Onur BİLGE
“Sevgili Gelincik,
Nasıl gelin oldun sen Gelincik? Formayı çıkarır çıkarmaz gelinlik giydin. Kırlarda bayırlarda, tarlalarda ekinler arasında papatyalarla birlikte kendiliğinden çıkan gelincikler gibi narin ve zariftin. O kadar naif ve kırılgan… Sanki İstanbul kızı değil de bir yaban güzeliydin! Anası toprak, babası yağmur… Hangi acımasız el kopardı seni incecik dalından? Hangi hain rüzgâr dağıttı o narin al yapraklarını? Hangi gaddarın avuçlarında kana boyandın?
Onur BİLGE
“Hüzün Çiçeği,
Hassas bir ruha sahibim, senin gibi. O yönümle ben de bir gelinciğim, Küçük Gelincik! Bembeyaz gelinliğinin üstüne o al duvağı örttüler ya! İşte o zaman öldüm ben!.. Yerinden sökülen gelinciklere döndüm, kısa sürede sararıp soldum! Kendimi içkiye verdim. Perişanım!
Onur BİLGE
“Islak Martı,
Sevinç içindeydin, kelebek gibiydin gelinliğinle… Çevrene gülücükler saçarak neşe içinde geçip gittin yanımdan, hiçbir değerim yokmuş gibi hissizce… O nasıl bir gidişti öyle!.. Nasıl bir umursamayıştı sergilenen! Nasıl bir hafife alış!
Onur BİLGE
“Aşkmavi Gözlü’m,
Gecenin bir yarısı yine isyanlardayım. Seni düşünmekten ve sürünmekten usandım artık! Usandım seninle ve kendimle savaşmaktan! Meydan savaşı gibi bir şey! Nedenler nasıllar kılıç kalkan oynuyorlar beynimde. Ne yapacağımı ne edeceğimi bilmiyorum! Aklım bulanık, başım dumanlı…
Onur BİLGE
“Peri Kızı,
Bugün bir öykü okudum, seninle paylaşmak istedim. Öyküde biz de vardık sanki. Çok güzel bir kızla çirkin bir adamın hikâyesi… Adam Moses Mendelssohn… Hem çok kısaymış, hem de acayip bir kamburu varmış. Günlerden bir gün Hamburg’ta yaşamakta olan ünlü bir iş adamının evine misafir olarak gitmiş. Evin kızı dünyalar güzeli Frumtje imiş. Moses, kızı görünce ona deli gibi ‘aşık olmuş. Yıldırım aşkı denen cinsten bir aşkmış onunki. Ne kadar itici bir görünüme sahip olduğunu bildiği için bu aşk umutsuz vakaya benziyormuş. Zaten kız onu görünce, beğenmemek bir tarafa, ürküp uzaklaşmış. Bir daha karşılaşmamak için o gidinceye kadar da yukarıdaki odasından çıkmamaya karar vermiş. Yüzüne bile bakmaya tahammülü yokmuş!
Onur BİLGE
Mavişim,
Yağmur yüklü bulutlar gibiyim. Ara ara yağarım, sulu sepken… Gülümseyerek uğurladığıma aldırma siz İzmir’e giderken. Şaka yollu su da dökmüştüm, arkandan. O su da ne ki! Ne yağmurlar yağdırdım ardından! Sararan gönlümü yeşertmek için… Yeşil halılar sermek için basacağın yollara… Bir kış sonu yine bahar getirmen için dünyama… Gökleri yerlere indirdim!.. Kararan ruhunu yeşertmek için… Bembeyaz papatyalarla, al gelinciklerle karşılamak için seni. Yenilemek için ilgimizi, sevgimizi. Tamamlamak için muhteşem hikâyemizi…
Onur BİLGE
"Can Tanem,
Saatlerin durduğu gibi takvimler de dururmuş ve insan, yapraklar arasında unutulan güller gibi kururmuş.
Onur BİLGE
“Dert Ortağım,
Derdim de sensin, dert ortağım da… Sen yanımda olmasan da seninle dertleşmek istiyorum. Bunun şimdilik yazmaktan başka yolu yok. “Orda bir ev var, uzakta… Gelmesek de gitmesek de o ev bizim evimizdir.” Orda bir kız var uzakta… O kız benim sevdiğimdir! Gelmese de göremesem de o kız benim canımdan öte candır!
Onur BİLGE
“Işığım,
Kara gün kararıp kalmaz ya… Karanlıklarıma bir ışık huzmesi olarak sızdın, sonra her yeri aydınlığa boğdun! Gözlerim kamaşıyor güzelliğinden! Hayalinin şavkına bile dayanamıyorum!
Onur BİLGE
“İlkbahar!ım,
Seni kaybeden inliyor aralıksız, kazanan gülüyor. Ölüyor dallarımda yapraklar, dallarım kuruyor. Gidişin beni yordu. Öyle bir gidiş ki, dönüşü görünmüyor! Hiçbir umut yok!.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra