Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

“Firuze’’m,

Telefon duvar. Hâlâ ne zaman gelmemin uygun olduğunu söylemeni bekliyorum. Sanki hiç çalmayacak gibi… Arada ahizeyi kaldırıp sinyal sesi gelip gelmediğine bakıyorum. Kesik falan sanıyorum çünkü.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Ceza’m,

Sen benim başıma gelen en güzel şeysin! Allah’ın cezası! Bir yönden mükâfatım, bir yönden azabım… Başımıza gelenler hak ettiklerimizmiş. Ceza, sadece müeyyide demek değilmiş. Aynı zamanda ödül anlamına da geliyormuş. Karşılık demekmiş aslında. Yani hak edilen… Öyle diyor Kaptan. Bu adamın yanında da bir şey konuşulmuyor! Hemen müdahale ediyor! Önceleri daha çok kızıyordum, alıştım artık. Birazcık da hoşuma gitmeye başladı. Mesela:

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"Servet’im,

Bugün öğleden sonra Kaptan geldi. Ben sana yapmakta olduğum mücevher kutusunu vernikliyordum. Onu renkli boncuklarla süslemek istiyordum. Laf lafı açtı, ona bundan bahsettim. Enteresan bir diyalog başladı aramızda.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Hazine’m,

Dünkü mektuba Kaptan’la diyalogumuzun tamamını aktaramadan yazmayı bırakmak, mektubuma son vermek zorunda kaldım. Bizim çocuklardan biri geldi. Sen tanımazsın. Erdal… Biriyle başı dertteymiş, gece yarısı çıkıp gelmiş. Mecburen kapıyı açtım. İki de bira içmiş, iyi mi? Ben de hafif hafif demleniyordum zaten, o da oturdu. Konuş konuş... Sabahı ettik.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Nar Tane’m,

Bahsettiğim kitapta bir şair sözüne rastladım. “Dinin olmadığı yerde hiçbir şey yoktur, yokluk bile yok, şiir ve sanatsa hiç yok.” demiş, Necip Fazıl KISAKÜREK.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Canımın İçi,

Artık her fırsatta Kaptan’la buluşuyoruz. İşten başımı kaldırır kaldırmaz, dizlerim de tutuyorsa, doğru Kaleiçi’ne, onun evine gidiyorum. Dışarıdan içeriye çeken bir cazibe var evde. Her evin bir kokusu vardır mutlaka bütün içerde olanların bileşimi… O evde de var ama mistik bir koku… Rutubet, deniz, tahta, naftalin, kitap, gülsuyu ya da gülyağı, buhur, çay veya kahve kokusu gibi kokuların karışımı… İnsanı bir anda alıp göklere yolluyor!

Devamını Oku
Onur Bilge

“Yüreğimin Çekirdeği,

Nihayet bu sabah, öpücükle uyandırılmışım gibi telefonun geldi. Sesini duyunca dünyalar benim oldu! Ne kadar özlemişim! Nasıl hasret kalmışım! Sanki aylarca süren kuraklıktan sonra çöle yağmur taneleri düşmeye başlamış! Çatlamış topraklar nasıl bir arzuyla emerlerse damlaları, sesini ruhum öylesi bir susuzlukla içti ve kendinden geçti!

Sen çile anlatıyordun. İhanete uğradığından bahsediyor, bunu hak etmediğinden yakınıyor, nasıl hazmedebileceğini soruyordun. Sana birisi benden cevap veriyordu ama emin ol, o ben değildim. Çünkü ben kendimde değildim! Bu kadar yıl, her türlü içkiyi içtim ama bu denli sarhoş olduğumu hatırlamıyorum!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Sevgili Arkadaşım,

İnsanlar, ana baba, evlat torun, sevgili, nişanlı, eş, hâsılı her şey olabilirler ama kolay kolay arkadaş olamazlar. Onun için de beraberlikler uzun sürmez. Şayet arkadaş olabilselerdi, birbirlerine sımsıkı bağlanırlar, asla kopamazlardı! Dostluksa bundan bir adım daha ilerisidir ki onu tesis etmek çok daha zordur!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"İpek Böceği’m,

Kendi ellerinle ördün sen o kozayı ve içine gönüllü hapsoldun, İpek Böceği’m. Şimdi sana ben ne diyeyim? “Çık gel oradan, kelebek ol da avucuma kon!” desem, kozayı delmen gerekecek. “Kal orada, sakın çıkmaya kalkma! Sabret! Sabrın sonu selamet!” desem, sonun belli belli besbelli… Kozan delinmeyecek, kurtulacak ama kaynar kazan üstünde kızgın istimle diri diri yanarak can vereceksin!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Cesaret Sembolü,

Önceleri, o soysuz hakkında konuşurken esprili anlatımından, onun hoşsohbet biri olduğunu, seni mesut edebileceğini sandım ama arada ciddi yakınmalar vardı. O adamla tanıştıysa, ona varacak kadar da akılsız değildir herhalde, diye düşünüyordum. Asla öyle bir beraberlik olmaz sanıyordum. Çünkü zaman zaman onu ağır bir şekilde eleştiriyor, hatta dengesizliklerinden yakınıyordun.

Devamını Oku