Adını sanını bilmiyordum
Ama seviyordum
Başkasının koynunda yaşıyordu ama
Bana yazıldığını biliyordum
Garip bir çağın yalnızlığı vardı ikimizde de
Çığlıklarını kulaklarımla duymasamda
Adını söylesem
Gökkuşağı yedi rengiyle hasretine bürünür
Çıkamam işin içinden
Debelenir dururum
Sonra,
Susarım...
Sanma
Fkrime her düştüğünde
bana yarsın
Gölgemin düştüğü her yerde ağyarsın
Ben vefayı da sevdayıda senden iyi bilirim
Sen
Ahh kalbimin göçüp giden diğer yarısı
Kanayan sevdamın suskun yarası
Hangi yitik hasretle set çektiler yoluna gelmedin
Hangi âmâ gözlerle baktılar yüzüne görmediler
Aşka vurgunluğunu
Anlamını yitirmiş bir hayatın
Üzerime sinen kokusundan
Kurtulmaya çalışıyorum
Sana benzeyen yüzlerde
Mazinin tozlu sayfalarını aralıyor
Sahtenin gerçekle girift dansında
Ahh Tamara
Yorgun gözlerin uyku tanesi
Umudun fırtınada boğan ışığı
Kuş tüyü yatakların solgun çiçeği
İmkansız aşkın üzgün sürgünü
Azgın Van gölünün iki yakasıyız seninle
Aklımın almadığını kalbime aldım
Sarıp sarmaladım
Sonunu düşünmeden
Önüne arkasına bakmadan
Olmadık anlamlar yükledim
Şimdi,
Yaşamaya dair ne varsa
Seninle birlikte gömdüm anılar mezarlığına
Yağmurlara ilham olan hüzünlü bakışların
Ufukta içinde umut barındıran ne varsa
Aldı götürdü
Baharı müjdeleyen kardelenler kar altında
Senle anılarım
İçi boş mezarlar gibi
Katili belli
Ama maktülü olmayan bir faili meçhul
Gitmekle kalmak arasında alınamayan bir karar
Ölümden yaşam doğuran sancılı bir doğum
Köhne bir yokluğa büründü Ruhum,
Kalabalık sokakların kuytusu
Yaşam artıklarının tortusu gibi
Tilsindiren, korkutan ve yüzleşmekten imtina ettiğim bir duyguya yenildim.
Anı mezarlığında bir dikili taş benliğim
Yorgun, yılgın ve suskun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!