Onur BİLGE
“Keçi,
Kaptan’la Kepez’e gittik. Şehrin tepeden seyrine doymak imkânsız… Tabiatın balkonundaymışız gibi meltemle gelen bol oksijenli çam kokusunu ciğerlerimize doldurarak ferahladık. Yalnız Ferrokrom’un bacasından çıkan kapkara duman şehri, sigara içen birisinin ağır çekim intihar edişi gibi mütemadiyen zehirliyor, o bölgeyi yoğun bir sis tabakası buğuluyordu.
Onur BİLGE
“Şiir’im,
Galiba sana yazmak, seni yazmak için şiir sevdirilmiş bana. Yaratan, onun için şiire yöneltmiş beni. Kaptan’a bundan bahsettim ve senin asla okuyamayacağın, yazıldığından bile haberinin olmayacağı bazı şiirlerimi okudum ona ve yorumunu almak istedim. Çok beğendiğini söyledi. Aksini söylemesi mümkün değildi zaten. Kibar bir adamdır. Kimsenin şevkini kırmak falan da istemez. Ancak sanki bir şeylerden rahatsızlık duyduğunu hissettim. Bunu, beğenisini ifade ediş tarzından anladım. Bana karşı açık olmasını istedim ve ısrarla sordum, hissetmiş olduğum memnuniyetsizliğin sebebini. Çok zorladım. Nihayet, fikir beyan ettiğinde darılmayacağımı temin edince rahatladı ve şöyle bir koınuşma geçti aramızda:
Onur BİLGE
“Mağara'm,
“Şairler ve müminler hüzünlü olur. Yüzleri mütebessim, kalpleri mahzun...”
Onur BİLGE,
“Tanrıça’m,
Ah, Adonis olmalıydım ben! Afrodit’in görür görmez ona aşık olduğu… Yalnız, yer altında saklaması için Persephone’ye vermediği, yüreğinde sakladığı… Çünkü hiç mi hiç istemem bir başkasının bana âşık olmasını, o Persephone da olsa! Ya geri vermek istemezse beni? Hem neden kavga çıksın ki iki tanrıça arasında? Neden Zeus girsin araya da uzlaştırsın onları? Sanki mahkûmmuşum da hapishanedeymişim gibi altı ay onda kalacakmışım, sonra senin yanına gidebilecekmişim! Yanında sadece altı ay kalabilecekmişim! Oysa ben hep senin yanında kalmak, bir lahza bile senden ayrılmak istemiyorum ki!.. Gözlerimi kırpmadan gözlerine bakmak, seni doya doya seyretmek istiyorum, günlerce, gecelerce… Bir ömür boyu öylece kalmak, gözlerinde ölmek istiyorum!
Onur BİLGE
“Sırat’ım,
Senden “Tanrıça’m” diye söz ediyorum ya, Kaptan acayip kızıyor bana. Kızmıyor, köpürüyor, ateş püskürüyor!
Onur BİLGE
“Şaheser,
Önce hafif bir rüzgârla perdeler hareketlenmeye başladı, arkasından bir fırtına çıktı, hava bir anda bozdu. Gökyüzü sarardı, kızardı ve karardı. Arkasından iri damlalarla bir yağmur başladı. Gittikçe hızlandı, arttı, bir anda her yeri su bastı! Sokaklar göle döndü. O kadar ki ördek yüzdür!
Onur BİLGE
“Hayatım,
Bir pazar sabahı, kızlardan ve erkeklerden oluşan bir grup genç, bana yardım için geldiler. Kimisi çıtaları belli uzunluklarda kesiyor, kimisi çakıyor, kimisi kontralitten yapmış olduğum hokkabaza yüz ve giyecek çiziyor, kimisi çıtaları ve onu boyayarak albenili hale getirmeye çalışıyor, kimisi de kuruyanları vernikliyordu. Hem konuşuyor, dertleşiyor, hem de zevkle çalışıyorduk. Radyoda Yurttan Sesler kadınlar Korosu vardı. Zaten o mütemadiyen çalıyor, bize şevkle çalışmamız için destek oluyordu.
Onur BİLGE
“Portakal Çiçeği’m,
Nasıl da dolardı dükkân, Kaleiçi’nde. İçerisi tıklım tıklım, belediye otobüsü gibi et ete, balık istifiydi. Dışarılara kadar taşardınız, yetmezdi de karşı arsadaki badem ağacının altına yayılırdınız. Düğün eviymiş gibi bir kalabalık… Şimdi, suyu çekilmiş değirmene döndü oralar.
Onur BİLGE
Aşkdeniz’in Büyülü Güzeli Marpessa,
O kayanın üstüne heykelini dikmek isterdim senin. Aydınlık yüzünle, belinden aşağıya çavlan misali köpüre köpüre dökülen simsiyah saçların, kuğu boynun, incecik belin, muhteşem hatlarınla, bebeksi dudakların, pembemsi yanakların, aşkmavi gözlerin, kıvrık gür kirpiklerin, yay gibi kaşların, mağrur bakışların, asırlardır dünya güzellerine meydan okuyan şaheser güzelliğinle… Mermer bir yontu olarak değil, en kaliteli mermerlere taş çıkartan gerçekliğin, pürüzsüz, kadifemsi teninle… Kanınla canınla sanki… Sanki aslının birebir aksi… O kayanın üstünde saçlarını geriye savurmuş, göğsünü kabartmış, ufuklara bakar gibi… O anda oradaymışsın da, o aslınmış, sense sulara yansıyan efsunlu görüntünmüşsün gibi… Yani senden fazla sen, gerçeğinden de gerçek…
Onur BİLGE
"Şehrazat,
Ey Fars diyarının güzelliği ve zekâsı dillere destan kraliçesi! Gönül ülkemin tek melikesi! Ben de bir Şehriyar’ım, kendi çapımda. Belki Hindistan’dan Çin’e kadar uzanan uçsuz bucaksız toprakların kralı değilim, onca güç ve kudrete sahip değilim ama sana âşık olmanın verdiği kuvvetle fakirhanemde kendimi büyük bir imparator gibi hissediyorum. Sevgime ve ilgime layık olamayan kadınlara olan hıncım ve düşmanlığımla bilenirken çıkıverdin karşıma. Yaşanan bütün acı tecrübelerin ardından masalımsı bir mutluluk bağışladın bana. Tam bütün kadınların nankör ve sevimsiz olduğuna inanmaya başlamış, verdiğim sevginin karşılığını alamadığım için deliye dönmüş haldeyken ümit oldun bana tek sözünle. “Sen varsın!” dedin. O bana yetti.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra