Onur BİLGE
“Papatya’m,
Hiçbir şey beklemeyenler ne kadar da rahatlar! Ne bekleyecekler ne de hayal kırıklığına uğrayacaklar. Bu benim ümitlerim var ya bu bekleyişlerim, beni hayal kırıklığına uğratan onlar. Yani kendi kendine kötülük eden benim, başkası değil.
Onur BİLGE
“Sevincim,
Aşkın derinliklerini mekân tutmuş bir por taşım. Serapa kireç bağlamışım, yosun tutmuşum. Öyle bir bürünmüşüm ki fark edilmez olmuşum. Zamanın azizliğine uğramışım, gençliğimden eser kalmamış, derdimden oyuk oyuğum. Her tarafım delik deşik, yara bere… İçim oyuk dışım kovuk… Kovuk kovuğum.
Onur BİLGE
Neşe’m,
Ne güzel bir gün olacakmış meğer bugün! Saat tam on birde telefon çalacakmış, yeryüzündeki en değerli insan arayacakmış beni! Aman Allah’ım!.. Ne saadet!.. Özel bir konuşma yapacakmışız. Ne güzel! Hasret giderecekmişim, birazcık da olsa. Birkaç hatıramızdan bahsedecekmişiz. Hal dert lafı edecekmişiz daha ziyade, pek de iç açıcı bir konuşma olmayacakmış ama olsun! Asıl gerekli olan boş konuşmamak değil mi zaten!
Onur BİLGE
"Gülüm,
Ne güzel, seni tekrar görebileceğimi bilmek! Nihayet hayallerim gerçekleşecek. Nasıl hazırlasam kendimi o kavuşmaya? Dizlerim tutar mı seni görünce? Yüreğim atar mı? Ya nasıl konuşacağım, sakin sakin? Sesimin titremesini engelleyebilecek miyim acaba? Nasıl selamlayacağım seni? Günaydınla ya da tünaydınla mı? Bir kuru merhabayla mı? Selamünaleyküm diyecek değilim ya Kaptan gibi… Allah Allah! Bu Kaptan da fena girdi hayatıma! Hayatımda vardı öyle ya da böyle de artık gidişatıma tesir etmeye, davranışlarıma hükmetmeye başladı gibi…
Onur BİLGE
“Ümidim,
Keşke gelsen artık! Gelsen de dağıtsan bu ıstırabı! Merhem olsan yarama! Çok bir şey istemiyorum ki senden. Kiminle ne yaşamış olursan ol, buralarda ol! Bu rol, yalnız başına oynanamıyor. Senaryo acıklı, konu gıcık… Göz gözü görmüyor, her taraf sis… Beyazperde kararıp kalmış, yangının isinden. Haydi, gel de bir başına çık işin içinden!
Onur BİLGE
“Nazlı Hayal,
Bir rüya mıydı bir hayal miydi yaşadıklarımız? Ne kadarı gerçekti, ne kadarı sanal? Birazcık olsun hakikatle alakaları var mıydı seninle yaşadıklarımın? O zaman neden tamamen kayboldular? Hani ne oldular? Sen gidince düpedüz yalnızlık oldular, yalan oldular.
Onur BİLGE
“Firuze’’m,
Telefon duvar. Hâlâ ne zaman gelmemin uygun olduğunu söylemeni bekliyorum. Sanki hiç çalmayacak gibi… Arada ahizeyi kaldırıp sinyal sesi gelip gelmediğine bakıyorum. Kesik falan sanıyorum çünkü.
Onur BİLGE
“Ceza’m,
Sen benim başıma gelen en güzel şeysin! Allah’ın cezası! Bir yönden mükâfatım, bir yönden azabım… Başımıza gelenler hak ettiklerimizmiş. Ceza, sadece müeyyide demek değilmiş. Aynı zamanda ödül anlamına da geliyormuş. Karşılık demekmiş aslında. Yani hak edilen… Öyle diyor Kaptan. Bu adamın yanında da bir şey konuşulmuyor! Hemen müdahale ediyor! Önceleri daha çok kızıyordum, alıştım artık. Birazcık da hoşuma gitmeye başladı. Mesela:
Onur BİLGE
"Servet’im,
Bugün öğleden sonra Kaptan geldi. Ben sana yapmakta olduğum mücevher kutusunu vernikliyordum. Onu renkli boncuklarla süslemek istiyordum. Laf lafı açtı, ona bundan bahsettim. Enteresan bir diyalog başladı aramızda.
Onur BİLGE
“Hazine’m,
Dünkü mektuba Kaptan’la diyalogumuzun tamamını aktaramadan yazmayı bırakmak, mektubuma son vermek zorunda kaldım. Bizim çocuklardan biri geldi. Sen tanımazsın. Erdal… Biriyle başı dertteymiş, gece yarısı çıkıp gelmiş. Mecburen kapıyı açtım. İki de bira içmiş, iyi mi? Ben de hafif hafif demleniyordum zaten, o da oturdu. Konuş konuş... Sabahı ettik.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra