Onur BİLGE
"Kırılgan Söğüt,
Erken uyanan badem ağacıydım ben. Karşı arsadaki yapayalnız, zavallı, korumasız… Şubatın ortasında yalancı bahara aldanarak açtım tüm çiçeklerimi. Vaktinden önce tomurcuklandım. Yaydım tüm renklerimi, güzelliğimi gözler önüne… Aldı başını gitti, görünmez oldu güneş… Dondum, buz kestim! Dondu, buz kesti tomurcuklarım, çiçeklerim… Dayanamadı ayrılığın rüzgârına taç yapraklarım. Konfeti halinde yerlere saçıldılar. Artık ne çiçek beklenir benden ne de meyveler…
Onur BİLGE
"Kuzucuğum,
Artık aramazsın ulu çınarın gölgesini. Çok oldu canlılığını kaybedeli. Sen gideli hasta ve yasta… Kahrından sarardı soldu. Şimdi dallarında son sarı yapraklar, iğreti… Ha düştü ha düşecek, sallantıda… O güzelim mavi gözlü kuzucuk ne çabuk da yok oluverdi! Yoksa hiç gelmemiş miydi? Uğramamış mıydı buralara hiç? Hayal mi görmüştüm? Yoksa ben mi uydurmuştum o öyküyü? O güzelliklerin hepsi hülya mıydı? Yalan mıydı hatırladıkça ağladıklarım? Düş müydü?
Onur BİLGE
“Mavi Dünya’m,
Senin en anlamı yerlerin, gözlerinle ellerindi. Ellerin ancak vitrinin camına yapışarak seyrettiğim can alıcı bir oyuncaktı, bedensel varlığın gibi… Dokunamadığım, uzaktan görebildiğim, ulaşılması imkânsız görünen… Bakmalara kıyamadığım, seyrine doyamadığım, dokunamadığım… Aklımı alıyordu! Varlığın, başımı döndürüyordu. Her hücren her hücremle eşleştirilmiş gibiydi. Her hücreni her hücremde hissediyor, her birinin titreşimlerinin toplamıyla sarsılıyor, tir tir titremekte olduğumu hissediyordum. Dışarıdan anlaşılacak diye ödün kopuyordu!.. Ellerimi nereye gizleyeceğimi bilemiyordum! Sesim dahi fena halde etkileniyordu. Titremesine mani olamıyordum. Sen, deprem gibi bir şeydin benim için. Şimdi artık artçı depremlerle sarsılmaktayım, aklıma her gelişinde, hayalin gözlerimin önünde her belirdiğinde…
Onur BİLGE
"Güzel Kız,
Çaresizim. Elim kolum bağlı… Sen benim yüreğimin ateşisin. Güneşin bir eşisin. Süreyya’nın kardeşisin. Ne kadar hasretim gözlerine, bakışına, gülüşüne, bir bilsen! Gelişinle ihya olur köhne dünyam. Canlanır hayatım, renklenir yeniden, izbe fakirhanem aydınlanır.
Onur BİLGE
“Güzeller Güzeli,
En çabuk geçen, nasıl geçtiği anlaşılamayan bir çağdır gençlik çağı… Yıllar, teklifsizce gelir gider. Kâh gençlik dağlarında deli rüzgârlar olur eser, kâh seller olur akar, kâh heyelan… Zamanla siler süpürür onda ne varsa güzellikten, dinçlikten, sağlıktan yana… Acımasız yıllara inat yaşlanmayan olmaz ama belki sağlıklı ve zinde kalmayı başarabilir insanlar. Güzellik, Allah vergisidir kula. Verilenlere mübarek ola! Ne yazık ki o da gençlikte sahip olunan diğer nimetler gibi rüzgârlarla savrulanlardan, sellere kapılanlardan, heyelanla akanlardandır. Hem de diğerlerinden de erken…
Onur BİLGE
“Bahar Gözlüm,
Sevda ağacıyım ben, bahar gözlüm. Kaderimde var sana âşık olmak, seni yazmak… Gün, bir eliyle hayat verirken bir eliyle canımı almakta…
Onur BİLGE
“Sevgili Gelincik,
Nasıl gelin oldun sen Gelincik? Formayı çıkarır çıkarmaz gelinlik giydin. Kırlarda bayırlarda, tarlalarda ekinler arasında papatyalarla birlikte kendiliğinden çıkan gelincikler gibi narin ve zariftin. O kadar naif ve kırılgan… Sanki İstanbul kızı değil de bir yaban güzeliydin! Anası toprak, babası yağmur… Hangi acımasız el kopardı seni incecik dalından? Hangi hain rüzgâr dağıttı o narin al yapraklarını? Hangi gaddarın avuçlarında kana boyandın?
Onur BİLGE
“Hüzün Çiçeği,
Hassas bir ruha sahibim, senin gibi. O yönümle ben de bir gelinciğim, Küçük Gelincik! Bembeyaz gelinliğinin üstüne o al duvağı örttüler ya! İşte o zaman öldüm ben!.. Yerinden sökülen gelinciklere döndüm, kısa sürede sararıp soldum! Kendimi içkiye verdim. Perişanım!
Onur BİLGE
“Islak Martı,
Sevinç içindeydin, kelebek gibiydin gelinliğinle… Çevrene gülücükler saçarak neşe içinde geçip gittin yanımdan, hiçbir değerim yokmuş gibi hissizce… O nasıl bir gidişti öyle!.. Nasıl bir umursamayıştı sergilenen! Nasıl bir hafife alış!
Onur BİLGE
“Aşkmavi Gözlü’m,
Gecenin bir yarısı yine isyanlardayım. Seni düşünmekten ve sürünmekten usandım artık! Usandım seninle ve kendimle savaşmaktan! Meydan savaşı gibi bir şey! Nedenler nasıllar kılıç kalkan oynuyorlar beynimde. Ne yapacağımı ne edeceğimi bilmiyorum! Aklım bulanık, başım dumanlı…




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra