Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Hızlı giden tez yorulur, şeytandandır acele
Yavaş yavaş kaleme al, arada bir hecele
Kalp yorulur, bu gidişle yaklaşırsın ecele
Yorulmuşuz, ne kadarcık dermanımız var bizim

Devamını Oku
Onur Bilge

BEN YABANCI DEĞİLDİM

Ben sana görür görmez âşık oldum inan ki
Yusufi güzellikten tanıdım seni bildim
Elestü’de yan yana söz vermişiz de sanki
Ezeli âşinamdın hissedince irkildim

Devamını Oku
Onur Bilge

Tulu emeller peşinde
Nefsim nefsinden davacı
Deva beş farzın beşinde
Derdim derdinden davacı

Şeytan günaha çağırır

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Biz ilklerdik. Virane’nin çekirdek grubuyduk. Birbirine iyice kenetlenen, birbirinin huyunu suyunu bilen... Aynı göze ait kirpikler gibi bir aradaydık ve birlikte hareket etmekteydik. Gürdük, kıvrıktık, sıktık ve hep yan yana, omuz omzaydık ama birbirimize değmezdik.

O çekirdeğin içinde de bir iç vardı ki o, Neşe, Orçun, Mahir ve bendim. Biz, sacayağı ya da tabure falan değil, sandalye, masa gibi dört ayağı yere basan, kolay kolay devrilecek nitelikte olmayan bir beraberlik kurmuştuk. Birbirimizi nazımız da sözümüz de geçerdi.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Bu şiirde yolunu bulamayan bir dünya tutuklusuna ayna tutmaya çalıştım. Alkol bağımlısına... Markası İslam, arkası bambaşka olan...” dedi, Ayşin.

“Değişik bir tebliğ usulü... Muhatabına okudun mu bari? ” diye sordu, Fikret.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Dede, neden iiçiyodun o kadan? Zorun meydi be ya? Sabahtan başlanır mı içmeye!” diye sordu, Duygu. Dede, uzun bir iç çekişle geçiştirmeye çalıştı:

“Uzun hikâye, güzel kız! Uzun kikâye!..”

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Bir ölüydüm sanki ger gece yatağında kaskatı… Patlak tekerlek gibi yamulmuş, sönmüş bir balon gibi pörsümüş… Kabuksuz kaplumbağa gibiydim, cayır güneş altında kalan… Sadece nabzım atmaktaydı…

Dişlerim sıkılı vaziyette uyanırdım her sabah. Çene kemiklerim birbirinden zorla aralanırdı. Kemiklerim kenetlenmiş, tek parça olmuş sanki! Kaslarım kaskatı kesilmiş kasılmaktan! Yorgun bitkin bir halde zorla doğrulurdum yerimden. Güçlükle ayırarak ayaklarımı birbirlerinden, yere uzatırdım ama onlar başkasına aitti sanki. Bir süre beklerdim öylece… Edeceğini ederdi bana her zalim gece! Neden sonra itaat etmeye başlardı bacaklarım bana. Dizlerim tutmaz olsa da dayanarak yatağıma, güçlükle yüklerdim gövdemi onların üstüne. Sakat topuğuma yüklenmeden, yeni yürümeye başlayan bezli bebekler gibi yürür giderdim.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Heyecanla gelirdik fırsat buldukça Virane’ye… En eski müdavimlerindendik zaten. Bizim çekirdek grup… Orhan, Mahir, İhsan, Neşe, Işıl ve ben… Arkası Yarın gibi akıp giden olayları kaçırmak istemezdik hiç. Pek çoğuna şahittik, kaçırdıklarımızı da birilerinden dinlerdik.

Bazen girift sorunlar da gelirdi Makro Paşa’ya. Olayları dinler, anlar, bir yerinden başlardı sorunları sökmeye. Dikkatle takip ederdik, beyinlerimizde bir yerlere kaydederdik. Bilirdik, gün gelip de lazım olacağını.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Bir akşamüstü okul çıkışı, akıl almaz aşk hikâyesine devam ettirebilmek umuduyla en keyifli olduğu anı kollayarak bir punduna getirirp ağzını yokladım:

“Ekonomik durum nasıldı o zamanlar? Yeni işyerinde umduğunu bulabildin mi dede?” diye başladım. Ara ara deşeleyerek ağzından biraz daha bilgi alabildim.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Dedeciğim, beni affet! Bu senin sevgin var ya… Bana hiç de sağlıklıymış gibi gelmiyor. Aşk değil, saplantı sanki! İnatlaşma gibi bir şey… Umursanmamayı gurur meselesi yapmışsın, bence. Bulunmaz Hint kumaşı değildi ya… Dünyanın en güzeli de değildi! Tek o mu vardı yeryüzünde ki sen onu bu kadar, böyle taparcasına sevdin ve halen sevmekte olduğunu söylüyorsun! Nedir bu hastalıklı sevdanın aslı? Şimdi burada kimse yok. Bizbizeyiz.”

“O sevdirmedi ya bana kendisini. Onu sevdiğimi söyleyemedim açık açık ama anlamamış olması mümkün değildi. Ben onu sevdim, seveceğim. İnadına seviyorum, son nefesime kadar seveceğim hem de… İçimde eksiltmeyeceğim aşkı. Ben onu sevmeyi sevdim. Aşkı sevdim ben... Acıtan tadını… O kadını bu kadını değil, aslında… Her biri bir araçtı, birer ikona yahut kokona… Ben tapınmayı sevdim, kendimden geçercesine, yana yana… Karşılık beklemeden… Alıştım tek taraflına aşkın. Sevdam şaşkın, ben şaşkın… Sen de şaşkınsın değil mi güzel kız?”

Devamını Oku