Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

“Sen,

Yine Kaptan’la buluşmak üzere sokağa çıktım. Sokakta mahallenin çocukları oynuyordu. Aralarında ikisi laf dalaşına girmiş, bağırıyorlardı. Yerlilerden olduğunu sandığım esmer, kara saçlı, oval yüzlü sekiz yaşlarında kadar olan kız:

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Çıtır,

Melli Çarşı’sındaki küçük kahvehanenin önünde oturuyoruz. Şarampol’ün eski halinden bahsediyoruz. Buruk bir çay gelmiş, karbonat mı atılmış birazcık, nedir? Yudumluyoruz. Karşıda İş Bankası var. İkinci katındaki bir pencereden üstü önlüklü bir kadın işaret ediyor. Sağ elini yumruk yapmış, sağa sola sallıyor. Sol elinin üç parmağını göstererek bir şeyler anlatmaya çalışıyor.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"Yarış Atı,

Kaptan benim sürekli senden bahsetmemden bıkmış olmalı. Dereden tepeden konu açıyor, ondan bundan bahsediyor, kendime dönmemi, halimi düşünmemi, senden bahsetmemi engelliyor. Her yakınışımda iyileşmeye yüz tutan yaramın kabuğunu kaldırdığımın farkında olduğu için hiç o taraflara uğramıyor. Arada ucundan bucağından maziye girecek olsam, hemen laf karıştırıyor. Geçmişi düşünmeme fırsat vermiyor.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Çekiç,

“Antalya, Akdeniz kıyılarının en güzel körfezdir. Denizi kucaklayabildiği kadar kucaklar. Sevgiyle sarar, bağrına basar!” diyor Kaptan. O bilmeyecek de ben mi bileceğim! Hayatı denizlerde geçmiş. Uğramadığı liman, ayak basmadığı kıyı kalmamış. Vaaza ara verdikçe doğup büyüdüğü yeri övüyor.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Ciğer’im,

Hey gidi İstanbul hey!.. Fecri Ebcioğlu radyoda konuşuyor. Plakların, ses bantlarının çalınmasını yönetiyor, müzik yayınlarını sunuyor. Osmanbey’den bahsediyor. İstanbul’da ilk açık hava sinemasının tekstilcilerin, kumaşçıların bulunduğu yer… Taksim’den sonra gelir. Zengin ve kültürlü insanlar oturur orada. Karşısında Maçka var.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Camgüzeli,

Torosların başları bulutlanmaya başladı. Bulutlar grileşti ve ağırlaştı. Gökyüzü mecalsiz kalmış olacak ki daha fazla tutamıyor rahmeti. Bu senenin ilk yağmuru… Sabahtan beri sık sık çiseliyor. Toprak susuz, kurumuş, kabuk tutmuş. Aç bir bebeğin anne sütüne kavuştuğu zamandaki iştahıyla emiyor iri iri yağmur tanelerini. Rahmeti, ana şefkatiyle kucaklıyor ağaçlar, çiçekler, çalılar, otlar.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Al Yazmalı,

Demokrat Parti iktidarı ile karayollarını geliştirme süreci başladı. Kısa sürede, kamyonlaşma hızlandı. Atasözlerine verilen önem, kamyon yazılarına da yansıdı. Onlar da şoförlerin verdikleri mesajlar, sloganlar, espriler ya da dertleşmelerdir. Önceliklerini, inançlarını, ihtiyaçlarını, sevdalarını o şekilde dile getirmeye başladılar. Paylaştıkları sözlere bakarak onlar hakkında az da olsa fikir edinilebiliyor. Bence bu kısacık sözler, şuuraltının özlü biçimde dışa vurmasıdır.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Gonca,

Şarkılar mı aşkı, aşk mı şarkıları körüklüyor? Son zamanlarda aklıma takılan bu sorunun nedeni “Ah bu şarkıların gözü kör olsun!” isimli şarkı…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Anne Frank,

Şayet bu yazdığım mektupları okuma ihtimalin olsaydı, sana karşı olan duygularımdan bahsetmezdim. Bu sıkıcı konulara da girmezdim. Zaten kendim çalıyor kendim oynuyorum. Onun için her aklıma geleni rahatça yazıyorum. Seninle konuşamamanın acısını çıkarıyorum. Bu şekilde avutuyorum kendimi.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Arka Ev,

Anne Frank’ın Hatıra Defteri konusu Sırdaş müdavimleri arasında bir türlü kapanmadı. Antalya’nın ilk ve tek kitapçı dükkânı, Kalekapısı’nda, Saat Kulesi’nin dibindeki Hayret Kitabevi’dir. Bizim kızlar oraya gidip Kitapçı Hayret’e Anne Frank’ın Hatıra Defteri’yle Pol ve Virjini isimli acıklı aşk romanını sipariş etmişler. O da on on beş gün kadar sonra İstanbul’dan getirtmiş. Az sayıda geldiği için bizim taifeden üç beş kişi satın alabilmiş. O iki kitap elden ele gezip duruyor. Elbette ilk satın alanlardan bir solukta okuyup bitirenler bana da getirdiler. Hem de koşa koşa, müjdeler vere vere!

Devamını Oku