Onur BİLGE
“Ölüm Çiçeği,
Yalıçapkını kuşu çok hoştur. Renkleri harikadır. Yaratılış olarak o hususta iddialı olmasam da renkten iyi anlarım. Eski bir dokuma ustasıyım çünkü. Renklerle desenlerle yıllarca uğraştım durdum. Dokumalarımı tüccarlara beğendireceğim diye iplerle yünlerle boğuştum. Çile çile ipler, yünler… Çok uzaklarda kaldı şimdi o çok çileli günler…
Onur BİLGE
“Duygusuz Yaratık,
Bunlar sessiz sedasız, yorgun ve durgun yazılar… Yolsuz yolaksız, dilsiz kulaksız, elsiz ayaksız, umutsuz ulaksız, gidişsiz gelişsiz karalamalar… Zarfsız adressiz, pulsuz kaşesiz, sağır ve dilsiz seslenişler…
Onur BİLGE
“Bir Ölüye,
Bir gün, acılı genç bir anne gelmişti dükkânıma. On yaşında ölen kızının ardından senelerdir yas tutuyormuş. Olanları ve altüst olan ruhsal durumunu anlattı bana, dilinin döndüğünce. Ben de onu, Antalya’da kaldığı ve yanıma geldiği zamanlarda, Ankara’daki evine döndüğünde yazdığım mektuplarla teselli etmeye çalıştım ama yeteceğini sanmıyordum. Onun hayata dönmesi için ne yapmam gerektiğini düşünüp duruyordum.
Onur BİLGE
“Kumsal Çiçeği,
Seni unutmaya çalışıyorum ama aşk dediğin öyle şakkadanak kesilip atılmaz ki! Herhangi bir hastalık bile hemen geçmez. Geçse bile bir nekahat devresi vardır. Kaldı ki ben aynı dertten halen mustaribim.
Onur BİLGE
“Maceraperest,
O kadar kızıyorum ki sana, anlatamam! Şöyle yakalasam da kör bıçakla kıtır kıtır doğrasam, hırsımı alamam! Buna rağmen seni sevmekten kendimi alamıyorum. Öylesine yer etmişsin ki gönlümde!
Onur BİLGE
"Vefasız,
Çok eskiden beri ailecek görüştüğümüz, çocukluğumdan beri tanıdığım, kanser olduğunu duyduğum komşumuz Ziynet’i ziyarete son gittiğimde bir sonbahar ikindisiydi. Eylül sonu veya ekimin başı falan olmalıydı. Yağmur çiseliyordu. Galiba yine günlerden cumaydı. Hasta ziyareti için daha çok o mübarek günü tercih ederdi analığım, bana da tavsiye ederdi. Bütün iyilikler o gün çok daha makbulmüş.
Onur BİLGE
"İlham Peri’m,
"Doyamadım, sarılamadım, kaderimi yaşadım. Kabullendim ve sustum. İşte ben böyle bittim." dedim, Kaptan’a.
Onur BİLGE
"Deniz,
Ben sana aşkımı söyleyemedim. Arkanı döner de gidersin diye. Kaybetme korkusu çok ağır bastı. Sustum, geri durdum, hiç renk vermedim. Aşka dair tek bir kelime bile etmedim. Senden kötü bir söz duyarım diye. O zaman kalbimde hisler ters döner, üstüne titrediğim sevgim biterdi. Aşkıma zerre kadar zarar değsin, üstüne gölge düşsün istemiyordum.
Onur BİLGE
"Şeker,
Dalgana taş atmayayım, seker meker. Zaten biz hep senin ailevi meselelerin hakkında konuşuyorduk. Zaman zaman üstündeki yükü hafifletmek için bazı olayları dramatize ediyor, seni güldürüyor, eğlendiriyordum. Ben de gülüyor, mutlu oluyordum. Hem seni kısa süreliğine de olsa mutlu edebildiğim için, hem de seninle konuşmakta olduğum için. Sesini duyabilmek bile ne büyük bir sevinç kaynağıydı bir bilsen!
Onur BİLGE
“Özgür Kız,
Gerçek beraberlik, bizim yaşadığımızdı. Başkalarının yaşamaya çalıştıkları basit, yüzeysel şeyin adı evlilik dahi olsa, içinde bu tarzda bir yakınlık yoksa kullanımdan başka bir şey değildir.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra