Onur BİLGE
Altıparmak’ta bir faaliyet! Birkaç gün önce baktım ki trafik tıkanmış, yerler kazılmış… İnsanlar toplanmış. Polisler falan… Asfalt yarılmış, iki tarafına taş toprak yığılmış. Caddenin yarı yeri kapanmış. İşçiler çalışıyor. Ayaklarındaki çizmeler çamur, ellerindeki kırmızı eldivenler koyu gri, pislik içinde… Yolun altından geçen kocaman kara kanalizasyon boruları ortaya çıkmış. Açık yerinden alan sular yer yer göllemiş, uçları bükülerek çengel haline getirilen inşaat demirleriyle boruların içinden çıkarılan balçık haline alan kararmış atıklar kazılan hendek boyunca hafriyatın iki yanına atılmış, mahalleyi berbat bir koku sarmış! Gelen geçen, seyreden herkes burnunu tıkamış eliyle ya da mendiliyle.
Oralar bir süre öylece kaldı. Koku her yeri aldı. Trafik, pislik ona keza… Merak ettik bu iş neden bu kadar sürdü diye. Ne olduğunu sorduk soruşturduk da nihayet sebebini öğrendik. Keşke sormasaydık da öğrenmeseydik! ..
Onur BİLGE
Ben şanslı bir çocuktum. Annem babam, ablam vardı. Sonra Şermin vardı… Bakıcım… Mutlu bir aileydik. Ne hır gür ne kavga dövüş… Her şeyin bir düzeni, planı programı vardı. Herkes üstüne düşen işi yapar, dinlenmeye ve eğlenmeye de vakit kalırdı.
Eğlence yeri namına birkaç sinema vardı. Şehir Kulübü de denilen Tüccarlar Kulübünde veya Öğretmenler Lokalinde yapılan balolar, düğünler, oynanan temsillerden başka bir şey yoktu. Topu topu bir barı vardı. Sonraları pavyonlar, kulüpler açıldı ama oralar benim ailemin gidebileceği yerler değildi. Onlar daha çok ayyaşların sarhoşların gittiği, çoklarının arada yittiği yerlerdi.
Yurt sathında Halk Evleri vardı. Antalya’daki hemen hemen her gün bir nedenle dolar dolar boşalırdı. Ankara’dan İstanbul’dan sanatçılar gelir, şarkı türkü söylerlerdi. Piyesler hazırlanır, o şekilde halkın bilinçlenmesi sağlanmaya çalışılırdı. Bunlarda aslolan, Türkçülük ve Milliyetçilikti.
Onur BİLGE
Eskiden, Toroslarda yaşayan, özellikle Güney Anadolu Türkmenlerinin obalarında uzun kış gecelerine anlam katan, monotonlaşan hayatı bir nebze olsun renklendiren hikâyeciler varmış. Bu sanat da diğer sanatlar gibi ustadan çırağa aktarılarak yakın zamanlara kadar gelmiş. Günümüzde, tek tük de olsa hikâyecilere rastlamak mümkünmüş.
1333 yılında, kırk beş yaşındayken lekeli hummadan ölen Kör Şakir denilen bir hikâyeci varmış. Son hikâyecinin çıraklarından biriymiş. Gaziantep Kuşatmasında bacağından birini topa kaptırmış. O yörede bacağa kıç denilirmiş. Onun için, bir ayağı takma olduğundan ona Tahta Kıç diye bir lakap takılmış. Bu meşhur hikâyecin asıl adı Kadir’miş. Kadir Ağa olarak anılırmış. Oralarda çocuğu olmayanlar Arap’a adaklanırlar, adak gereği çocuk sahibi olunca onlara isimlerinin yanı sıra Arap adını da koyarlarmış. Onun babası da çocuğu olmadığı için Arap’a adaklanmış. Sonra bir oğlu dünyaya gelince babası, ikinci isim olarak o adı koyduğu için kendisine Arap da denirmiş. Son hikâyecinin iki çırağından biri o, diğeri de Maraş Savaşında şehit olan, Memili lakabıyla maruf, Kalfa Mehmet’miş.
Mutlu etmek için dünyaya gelen
Gül yüzlü meleğim kim demiş ölü
Miraç Kandilinde göğe yükselen
Geride mutsuz bir hayatın külü
Varlığınla cennet idi cehennem
Öncelikle barış için
Şiirler yazmalı şair
Azsa Haçlı kudursa Çin
Bal şeker yazmalı şair
Makbul değil nefretle kin
Bir gün bir yerlerde karşılaşırsak
Çığlıklar atarak sarılamayız
Yüz yüze gelirsek ve bakışırsak
Gözyaşı seline karılamayız
Hiç tanımıyormuş gibi yaparak
Kalabalıklara karışacağız
İnsan ne sanıyor bilmem kendini
Pis bir sudan gelmiş inkârda dini
Gömmeseler kokar pis cesedini
Bilmem hiç utanır arlanır mı ki
Kâfiri şımartan cüz’i irade
Onu arıyorum semalarımda
Kısıtlı akılla kavranır mı ki
Ona dönüyorum dualarımda
Daha başka bir yar aranır mı ki
Atomun içine ordu dolduran
I
Bir hengâme yol boyu
Yapraklar kıpır kıpır
Kuşlar cıvıl cıvıldır
Rüzgâr hafif veya şiddetli
Her gün adım adım gidiş Allah’a
Sen daha imana gelmez misin ki
Ateş içindesin daralmış saha
Günahı tövbeyle silmez misin ki
Luna park mı dünya hep gülmektesin




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra