Sadece sırat köprüsümü ince ve keskin
Bilmiyorlar
Hasretin nasıl ince bir yol önümde
Sızının nasıl keskin burnumda
Bilmezler
Bilseler, Anlarlar sana deli divane oluşumu
Hangi yatak göğsün kadar yumuşak ve sıcak
Kulağıma mırıldadığın şarkılar ruhuma şifa
Gözlerinden çalınmış serin suların berraklığıyla
Sükunet bulur, yangın yerine dönen yüreğim
Bilmezsin
Kaç kez yürüdüm sokağında
Avuçlarımda terlerken ellerin
Senden habersiz
Kordonda otelin beşinci katında
Kaç kez deprem bekledim
Bilmezsin bendeki seni
Hangi türkü çalınsa kulağıma
Sözlerinde hasretin tüter
Okuduğum her şiirde
Göz yaşınla yıkanan iç çekişlerim var
Saklandığın her kuytuda
Durmadan İçimde boy verip büyüyor hasretin
İçime sığmayıp taştığında
Deli diyorlar
Bilmiyorlar
Sevdanla baş edemediğimi
Özlemle nasıl sınandığımı
Böyle yaşanır mı diyerek yalnızlığıma dem vuranlar
Bilmiyorlar
Vurgun olduğum kalbin merhametsizliğini
Gül serpili yollara her düşüşümde kan revan içinde kalan ayaklarımı
Gün doğarkenken verilen umutların, akşam olmadan elimden alındığını
Bilmiyorlar
Kendi yarama merhem olmazken
Şaşıyorum
Dermanı bende arayana
Hayallerine tuzak kendime nasıl uzağım
Bilseler
Bende yaşayanın ben olmadığımı
Bilsen,
İçimde senle dolu nasıl bir dipsiz kuyu var
Dile vurduklarım, yazıya döktüklerim içime sığmayıp taşanlardan ibaret
Yosun tutmuş seni beklediğim liman
Ufka yorgun gözlerimde hasretinin binbir tecellisi
Hangi surete bürünse yokluğun
Virane gönlümde yangına döner
Bilseydim ,
Bir kıvılcımla küle dönen koca ormandan kalan bir avuç külün yorgun yıllarıma dağılacğını
Yüreğim yangın yeri yokluğuna
Gölgen düşsün üzerime, mevsim bahara dönsün
Gözlerim yüzüne değsin
Utansın senden uzak geçen her günüm
Solsun mevsimine denk gelmeyen güller
Güneş kavursun çölü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!