Altmış ya da yetmiş yıl her gün gezer tozar da
Bir şeyler alır satar insanlar bu pazarda.
Sattığından kurtulur bunu anlıyoruz da
Aldığına yer var mı o daracık mezarda.
Beşikten mezara doğru,
Altmış adım atmış oldum.
Yürüdüm pazara doğru,
Bir yıl daha satmış oldum.
Gelip de geçti nasıl da,
Bu gün attın altmışıncı adımı,
Yeni bir düzlüğe vardın ihtiyar.
Olmasa Rabbinin izni, yardımı,
Çoktan bir elveda derdin ihtiyar.
Pamuk ipliğine bağlı hayatlar,
Bu gün attın altmışıncı adımı,
Yeni bir düzlüğe vardın ihtiyar.
Olmasa Rabbinin izni, yardımı
Çoktan bir elveda derdin ihtiyar.
Pamuk ipliğine bağlı hayatlar,
Bulsam her kapıyı açan anahtar
Doğup büyüdüğüm köye koşardım.
Erik, dut toplardım daldan bir miktar
Çocukluğu bir kez daha yaşardım.
Dönmezdim üç beş yıl yapmadan rötar
İki yıl peşinden koştuğum güzel,
Gitti başkasına yar oldu Anam!
Uğruna dağları aştığım güzel,
Karşımda geçilmez sur oldu Anam!
Bu sevdayla düştüm halden hallere,
Gençlik dolu yıllar verdim ben sana
Bir karşılık alamadım Ankara.
İkbal yolu açtın bir çok insana,
Bir ben fırsat bulamadım Ankara
Bir parmak bal lutfettin bendenize
Giderken yeşildi bağ, bahçe, bayır
Döndüm ki bürünmüş kara Ankara.
Hakkın her işinde vardır bir hayır,
Demem şu ak, şu da kara Ankara.
Gurbet ülkesinin sensin başşehri,
Ankara; gariban memurun kenti,
Bir gün bonkör, yirmi dokuz gün pinti.
Mamak, Sincan; işçi, köylü yurttaşı,
Çankaya ağırlar leydi'yi, kont'u.
Anlıyorsan işaretten imadan
Göz gezdir gözümden anla sevdamı
Mecnun musun, meftun musun demeden
Nazar et yüzümden anla sevdamı
Bu garip sevdandan olmuşsa mestan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!