Onur BİLGE
"Dolunay,
Sen Aşkdeniz’sin, meltemde saçları dalgalanan… Teni billur, ruhu bir nur, akla zarar bir düş güzelisin. Yağmurda kıpır kıpır, güneşte gümüşi, gecede yakamoz yakamoz, ışıl ışılsın.
Onur BİLGE
“Fırtına,
Bir okyanus kuşuyum ben, Fırtına’m. Adım Albatros. Kuş olduğuma ispat ister ama ne yapayım, böyle yaratılmışım işte! Kocaman bir gövdem, uzun ve dar kanatlarımla acayip bir yaratığım. Uçabilmem için Fırtına’ya muhtacım. Aksi halde olduğum gibi kalır, yerimden kıpırdayamam. Neye yarar o zaman bu güçlü kanatlarım!
Onur BİLGE
“Alkatraz Kuşçusu,
Roman beni iyice sardı. Bir solukta okudum. Birkaç yıl önce filmini de seyretmiştim. Nevin’le gitmiştik. Burnumdan getirmişti! Tam kendimi filme kaptırıyorum, bir laf ediyor. İlgilensen ayrı dert, ilgilenmesen ayrı dert! Vır vır da vır vır, zır zır da zır zır… Yahu kadın! Bir dur! Bir dinlen!.. Yarım saat bari sus!
Onur BİLGE
“Hayatımın Anlamı,
Odamda olmamla hücrede olmam arasında ne fark var! Benim hayatım sensin. İçinde sen yoksan, yaşamım hayat olmaktan çıkmış, hayal olmuş demektir. Onun için yaşıyor muyum, sürünüyor muyum, ölü müyüm belirsiz… Ne yemek düzenim var, ne de uyku düzenim…
Onur BİLGE
“Sorunların Gelini,
Söz hapishaneden ve Dostoyevski’den açılmışken, Ölü Evinden Anılar adlı kitabından, şu anda aklıma gelen ilginç bir olayı nakletmek istiyorum. Dostoyevski, sürgündeyken hapishanedeki bir köpekle, insan ilişkilerini gözlemlemiş. Okuyunca hayretler içinde kalmıştım.
Onur BİLGE
“Esir Kelebek,
Yine dağlar, yarlar arasında bir başıma doldur boşalt oynuyorum. Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Mutluluk da mutsuzluk da bende, iç içe…
Onur BİLGE
“Ölüm Çiçeği,
Yalıçapkını kuşu çok hoştur. Renkleri harikadır. Yaratılış olarak o hususta iddialı olmasam da renkten iyi anlarım. Eski bir dokuma ustasıyım çünkü. Renklerle desenlerle yıllarca uğraştım durdum. Dokumalarımı tüccarlara beğendireceğim diye iplerle yünlerle boğuştum. Çile çile ipler, yünler… Çok uzaklarda kaldı şimdi o çok çileli günler…
Onur BİLGE
“Duygusuz Yaratık,
Bunlar sessiz sedasız, yorgun ve durgun yazılar… Yolsuz yolaksız, dilsiz kulaksız, elsiz ayaksız, umutsuz ulaksız, gidişsiz gelişsiz karalamalar… Zarfsız adressiz, pulsuz kaşesiz, sağır ve dilsiz seslenişler…
Onur BİLGE
“Bir Ölüye,
Bir gün, acılı genç bir anne gelmişti dükkânıma. On yaşında ölen kızının ardından senelerdir yas tutuyormuş. Olanları ve altüst olan ruhsal durumunu anlattı bana, dilinin döndüğünce. Ben de onu, Antalya’da kaldığı ve yanıma geldiği zamanlarda, Ankara’daki evine döndüğünde yazdığım mektuplarla teselli etmeye çalıştım ama yeteceğini sanmıyordum. Onun hayata dönmesi için ne yapmam gerektiğini düşünüp duruyordum.
Onur BİLGE
“Kumsal Çiçeği,
Seni unutmaya çalışıyorum ama aşk dediğin öyle şakkadanak kesilip atılmaz ki! Herhangi bir hastalık bile hemen geçmez. Geçse bile bir nekahat devresi vardır. Kaldı ki ben aynı dertten halen mustaribim.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra