” ihtiyar.
Mutlak sahibidir mevcut her şeyin,
İkiye yükseldi torun sayısı,
Bu gün biraz daha yaşlandın dede.
Çok sevindi teyzeleri dayısı,
Galiba birazcık dışlandın dede.
Sağlı sollu yiyorken şırıngayı
Yaratıp yaşatan Rabbine şükret
Gördün bak üçüncü torunu dede.
Kıymet bilen için büyük bir devlet
Hazırla kalbinde yerini dede.
“Elif” olsun dendi; dosdoğru, ince
Gençlik yıllarımdı, tattım sevdayı,
Güzel dedim, şirin dedim, hoş dedim.
Takip ettim süregelen modayı
Şu güzelin peşi sıra koş dedim.
Can suyumdu ne azaldı ne bitti
Herkes uçuyor seçimde,
Bir de ben uçayım dedim.
Şöyle böyle bir biçimde,
Koltuğa geçeyim dedim.
Sanmayın beni divane
Küçücüktüm sağ elime bir kalem,
Tutuşturdun tane tane yaz dedin.
O günden bu yana dur durak bilmem,
Galiba iğneyle kuyu kaz dedin.
Sapı ol da bir çekicin, keserin,
Emin ol dağları, taşları delmek,
Seni unutmaktan daha zor değil.
Tatmadım, bilemem nasıldır ölmek
Tek bildiğim aşk öyle bir sır değil.
Mazlum da diyemem sana zalim de,
Hanımına iyi davranmak demek
Karşısında boyun bükmek değildir.
Canımlı, cicimli sözler söylemek
Bir ömür kahrını çekmek değildir.
Geriden gelmeli yolda giderken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!