Üstünü ıslatır semadan gelen
Kalbin yağmurudur gözü ıslatan.
İnat damlalarsa kayayı delen,
Bir sıcak bakıştır buzu ıslatan.
Ne mümkün alt etsin bulut rüzgarı,
Kurda kuşa büyük müjdeyi verin,
Yine gül yüzünü açtı ilkbahar.
Hava ılık, toprak sıcak, su serin
Soğuğu kökünden biçti ilkbahar…
Doğa tekrar değiştirdi dokuyu,
Hakiki olmalı kalpteki iman,
Ne zulüm karıştır, ne şirk karıştır.
Bu sırat-ı müstakimdir her zaman,
Bu güvenlik şeridine giriştir.
İmanın üç tane aşaması var,
Dilberde tesbihtir elhamdülillah
Her kapının anahtarı bismillah
Büyüklük, yücelik allahuekber
İstikamet cennet olur inşallah
Dünyada ne mutlu Türküm diyene
Demeyen de insan diyen de insan.
Siyah tene, kızıl tene, ak tene
Saygı duymayan da duyan da insan.
Yüzlerce kabile yaratan Mevla
Adım adım yaklaşmakta ölüme,
Hayatın peşinde koşan insanlar…
Takılır, gelince o son bölüme
Binlerce tepeyi aşan insanlar…
Eş, dost bir cenaze namazı kılıp
Kara toprak bu kadar mı şirindir,
Nedense doymuyor gözü insanın.
Bu nasıl bir iştah nasıl karındır,
Gerçekten işi zor bazı insanın.
Aklı olan düşünür bir kerecik
Yangın, su baskını, fırtına, deprem,
Dünya her dem kaynayan bir cehennem.
Afetler bizlere uyarı amma,
İki günden fazla olmuyor gündem.
Fırıl fırıl dönen deri koltuğa,
Kurularak dem-i devran sürersin.
Fakire bakmazsın, süslü konuğa,
Sarılarak dem-i devran sürersin.
Kıymetlisin altın bilezik gibi,
Üzerine güneş doğalı beri,
Yıllara takılıp gidiyor insan.
Hazan en son uçuruyor haberi,
Yellere takılıp gidiyor insan.
Süs değil ki hep duvara asıla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!