Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

Sırrım,

“Yorgunum Kaptan, yorgunum...” dedim Kaptan’a bugün. “İçimin yalnızlığıyla, yoğun duygularımla, az da olsa yaşatmaya çalıştığım cılız ümitlerim, gerçekleşmeyeceklerini bal gibi de bildiğim dileklerimi tekrarlamaktan yoruldum. “Dua et! Aç avuçlarını, ne istiyorsan Allah’a söyle! Yalvar yakar!” dedin, yalvardım yakardım. Kollarım yoruldu, dakikalarca O’na avuç açmaktan. Onu bana vermesini istemedim. Ona hakkım olmadığının farkındaydım. Sadece içimin sıkıntısının geçmesini diledim. Ferahlamam, bunalımdan boğulmamam için… Aksine arttı da arttı.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"Kaçak,

Yalnız kalamaz senin gibi genç ve güzel bir kadın, elinin çocuğuyla. Hele bir yerden maddi bir desteği de olmazsa... Kimse el uzatmazsa, yükü omuzlamazsa... Hele arkan olmazsa, ayakta kalamazsın. Fakat o boş gezenin boş kalfası kuzeninle kaçarak bir yere varamazsın.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Kara Saçlı Felaket,

Kara Kanatlı Islak Martı… Bütün kadınlar senin gibi… Sevilmeye layık değil, ne yazık ki! En masum ve mazlumu sendin onların. En iyinizin boynu altında kalsın! Sen de layık olamadın sevgime. Sen de hainmişsin. Yazık oldu duygularıma! Uykusuz gecelerime yazık… Değmezmiş uğrunda servet harcamaya… Yuvamı dağıtmaya… Dükkânımı riske atmaya… Onca borca batmaya… Sonunda dükkânı kapatmaya., perişan olmaya…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onu BİLGE

“Nur Tanesi,

Zamanla unuturum belki seni. Yeni bir sayfa açarım belki. Şu anda kendimle savaşıyorum. Zaman getirdi seni bana, benden zaman aldı. Tekrar görebilmek için iple çektim o karşılaşma anını.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Tutkum,

Kendime güveniyorum artık. Hiçbir şey olamadığım için hayıflanıp duruyordum. Halbuki şimdi mümin olduğumu hissederek gururlanıyorum. Nihayet doğru yolu buldum ve bu yolda sona kadar azimle ilerlemeye ahdettim.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Gazel’im,

Kaptan’ı çok seviyorum. Ona o kadar minnettarım ki! Ancak ona sataşmadan da duramıyorum. Bugün akşamüstü bana gelmişti. Pencerenin önünde oturmuş, çay içiyor, sohbet ediyorduk. Evin önünden o kadar güzel bir Giritli kızı geçti ki gözlerime sahip olamadım. Peri kızı mıdır nedir! Bir de filizi yeşil, üstüne tam oturmuş poplin elbise giymiş. Ayağında topuklu terlikler… Öyle bir yürüyüşü var ki Şarampol sallanıyor! Ona da gösterdim.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Azametllim,

Azalır zaman… Gider sevilenler. Sevenler mahrum… Dönerler belki bir gün ama neler neler değişir! Geçer günler geceler, bir türlü zaman geçmek bilmiyormuş gibi olsa da… Geçer mi kalbin feryadı, ruhun ahı!..

Devamını Oku
Onur Bilge

“Tuba’m,

“Alçalmadan zıplanamaz.” dedi Kaptan. “Olgun ve dolgun başaklar gibi başın yerde olsun. Deryada bana refakat eden ve ne bildiyse anlatarak beni kendisi gibi şekillendirmeye çalışan arkadaşım o kadar mütevaziydi ki o hal, duruşuna, yürüyüşüne, her davranışına aksetmişti. Sedirde bile ayaklarını altına alıyor, dizüstü oturuyordu. Elleri de genellikle dizlerinin üstünde oluyordu. Hani büyüklerimiz, Mukrim olan Allah’a, bahşettiği nimetler için sofranın başına öyle saygıyla ve sığışmak amacıyla en azından bir dizimizi bükmemizi isterler ya aynen öyle… Dizin birini büküp diğerini dikerek oturma için bile “köpek oturuşu” der, her yerde edebe riayet ederdi.”

“Alçak gönüllü insanları da enayi yerine koyuyorlar, sessiz ve sakin oldukları için.” dedim. Konu açılmışken konuşalım istedim.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"Beyin Kurdu,

Sellerde tutunamayan topraklar gibi kayıyordum. Nereye doğru sürüklendiğimin farkında değildim. Dünyaya dair iyiyi doğruyu ayırt ediyor ve yeni nesle farkı fark ettirmeye çalışıyordum ama ahrete dair hiçbir şey bilmiyor, o konuda tek laf etmeye yanaşmıyordum. Belki de bilgisizliğimin fark edilmesinden çekiniyordum. Onun için bulunduğum yerde iki şeyin konuşulmasını yasaklamıştım. Biri siyaset, biri de din!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Can,

Bu âlem nasıl bir âlem! Canlı cansız, görünür görünmez, iç içe… Gördüklerim tamam da göremediklerim aklımı karıştırıyor. Geçen akşam Melli Çarşısı’ndaki küçük bir kahvehanede buluştuk Mustafa Ağabey ile.

Devamını Oku