Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

“Meze’m,

İçki beni mahvetti. Çocuklar dâhil, önüme gelenden borç istedim. Geri veremediğim gibi, yüzü yumuşak olanlardan biraz daha istemeye başladım. Yakınımdakiler yavaş yavaş azaldı. İçtenlikle selam verenler bile beni görünce başlarını çevirmeyi tercih eder oldular. Bakkalsa asık bir suratla artık veresiye vermesinin mümkün olmadığını söyledi.

Bütün bunlar, yokluğunun dayanılmaz acılarına katlanabilmek için şişelere sığındığımdan başıma geldi. Hayalini meze edip, boyuna içtim. Pis bir ayyaş olup çıktım. Kendimden nefret ediyorum!

Devamını Oku
Onur Bilge

“Sevgili Yaratık,

Onur BİLGE

Her fırsatta, hele başım dardaysa soluğu Mustafa Kaptan’da alıyorum. Nedense sıkıntıdan patlarken onun yanında huzur duyuyorum. Belki sükûnetinden, belki rahatlatan sohbetinden… Mutlaka evin mistik havasının da tesiri var. Daha bahçe kapısından içeriye adım atar atmaz ruhsal bir atmosfere giriliyor. Ortam, loş ışığı, basit eşyası, sade döşenmişliğiyle dinginlik veriyor. Mekânın diğerlerinden farkı, ibadethanelerin evlerden farkı gibi… Her tarafında maddeden çok ruhaniyet hissediliyor, tütsü gibi etrafımı sarıyor, buhur gibi içime doluyor, efsunlu havası ruhuma işliyor.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Herşey’im,

“Her şey insan için yaratılmış. Nimet olmayan bir şey var mı! Ekmek, yemek, hava, su, güneş, ay… Aklına ne gelirse…” diye başladı, kaldığı yerden Kaptan.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Kutsal’ım,

Kaptan yakın zaman evliyalardan bahsedeceğini söylemişti. Keramet kiremit miremit… Böyle şeyler bana göre değil ama merak da etmedim desem, yalan olur.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Güneş’im,

Kaptan, elinde bir tabak bisküvi ile ayaklarını sürüyerek geri geldi. “Türk’ün aklı sonradan gelir.” diyerek onu da aramıza koydu. Bir şey hatırlamaya çalışır gibi yüzüme baktı. “Nerde kalmıştık?” diye sordu.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Zikrim,

Adın zikrim, her bir nefesimdesin. “Seni düşünmediğim bir an yok!” desem yalan olur. Çünkü bazen uzun süre uzaklaşıyorum bu halden. Mesela bu Mustafa Kaptan’ın yanındayken… Bir başlıyor dinden imandan, ayetten hadisten, evliyalardan… Alıp götürüyor düşüncelerimi ötelere… Zaman zaman ısrarcılığından sıkıcı olsa da seviyorum bu adamı dinlemeyi. Yine de tercihim sensin, bilirsin. Sen konuşmaya başladığında dünya durur, rüzgâr durur, bülbüller bile susar, çıt çıkmaz etraftan! Gözüm kulağım sırf sana ayarlanır, yanındayken. Dünya yansa yıkılsa, görmem duymam! Öylesine rapt olurum sana!

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Islak Yıldız,

Kaptan Allah diyordu, ben seni sayıklıyordum. Nasıl bir dayanma gücü varsa adamda… Nasıl bir sabır!.. Yılmadı arkadaş!

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Cazibe,

Ben Kaptan’ın yanına, senden bahsetmek için gitmiştim. Evdeki pazarlık çarşıya uymadı. O, deşarj olmam için beni bir süre dinledikten sonra hemen konuyu değiştirdi. Ara ara tekrar sadede gelmek istediysem de inatla başladığı hikâyeyi tamamlamak istedi. Ne zaman araya girsem, konuyu toparladı ve kaldığı yerden anlatmaya devam etti. El mecbur, ben de iştirak etmek zorunda kaldım ama iyi oldu. Düşüncelerim bir yerde toplanmış, çıkmazlara çakılıp kalmıştı. Bahsettiği kişi ve olaylar dünyamdan fersah fersah uzak da olsalar işe yaradı, en azından bir süreliğine kafa dağıtmamı sağladı.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Hedef’im,

Aczimin farkındayım. Yoksulum, yaşlıyım, güçsüzüm… Maddi varlığım harabeye dönmüş olsa da manen hissettiğim yaştayım. Bazen mahalle sokaklarında tozu toprağa katarak çember çeviren, pürdikkat kaytan sararak keyifle topaç döndüren küçük bir oğlancık, bazen çiçeği burnunda yağız bir delikanlı, bazen akıllı uslu, durmuş oturmuş bir adam, bazen de ununu elemiş, eleğini duvara asmış, dünyadan elini eteğini çekmiş bir ihtiyar oluyorum. Sıvı gibi içinde bulunduğum ruh halinin şekli alıyorum. Yaşamakta olduğum sıkıntıların hayat alanımı daralttığı, karşılaştığım acı gerçekliğin ruhumu sıktığı zamanlarda bir nebze de olsa ferahlayabilmek amacıyla, mutlu olduğum hallere, anılarımdaki huzurlu yerlere, hangi çağımı arzuladıysam o yaşıma, nasıl olmak istiyorsam o halime kaçıyorum.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Bir gün baş başa kaldık dedeyle. Duygu ve Ahmet’ten başka kimsecikler yoktu etrafta. Herkes bir yerlere gitmişti. Fırsat bu fırsat diye usulca sokuldum yanına ve kaldığımız yerden dinlemek istediğimi söyledim. Onun da efkârlı bir zamanıydı mutlaka ki hiç üstelettirmedi. Başladı anlatmaya, hiç kesmeden dinledim.

"Balıkçı yazgısı… Bugün değilse ne gam, belki yarın… Belki yarın… Belki yarın…

Devamını Oku