Onur BİLGE
“Üveyik’im,
Yüreği göğüs kafesine sığmayan kıpır kıpır bir kuştun. Çok uçtun, çok koştun, yoruldun. Hem sığındın avuçlarımın arasına hem de aniden elimden uçtun!
Onur BİLGE
“Dert Ortağım,
Bu yazdıklarım mektup olmaktan çıktı, şikâyetnamelere döndü ama senden başka derdimi anlatacak kimsem yok. Ben, dert dinleyen, dertsiz biri olarak tanındım. Her gelen toprak gibi kullanıyor beni.
Onur BİLGE
“Sevgili Şebnem,
Düğün gecesi, seni uğurlarken, kalabalığın sonundaydım. Seni en son gören olmak istedim. Arabaya yaklaştım. Arabasının camına alnını dayamıştın, bense aşkınla çırpınan yüreğimi… Gözlerim gözlerindeydi. Kollarım çaresiz, iki yanımda… Yetim çocuklar gibi boynumu bükmüşüm, sonradan fark ettim. Güçlükle ayakta duruyordum. Kaybım, anlatılmaz büyüktü! “Unutma beni!” diyordum kısacası, hal diliyle… Gönderdiğin bir öpücük oldu nasibim. Camı öpmüştün ya benim niyetime! En değerli armağan olarak o kaldı benimle.
Onur BİLGE
“Hasretle Beklenen Sevgili,
Bugün akşamüstü yine Kaleiçi’ne gittim. Her zamanki gibi parkta ve ara sokaklarda dolaştım. Anılarımızı tekrar tekrar yaşamaya çalıştım. Başka türlü kendimi avutamıyorum. Ruhum huzur bulmuyor.
Onur BİLGE
“Mutluluk Kaynağı’m,
Hepimiz yeryüzünde bir yerlere veya birilerine bağlı yaşamak zorunda kalıyoruz. Bedensel varlığım burada, ruhum İzmir’de… İçimde bitmek bilmeyen bir ayrılık sancısı, dinmeyecekmiş gibi gelen buruk bir gurbet acısı var.
Onur BİLGE
“Tebessüm’üm,
Bir tebessümle başladı iletişimimiz. İnsanlar arasındaki bağların anahtarıdır gülümseyiş. O tebessümle vurdu içimizdeki güzellik dışımıza. Ne kadar kolaydır gülümsemek ve ne çok şey kazandırır! Yuvada saadet, iş dünyasında başarı, toplumda iyi bir yer… Ne güzel ikramdır o! İkram edeni fakirleştirmeden kabul edeni zenginleştirir. Belki bir an sürdü ilk tebessümün ama bir yıldır tesiri hiç değişmedi. Ben yaşadıkça yaşayacak.
Onur BİLGE
“Esir Prenses,
Bir akşam yemeğe davet etmiştin ya beni. Annenle tanıştırmak istemiştin. Babandan ayrılalı beş yıl kadar olmuş. Annen bile arkadaşlık etmek istemedi benimle de anneannenle yarenlik ettik. Demek ki ben senin annenin bile akranı değilmişim. Ne acı!..
Onur BİLGE
“Yüreğimin Sahibi,
Bugün akşam, Giritli Aleko’nun küçük kızı Asoş geldi. “Necmettin Amca! Bir maniniz yoksa babamla amcam size oturmaya gelecekler.” dedi. Ben de hemen: “Buyursunlar, gelsinler! Başımın üstünde yerleri var!” dedim. Bakkal Aleko ile Marangoz Memeto… Bunlar, yan yana evlerde oturan iki kardeş… Memeto’nun marangozhanesi evinin bitişiğinde… Üç ev var aramızda… Hızarın sesi buraya kadar geliyor. Çekiç sesleriyle birlikte çekilmez oluyor ama yapacak bir şey yok. Geçim derdi! Ekmek parası… Adamın kazancı ondan… Böyle düşündüğümde o seslere, diğer gürültülere kızdığım kadar kızmıyorum. Aslında böyle imalathaneler mahalle aralarında olmaz ama Antalya’da henüz bir sanayi çarşısı yok. Belediye Reisinin bütün işi, taşlı tozlu ara sokaklara beton döktürmek… O kadar ki soyadı unutulmak üzere… Adının başına Beton sıfatı eklenerek anılıyor.
Onur BİLGE
“Umursamaz Sevgili,
Bir tiyatro oyunu oynamaya başlamıştık seninle. Aldatan da vardı, aldatılan da, gerçekten aldanan da sahnede… Süslü püslü sözler, şiirler, muhteşem replikler vardı dillerde ve doğaçlama değildi hiçbiri de… Başkalarına ait söylemlerdi. Samimi değildi, bir tek repliği bile… Oyun içinde oyundu oynanan. Konu olan anayken, sonradan kız oluyordu. Formasını çıkarıp gelinliğini giyiyordu.
Onur BİLGE
“Gecelerin Sultanı,
Gecenin bir yarısı… Zaman yıldız kayması… Arka arkaya kayıp gidiyor dakikalar… Gökkubbede havai fişekler… Gökyüzünde şenlik var!




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra