Eskidendi hasreti anlatmak için
Muktup uçlarını yakmak
Şimdi benlikler yakılıyor enkaz altında
Olur olmaz bir hayal, bir umut için
Yürekler kar küresinde hapiste
Yürekler tutsak, sevdalar alabora
Bana uzaktan bir bakışın anlattı her şeyi
Bir dokunuşunla uyandım
Kayıp bir kentin yitiği olmadığımı,
Kayıp bir ülkenin hiç doğmamış çocuklarıydık.
Yaşama sevincini elimizden alıp
Künyemizi boynumuza asmışlar
İçim kayıp bir şehir yitiğine yabancı bir kor
Karanlık dar sokaklar, loş, küf kokulu evler
Su tutmaz ışık geçirmez bir kevgir gibi yüreğim
ucuz bir meyhaneye kiralık akşamda kalma kafam
Başım boşlukta gönlüm yalancı bir hoşlukta
Yoluma boyuna sahte kervanlar dizilir
Bu kar gibi toprağı örten beyaz
Gecenin hükmünü eline alan siyah
Nerede baharın yedi rengi
Hanginiz kandırdı gençliğimi
Elimden aldı doğmamış çocukluğumu
Öldürdünüz beni ellerinizle
Ellerimden kayıp giden yalnızca yıldızlara dağılmış hayallerim mi sandın
Ben yaşanmamış kayıp yılların yorgun hamalıyım.
İçimde derin bir karanlık var
Dikiş tutmaz haldan anlamaz
Acımasız, korkutucu
Düşen kurtulmaz yok olur gider
Susmam, kedere boyun eğmem
Bir yanağıma vursalar öbürünü çevirmem ondan
Mühürlenmiş kalpler
Nasır bağlamış vicdanlar
Hakikate kör sağır dilsizler
Paraya tutsak köleler
Vicanların cepte taşındığı
Sıradan insanların sıradışı ahmak ve ahkâm yaşamları
Ben seni öylesine değil ölesiye severken
Sen hangi yıkık kentin enkazında kayboldun
Gözlerinden düşen inci tanelerinin sebebi ne
Yüzüne düşen arsız aynanın sureti kimin
Avuçlarımı yakan hangi cehennemin ateşi
Hangi öpücük kondu sol serçe parmağına
Herkesi sana benzetir oldum bu aralar.
Hafızamda silinen suretin den mi
Geçmeyen hasretinden mi
Çıkaramadım.
Oysa ben yaralı bir serçeyim
Uçmaya mecalim yok
Ben kimim
Kim bu İçimde tariften uzak yol yordam bilmez bezirgan
Alır başını gider kafasına estikçe
Ne yurt bilir ne töre
Baktığım hiçbir Aynaya sığmaz suretim
Dar gelir Bedenime biçilen kaftan, atlastan libas




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!