Onur BİLGE
"Beyin Kurdu,
Sellerde tutunamayan topraklar gibi kayıyordum. Nereye doğru sürüklendiğimin farkında değildim. Dünyaya dair iyiyi doğruyu ayırt ediyor ve yeni nesle farkı fark ettirmeye çalışıyordum ama ahrete dair hiçbir şey bilmiyor, o konuda tek laf etmeye yanaşmıyordum. Belki de bilgisizliğimin fark edilmesinden çekiniyordum. Onun için bulunduğum yerde iki şeyin konuşulmasını yasaklamıştım. Biri siyaset, biri de din!
Onur BİLGE
“Can,
Bu âlem nasıl bir âlem! Canlı cansız, görünür görünmez, iç içe… Gördüklerim tamam da göremediklerim aklımı karıştırıyor. Geçen akşam Melli Çarşısı’ndaki küçük bir kahvehanede buluştuk Mustafa Ağabey ile.
Onur BİLGE
“Dünyalar Güzeli,
O menhus akşamüstü, dostluk ve vefayı sonbahar yaprakları gibi ezerek, arkana bile bakmadan rüzgâr gibi çekip gittin ve ben bende bittim! Donup kaldım, olduğum gibi öylece, bir süre ağlayamadım bile. Gün batımında sağanak şeklinde yağan yağmurun sesiyle rahatlamaya çalışırken atamadım kendimi sokaklara, damlalara karışamadı gözlerimdeki sulusepken. Son sözün kulaklarımda yankılanıyordu. Acısı yüreğime oturmuştu. Anlamı ruhumu darmadağın etmiş, benliğim aldığı en büyük darbenin şokuyla sarhoş olmuştu.
Onur BİLGE
“Ballar Balı,
“Akıllı kimdir?” diye bir soru sormuştu ya Kaptan Ağabey bana, ondan ayrıldıktan sonra beynimin içini turladı durdu o soru. Sayende dibinin bakırı çıkan aklımı kalayladı, parlattı. Aklımı sıyırmıştım, karıştıra karıştıra. Elimde sen, Dünyalar Güzeli malum kepçe…
Onur BİLGE
“Aklımın Jetonu,
Bünyem şoka girmiş palamut gibi… Sabah güneşle kalktım, başladım tahtalarla uğraşmaya, akşama kadar başımı kaldırmadan çalıştım. Öğleye doğru bir kahvaltı ettim, ona kahvaltı denirse… Üç beş zeytin, çay, ekmek… Arada su içmeye bile doğru dürüst vaktim olmadı.
Onur BİLGE
“Kraliçe,
Antalya Türkçesi diye bir şey var, darbımesellerle dillendirilen… Yerliler bazı fiilleri kendine has yerlerde, diledikleri gibi kullanırlar. Gerçek anlamına dikkat etmezler. Onlar kendilerince doğrudur. Doğma büyüme İstanbullu olduğum için ilk zamanlarda yadırgadığım bu konuşma tarzını zamanla benimsemiş olmalıyım ki ben de onlar gibi konuşmaya ve yazmaya başladığımı hissediyorum.
Onur BİLGE
“Hain,
Sen küçüldükçe büyüyor içimde, dostluğa ihanetinin acısı. Hele kocana ihanetin, tuzu biberi… Annene de ihanettir bu aslında. Seni kime teslim etti, nerde bulacak, kimden soracak! Karabatak gibi bir yerden girdin, kim bilir nerden çıkacaksın.
Onur BİLGE
“Bayan Şeytan,
“Süfli aşkı iyi bilirim. Benim de başımdan geçti.” dedi Kaptan. “İlahi aşka ulaşabilme gayesiyle kullandığım mecâzi aşk merdiveninden çıkınca ona tekme vurabilme gücünü kendimde bulabilişim, özlemini çektiğim ruhumun zaruri ihtiyacı olan duygusal beklentileri erteleme arzusundan değil, tamamının önemini yok etme savaşı sonundaki galibiyetimdendir.”
Onur BİLGE
“Bahar Sevinci,
Senin yerine yalnızlığım sokulmuş yanıma, geçmiş soluma, girmiş koluma. Karmaşık, ıssız ve dar sokaklarında dolaşıyoruz Kaleiçi’nin. Baştan sona aşk olmuşum, ben diye bir varlık kalmamış. Farkında değilim seninle konuşmakta olduğumun. Karşıdan gelen bir adam tuhaf tuhaf bakınca yüzüme, kendime geldim. Aklımı kaybettiğimden şüphelendim. Hiç böyle bir şey yaşamamıştım o zamana kadar.
Onur BİLGE
“Kelebek,
Şimdi şen gittin ya arkadaşlığa, dostluğa, sırdaşlığa sırtını dönerek, sevinçle kanat çırparak uçtun ya Kelebek, hiçliğe vuracaksın yakında… Yolun sonunda hüsrandan başka bir şey kalmayacak elinde.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra