Sen bahar dalında taze yeşil can
Bense sonbaharda bir garip hazan
Soğuk rüzgarlarda savrulacağım
Şehrin sokakları garip kimsesiz
Duvarlar karanlık sesler gereksiz
Ardıma bakmadan ayrılacağım
AKLIMA GİRDİN
Aklıma girdi gözlerin
Nazlı bir çocuk oluverdim
Kaçtı uykularım gecenin perilerinden
Sığınacak bir yer ayır banada
kulak ver rüzgara dinle benimdir
keskin öksürükle çıkan bu sesler
gurbetin emdiği ciğerlerimden
haydarpaşa garına indiğim o gün
bitti sanmıştım tren rayları
hergün yüreğmde uzadı gitti
ANNECİĞİM
Bu gün doğum günüm yoksun yanımda
Sensizlik kor ateş bil anneciğim
Şefkatli ellerin şimdi nerede
Özledim kokunu gel anneciğim
gün biterken
yorgun argın pencerelerden süzülür geceye dönük umutlar
nasıl kapatırsa çiçekler kapılarını
koşarım bir kapıdan ötekine bir bahçeden diğerine
güneş inadına hızlanır acele yetişmek için birilerine
ben koşarım ufkun kızıllığına
GİDENLER DÖNMEZ
Ne zaman şehre yağmur yağsa
Sen gelirsin aklıma
nasılda yoruluyor insan
nasılda yalnızlığa düşüyor
girdap gibi bir şeyler çekiyor karanlığa
kendinden kaçmak geliyor
kendini dağlara vurmak
ve sığınmak bir vadinin sisleri arasına
Haydarpaşa Gar’ında oturuyoruz seninle
yine martılar uçuyor
vapurlar geçiyor mütemadiyen
köpüklü meşalelerle
şehir yaşıyor hayatı biz olmasak da
Söyle yağmur nereden geliyorsun
Neden hüzünlü bir bulut taşıyor seni
Çocukların gözlerinden mi geçtin
Pınar olup dağdan taştan mı aktın
Söyle yağmur içimden efkarlanmak geliyor
Yarin yokluğudur bahanem
YAĞMUR VE HÜZÜN
Ne zaman yağmur yağsa içimi hüzün kaplar
Bulutlar grileşir gözlerime perde düşürür yokluğun
Hüznümün yolculuğu başlar sonbaharda
Uzak iklimlere,dallara, toprağa




-
Leyla Bektaş
Tüm Yorumlarmeraba şiirlerinizi beğendim.tebrik ederim.ayrıca soyad benzerliğide ilgimi çekti...