Gençlik dolu yıllar verdim ben sana
Bir karşılık alamadım Ankara.
İkbal yolu açtın bir çok insana,
Bir ben fırsat bulamadım Ankara
Bir parmak bal lutfettin bendenize
Giderken yeşildi bağ, bahçe, bayır
Döndüm ki bürünmüş kara Ankara.
Hakkın her işinde vardır bir hayır,
Demem şu ak, şu da kara Ankara.
Gurbet ülkesinin sensin başşehri,
Ankara; gariban memurun kenti,
Bir gün bonkör, yirmi dokuz gün pinti.
Mamak, Sincan; işçi, köylü yurttaşı,
Çankaya ağırlar leydi'yi, kont'u.
Ne hasrete dayanır ne ateşe,
Şu bedenim daha firiktir Annem.
Gündüzleri yaşasam da pür neşe,
Geceler yangına körüktür Annem.
Bensiz bilmem nasıl yatar uyurdun,
Gönlün gözleridir ışık kaynağı
Dikene takılmaz gülü arayan.
Yüklenir kanada onlarca dağı,
Yılmadan dolaşır balı arayan.
Sevda noktasında buluşan ağlar,
Mutluluğa susamışsın besbelli
Gölde arıyorsun onu ihtiyar.
Yaş yükseldi; ne kırk kaldı, ne elli
Yılda arıyorsun onu ihtiyar.
İnsanı da biraz sızlatmış çok mu,
“Güneş’i üşütüp” donduran şehir.
Baharı daha da özletmiş çok mu,
Kışları uzatıp sündüren şehir
Yetmiyor demek ki Güneş’in feri (!)
Çok şükür başladı aşı sezonu,
Sıran gelir gelmez durma aşı ol.
İnşallah gelecek covidin sonu
Fahrettin Koca’yı kırma aşı ol.
Aşı ol ki şu maskeyi çözesin,
Aşk ilaçtır hasta olanlar için,
Aşk sudur; sararıp solanlar için.
Aşk tek telli sazdır çalanlar için
Aşk O’dur, O aşktır benim için de.
Hayatın kaynağı, dünyanın özü,
Su gibi bir şeydir aşk dedikleri.
Bence bulandırır o durgun gözü,
Ne bâde, ne meydir aşk dedikleri.
Bazıları yara açar sînede,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!