Bu dünya bir bilmece
Çözdüğünü sanan gider
Hamdım, piştim diye şişinen
Yanıp da tutuşan gider
Kafası karışıp da yolu şaşan
Binlerce darı ektin yere
Gökyüzüne binlerce minare diktin
Suladın boyunca tarlaları
Sen tarihtin, sen gelecektin
Kitaplar yazdın bin bir dilde
Dökülürken gözlerimden yaşlar
Zihnimden dökülen değerli taşlar
Yere değdikçe parlayıp billur olur her biri
Yıldız olurlar ay yansıtınca göle gölgeleri
Bilirim ruhumda durmaz fırtınalar
Ay aydınlatınca gönlümdeki kâşaneleri
İki damla yaş aktı
Tuz oldu aşk yarasına
Yaram öyle sıcaktı
Derman yok ağrısına
İki dalda iki kuş
Gülüşüme şiir yaz demiştin
Yazamaz bu el
Senin gülüşün zaten şiir
Şiirden de güzel
Akşamüstü gözlerim kararan güne baktı
Akşamüstü olurken vakit dünkü zamandı
Uzatsam ellerimi güneşi tutacaktı
Oysa o utandı, kızardı akşama aktı
Akşamüstü hislerim hüzünle dalgalandı
Gün doğana dek çaldık arkadaşlarla
Masada rakılı sohbete daldık arkadaşlarla
O gecenin büyüsünde, içinde kaldık arkadaşlarla
Ulaşılmaz sanılan bir âleme vardık arkadaşlarla
Saatler sonsuz, zamanlar bitmez sandık arkadaşlarla
Şişenin dibine, feleğin beline vurduk arkadaşlarla
Uçan kuşlar gördüm göç eden
Mevsimlerin izleri kanatlarında
Bir dalga bulutuydu üstümden geçen
Bir veda türküsüyle uçtular adeta
Kaçan ruhlar ördüm göç eden
Gölgeler düştü demiş kuzen
Yani güneş okşamış yaşamları
Sordum var mı benden de düşen?
Çok şey dedi yaşamın sonbaharı
Bekle dedi gölgeye küçük kız
Belki senden daha hızlı koşarım
Hile yapmak yok yalnız
Yarışmaya beraberce başlayalım
Efendin benim dedi gölge




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!