Küçük bir dereydim denize dökülen
Gözlerinin hapsinde esir yaralı bir kuş
Esaretin böyle güzel olduğunu bilseydim
Savaş açardım bütün özgürlüklere...
Dalgalı kumral saçları vardı
Akdenizde kıyıya vurur,
Meltem gibi okşardı yüzümü
Hüzünlü kalbime meftun gibiydi
Susardı, konuşmazdı yara sarardı
Uzaktan kokusunu alır gibiyim
Aklı olan Eylülün neyini sevsin
Üşüten bir yalnızlıkta dökülen sarı yapraklar
Çıplak dal üşür hasretinden
Toprağa kök salmış umut kırıntısıdan
Çiğ taneleri dökülür güneşin doğuşuna
Yönü belirsiz rüzgar sesinden ağıtlar yükselir
Eyy ıssızlık
Gecenin koynunda ki derin sessizlik
Çiseleyen yağmur
Üşüten rüzgar
Dalga sesleri
oturduğum bank
Ezber bozmak gibi huyum var
Suyun akışına ters yüzmelerim, fırtınaya, tipiyle karşı sırtımı değil yüzümü dönmelerim var
Bıçak sırtında, onca yorulmaya değdimi diye düşünmüyorum
Doğru yaşamak uğruna İflah olmaz bir arzuya esaretim,
Her zaman dik durmaya cesaretim var.
Kalp aynı kalpti
Gönül aynı gönül
Farkeden sevdaydı
Farkettiren sevdanın konduğu dal, sığındığı limandı.
Bir zaman sonra dönüp baktığım yerde seni görmemenin bir önemi kalmadı artık
Bir tuğla fazla yada eksik farketmiyor
Gönül Viraneye döndükten sonra
Farketmiyor
Hangi yola koyulsam
Hasretin sancır yüreğimde
Yol yarım kalır
Ben bu denendik yolun
Gönüllü müdavimi
Atomu parçalamaktan daha zordu
Ruhunun derinliklerine inmek
Seni anlamak
İfadesi zor
Bir anlama oturtması imkansız
Sevginin farklı iki diliydik
Hasretin başladığı yerde gurbete düşüyor insan
Sonrası,
Talihin iki yüzü
Firake yanmış kül
Vuslata açmış gül düşer.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!