Onur BİLGE
“Paralel’im,
Ağzı açık dinliyordum aslında Kaptan Ağabeyimi ama aklıma neler neler geliyordu! O bir diyordu, beynimden bin geçiyordu. Bir kelime bir olayı hatırlatıyordu, zihnim o olaydan diğerine atlıyordu. Işık hızıyla mı çalışıyordu benim beynim!
Onur BİLGE
“Kıpçık,
Adalya’nın, kenarları boydan boya arıklı, yosun kokulu, çimen kokulu tozlu yolları canlanıyor gözlerimin önüne… Toprak yollarda yer yer ara ara küme küme at dışkıları… Zamanla kuruyan, dağılan, pırıl pırıl saman parçacıkları halinde toprağa karışarak fark edilmez hale gelen nesneler… Onlar da ihtiyaçtı. Bahçıvan çocukları, ellerinde uzun saplı çalı süpürgeleri ve gaz tenekeleri kesilip sap takılarak yapılan küreklerle onları topluyor, çuvallara doldurarak, bir süre beklettikten sonra gübre olarak kullanmak üzere götürüyorlardı. Bu işi belediye görevlileri de aynı usulle yaparak şehri temiz tutmaya çalışıyorlardı.
Onur BİLGE
“Eserekli,
“Elin başına dolu yağar, benim başıma deli yağar!” derdi analığım. Sen de aklını kaçırdın, Eserekli! Estim akıllı, uçtum fikirli… “Bir dur!..” diyorum. Kaptan’ı dinlemek istiyorum, seni değil! Yeteri kadar dinledim seni. “Koca Burun… Öyle mi! Aldım alacağımı ben senden! Koca burnumu hiçbir işine sokmayacağım bundan sonra. Boşuna beynimin içini oyma! Dırlanıp durma!
Onur BİLGE
“Kırmızı Bisiklet,
Pencereden bakıyordum, geçenlerde bana balık getiren, cambaz verdiğim çocuk var ya o, üstünde boya namına bir şey kalmamış, tekerlekleri yamulmuş, eski püskü üçtekerli bir bisiklete binmeye çalışıyor. Bacakları büyük, bisiklet küçük… Ayakları yerde sürükleniyor. Bisiklet onu taşımıyor, o bisikleti götürüyor. Oynuyor işte tozun toprağın içinde! Eğleniyor tek başına. Neler hatırlatıyor bana, neler neler…
Onur BİLGE
“Ayla,
İşte rabıta böyle bir şey olsa gerek! Bir anlık dalgınlık, düşünceyi dağıtıyor. Tekrar toplamak, odaklanmak da ayrı bir maharet işi… Ya yaşlılıktan ya da kansızlıktan, uzun süre hareketsiz oturunca ayaklarım uyuşuyor. “Kalkayım hem bir bardak su alıp içeyim. Bu vesileyle birkaç adım atmış olurum. Of!.. Ayaklarım nasıl da uyuşmuş!” diye söylenerek kalktım. Baktım bacaklarım yerlerinde yok! Odamın sokağa bakan tek penceresinin pervazına yapıştım kaldım. Ne kadar iğne varsa batmaya başladı ayaklarıma! Dayanılır gibi değil!.. Ayaklarımı iğneli beşikten kurtarıncaya, tekrar kazanıncaya kadar beklemeye başladım. O sırada sokakta oynayan o çocuğu gördüm. Yan komşum Selahattin’in oğlu Muhittin’i… Bisikletime atladığım gibi ta İstanbul’a, o masum çocukluğuma kadar gittim geldim!
Onur BİLGE
“Dürkopp,
Sorunun cevabını buldum ya… İçim içime sığmıyordu. Elimdeki oyuncak siparişlerini hazırladım, boya ve cilasını sonraya bıraktım, kendimi attım dışarıya! Günlerden cumartesi… Vakit ikindi… Sokaklarda çocuklar, yollarda caddelerde kızlar erkekler, aileler… Kaptan’a doğru yollandım. Maksadım onu alıp şöyle bir Tophaneye kadar uzanmaktı.
Onur BİLGE
“Sıkıntı,
O gün Tophane’de oturuyoruz. Kemer’e kadar engelsiz deniz manzarası önümüzde… Ufuklara kadar uzan, seyret, yudumla! Uçsuz bucaksız, sakin ve sessiz kuzu gibi yatıyor deniz…
Onur BİLGE
“Huzur,
Benim ol!” demek isterdim sana. Bir şekilde diyemedim ya rahatlayamadım. Diyebilseydim de: “Oh be!.. Dünya varmış! Olsan da olur, olmasan da artık! İçimde ukdeydi o iki kelime. Kanser edebilirdi beni ağzımdan çıkamasaydı!” diyebilseydim sonrasında!
Onur BİLGE
“Engel,
“Engelleri eğlence olarak kabul edersen, onlar ayağını alan değil, üstünde yürümen için düzgünce çekilen ipler haline gelir. Zorluklar karşısında sükûnetini muhafaza edeceksin. Güçlüklerin üstüne azimle gideceksin. Allah’ın, ödül alabilmen için sana sunduğu bu fırsatları en akıllı biçimde değerlendirmeye ve elinden geldiği kadar çok puan toplamaya çalışacaksın. Kaderindeki bu sürprizleri tebessümle karşılayacak olgunluğa ulaşmanı görmek istiyorum. Dünya hayatı tamamen bir oyun ve bir eğlenceden ibarettir.
Onur BİLGE
“Uçurtma,
Kaptan uçurtma örneğiyle bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. O bile bana seni hatırlatıyor. Seni uçurtma yapar gibi emek emek işlediğimi, özenle süslediğimi, sonra da göklerle saldığımı düşünüyorum. Bana hep uzaklardan bakmak düştüğü için hüznüme hüzün ekleniyor. Kederim katlanıyor.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra