Onur BİLGE
“Arzu’m,
“Alışma bana!” diyordun, sanki elimdeymiş gibi… Gün geçtikçe bir bütünün birbirini tamamlayan parçaları oluyorduk. Hissediyordun yalnız kaldığında eksildiğini ve ilk fırsatta telefona sarılıyordun. Gitgide alışıyordum sana… Ancak sen de bana…
Onur BİLGE
“Venüs’üm,
Sana Venüs demek geliyor içimden. Bir sabah ıpıslak geldiğin için, cümle yıldızların ferini silerek, tüm göz kamaştırıcılığınla doğduğun için ruhumun karanlığına… O bizim bildiğimiz Venüs değil, Roma mitolojisindeki Zeus’la Dione’nin kızı, Kıbrıs kıyılarında denizköpüklerinden doğan, uyduruk kaydırık tanrı demirci Hephaistos’un karısı, kalplere nişan alıp ok atan çöpçatan Eros’un annesi, ne Adonis’in, ne savaş körükleyen Ares’in, ne de sana yakıştırılan diğerlerinin sevgilisi… Onun bunun şusu busu, dişilik sembolü, güzelliğiyle baş döndüren Aşk Tanrıçası Venüs değilsin sen, yalnız benim sevgilimsin! Yalnız benim Venüs’üm!..
Onur BİLGE
"Güzel Gözlü’m,
“Sevemez misin beni?” diyemedim sana. Nasıl bir sevgi istediğimi anlamak istemeyeceğinden emindim. “Seviyorum ya işte!” diye kestirip atmandan korkuyor, aramızdaki yaş uçurumundan çekiniyor, erkekliğime yediremiyordum. “Arkadaşça dostça değil…” de diyemezdim ya… “Yaşlı ve yoksul bir adamım ben. Beni böyle, bu halimle kabul et! Layık değilim ama lütfet!”
Onur BİLGE
“Kıymetli’m,
Sevgi istenir mi? Doğallığında ortaya çıkar ya da çıkmaz. Kimse sevmeye zorlanır mı? Vermedi Mabut, ne yapsın Mahmut?
Onur BİLGE
"Örümcek’im,
Nasıl da ördün ağını, nasıl da düşürdün içine beni! Öldürmüyorsun da yarı ölü tutuyorsun, ne zaman yiyeceğini kimse bilmiyor.
Onur BİLGE
“Afrodit’im,
Benim ikonum da Afrodit’im de sensin. Yunan mitolojisindeki aşkları aşk, tanrıları tanrı, tanrıçaları tanrıça olarak kabul etmiyorum! Çünkü artık aşkın ne olduğunu, nasıl olduğunu gayet iyi biliyorum ve sana “Afrodit’im!..” diyorum.
Onur BİLGE
"Hayat Kaynağı’m,
Sesin hayat kaynağım benim. Yokluğundaki tek tesellim… Bir gün aramasan, sesini duyamasam, dünyam kararır! İnan ki seni duymadan, senden haber almadan yaşayamam ben!
Onur BİLGE
“Bülbül’üm,
Sana o kadar dedim, dilimin döndüğü kadar nasihat ettim ama kime söylüyorsun! Bir kulağından girdi, diğerinden çıktı, değil mi! “Sakın bir adama başka bir adamdan söz etme, duygu ve düşüncelerin de yaptıkların da gizli kalsın, bu senin lehine olur yoksa güven ve sevgi azalır.” diye! Dilimde tüy bitti ama sen ille de pazar günü papaza gideceksin ve itirafa başlayarak kutsanacak, arınacaksın! Yine tembihledim:
Onur BİLGE
“Zikrim,
Kalbim, günde kaç kere kanla yıkanıyor? Damarlarım kaç kere? Her nefeste ciğerlerim kaç kere havalandırılıyor? Kaç kere nefes alıp veriyorum? Kaç kere adını söylüyorum, yalnızken fısıl fısıl, değilken sessiz sedasız ama mütemadiyen? Saymak imkânsız! Bilmek imkânsız! Bildiğim bir şey varsa ruhumun ruhunla karışıp durduğu… Ne kadarı bana ait, ne kadarı sana? Bazen kendimi sen sanıyorum. Tuhaf ama gerçek!
Onur BİLGE
“Tek Dileğim,
Zaman zaman bir iç sıkıntısı, çatlama raddesine getiriyor beni. Birileri varmış ya da yokmuş, değişen bir şey olmuyor. Sebepsiz hem de… Ağlasam geçer mi acaba? Ya da çıksam dışarıya, vursam kendimi dağlara! “Yalınayak başıkabak…” derler ya, işte öyle! Gitsem gidebildiğim kadar… Kendimi kaybedercesine yürüsem!




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra