Bakma sen vurdum duymaz,
Aşktan anlamaz, umarsız göründüğüme
Senle geçen anılarım hala çiçek açmakta
Her Hülya da rengarenk kelebekler uçuşur içimde
Kumral saçlarında dolaşırken ellerim
Avuçlarımda tel tel narin kederin...
Oysa korkunun ecele faydası yoktu
Üstelik bunu öğreneli yıllar olmuştu
Aynada yüzümle, yüzümde hüznünle yüzleşecektim
Olmadı başaramadım
Yüzün gözlerimde
Hüznün yüreğimde saklı kaldı
Başı dumanlı karlı dağlara dağlandı kalbim,
Her yanım tipi, boran fırtına.
Üşüyor bedenim, ufalıyor gözümde ufuk yavaş yavaş,
Büyüyen hasretin onarılmaz bir yara içimde.
Tükeniyorum usul usul.
Başımda onsekizlik kavak yelleri
Bir ahtapot gibi sarmış bedenim ruhunu
Kaçarak kurtulacağını sanoyorsunya benden
Sanma
Kurtuluş yok sana olan kederimden
Aşk bende başka bir boyut
Benimkisi bataklıkta büyüyen bir gülden hoş koku beklemek gibi yersiz bir umut.
Ne yaparsak yapalım, fidanken her ağaç birbirine benzer
Her çocuk masum ve temiz
Yanılgımız, iyimserliğimiz bundan
Şimdi
Yaşadım diyebildiğim bir kaç güzel anı
Kalbim yıkık şehirlerin baykuş tüneği
Gelenin barınamadığı
Gidenin iflah olmadığı uğursuz bir lanet
Silinip gideceğini bilirim
Vuran bir dalgayla ayak izlerimin,
Vazgeçmem yürümekten
Bir sahilde.
Ben dalgaya değil
Denize aşığım.
Suskunluğum
Aklımı yitirmemek
Ruhumu korumak içindi
Yoksa bende bilirdim
Bire bin katıp
Soğuk duvarlara haykırmayı
Bende isterim her şafakta
Mehtabı kıskandıran yüzüne
güneşten önce doğmayı
Hüzünlü gözlerinde kaybolup
Saçının bir teline bin anlamla dolanmayı
Kokuna bulanmış papatyadan tacı
Sessizliğime sağır kulaklarına hasretten dizeler sıralıyorum
Kulaklarının duymadığını görse kara gözlerin
Bendeki seni...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!