belki bir gün çıkıp geleceğim
bütün kuraklığını toplayıp mevsimlerin
güneşi de toplayıp üstelik
öylece duracağım sokağının başında
sonra bırakacağım yağmurları
kapının eşiğinden
Günler geçiyor
hasret birikiyor bulut bulut
özlem doluyor bütün vadileri gönlümün
seni yazıyorum yaprak yaprak
orman orman sen oluyor her yer
Sular kararıyor yokluğunda
Ben hep seni dinliyorum
Kulaklarımda sesin
İçimde nefesin
Uzaklara çok uzaklara gidiyoruz seninle
Kocaman vagonları olan
Siyah dumanlar püskürten lokomotifli trenle
Birbirimizi öpüyorduk
Sen kıyı oluyordun bense bir deniz
Sana koşuyordum gece ve gündüz
Bazen sıcak bir kumsal oluyordun uzanıp kenar boyunca
Usul usul yaklaşıyordum bir meltem gibi koynuna
Ellerini öpüyorum
Bulutların derinliğiyle
Sana rüzgarlar getiriyorum uzak denizlerden
Tuzlu biraz nemli ıslak kumlar üzerinden geçerken titreyerek
Sana ışıklı beyaz renkleriyle kum zambakları getireceğim bir de
Narin kökleriye geçmişine tutunurken
Ellerin ellerin ve parmakların
Baharda açılmış tomurcuk gibi
Bir kelebeğin uçuşu gibi
Dokunduğu yerden uçuyor gibi
Tıpkı bir yağmur damlası gibi
Gökyüzünden iniyorsun
Eyvah eyvah kalbim
Bizi her gün vuruyorlar
Ve biz her gün göğün yedi kat üzerine
Yükseliyoruz
Düşmek için yeniden toprağa
O kutlu yağmuru bekliyoruz...
Gel süpür yüreğimin parçalarını gözlerime batıyor...
Kanıyor gönlümün atar damarları...
2017
GİDENLER DÖNMEZ
Ne zaman şehre yağmur yağsa
Sen gelirsin aklıma
Ruhumun aynalarina dizilmiş
Sessiz çığlıklar gibi zaman
Şimdi duruyor göğün derinliğinde
Sana biriktirdiğim hasret
Çöle düşen her damla
kırılıyor kum taneleri üzerinde




-
Leyla Bektaş
Tüm Yorumlarmeraba şiirlerinizi beğendim.tebrik ederim.ayrıca soyad benzerliğide ilgimi çekti...