Aceleye muhal yok ay parçam
Gözlerin bana baksın
Ellerin avuçlarımda terlesin yeter
Ağır ağır ,usulünce yaşayıp
Yaşlanalım seninle
Bir de acının rengi yok diyorlar
Bilmezler
Karanlık bir gecenin kör noktasında
Siyaha bulanmış kaç urgan
Düğümlenir boğazıma
Önce acıyı
Dile, dine, renge böldüler
Kandan, irinden bir sofraya koyup
İnsafsızca yediler
Sonra avuçlarını ovup
Biz insanız dediler
Adil bir dünyada yaşasaydık
Sevilmenin sana, sevmenin bana nasıl yakıştığını anlatırdım
Okyanusların yalnızca sudan ibaret olmadığını
Nehirlerin geçtiği heryerden azaldıkça nasıl çoğalttığını
İnsanın içini karartan gökteki bulutların
Her damlasında bir can taşıdığını
Bir defa geç kalmak yetiyor
Uğruna savaşacak neyin varsa kaybetmeye
Sonrası
Anlamsız zorunlulukların
Ete kemiğe bürünmesinden ibaret
Dil lâl kesilir susarsın
Adın dilimin ucunda gönül yarası
Suskunluğumla başlayan herşey
İçimde volkana döner
Ben yüzyıllık yorgunlukla yokluğuna talipken
Sen Vefa bilmez kollarda hangi hoyrat rüzgarların sürgünüsün
Adın dilimin ucunda kıvılcım gibi çakarken
Hangi gönülleri yakma telaşındasın
Ben yüzyıllık yorgunlukla yokluğuna talipken
Sen vefa bilmez kollarda hangi hoyrat rüzgarların sürgünüsün
Adın dilimin ucunda kıvılcım gibi çakarken
Hangi gönülleri yakma telaşındasın
Benki diri bedenin ölü ruhunu taşıyorum yalnızlığımda
Susuz çorak toprakların çamuru gibi çatlar yüreğim
Adın Girdap senin
Kimse bilmez masum gülüşünün ardındaki
Sinsi yüzünü
Aşka aşık çapkın kadınsın sen
Kırmızı deri pantolonun ve rujun
İnsanın aklını başından almaya yetiyor
Adını sanını bilmiyordum
Ama seviyordum
Başkasının koynunda yaşıyordu ama
Bana yazıldığını biliyordum
Garip bir çağın yalnızlığı vardı ikimizde de
Çığlıklarını kulaklarımla duymasamda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!