Yerim yok, yurdu talan Gazzeli bir çocuğum
Kör bıçağa verilmiş Kurbanlık bir kuzuyum
Hani ilk kıblesiydim İslamın
Kadifeden sesiyle davetiydim Bilalin
Resul tavsiyesi Beyt-i Makdisin
Erken rüyasıydım Selahaddinin
Geceninde üzerini örtemediği şeylerde var
Sevilmiş bir çocukluğun,
Şımarık bir sevda gölgesinde solup gitmesi
Boy vermeden diri diri ölmesi..
Sen
Zamansız açan solgun çiçeğim
Geç kalınmış baharım
Eksik kalan öbür yanım
Söylenmemiş türküm
Okunmamış şiirim
Geçmedi sana susuzluğum
Her seher vaktinde tövbe kapısını zorlayan bir niyazla
Avuçlarımda senden kalma kırık dökük kelimeler
Boğazımda düğümlenip söze dökülemeyen duamla
Olması muhtemel bir umutla dileniyorum
Yağmurun toprağa karışması gibi
Karışsa umudum varlığına
Saçların boğumlansa boğazıma
Bedenimde senin kokun
Son bulsa sana susuzluğum
Her şey zamanını bekler sevdiğim
Dikiş tutmaz dinmek bilmez acılarım var
Tende can, kafeste kuş yaralı
Sevdan yüreğimde
Yedi kapı ardında, yedi kilit
Sabır, özlem, keder ve umut
Karışır herşey birbirine
Gidenler değildi
Her gelen bir yanımızı alıp yarım bırakan
Hicrana bağlayan yaralar açan
Hemde kör bıçakla
Öyle acımaklı değil
Gaddarca, defalarca saplamaktan haz alarak
Gel etme
Avuçlarımda toprak kokusu
Gözlerinde rahmet var
Yıkansın bakışlarında kederim
Tohum topraktan semaya ulaşsın
Bitsin bu hasretlik bitsin bu gurbet
Kulağına fısıldamak için en güzel şarkıyı dilimin ucunda tutuyorum
Dur durak bilmeyen hasretime adını verdim
Gelsen,
Adına şarkı söylesem çirkin sesimle
Hayat öyle kitaplarda anlatıldığı gibi
Mutlu sonla biten peri masalı değil
Belliki mutlu olmanın bir yolu yok senle
Çık gel birlikte yanalım
Ruha eziyet, bedene meziyet kazandıran ateşte




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!