Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

“Bahar Sevinci,

Senin yerine yalnızlığım sokulmuş yanıma, geçmiş soluma, girmiş koluma. Karmaşık, ıssız ve dar sokaklarında dolaşıyoruz Kaleiçi’nin. Baştan sona aşk olmuşum, ben diye bir varlık kalmamış. Farkında değilim seninle konuşmakta olduğumun. Karşıdan gelen bir adam tuhaf tuhaf bakınca yüzüme, kendime geldim. Aklımı kaybettiğimden şüphelendim. Hiç böyle bir şey yaşamamıştım o zamana kadar.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Kelebek,

Şimdi şen gittin ya arkadaşlığa, dostluğa, sırdaşlığa sırtını dönerek, sevinçle kanat çırparak uçtun ya Kelebek, hiçliğe vuracaksın yakında… Yolun sonunda hüsrandan başka bir şey kalmayacak elinde.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Küheylan,

Kumsala terk edilen kırık kayık gibiyim. Ne yüzüme bakan var, ne arayan ne soran… İhtiyacı olanlar dertleşmek için gelir. Derdimi soran olmaz, sorsalar çaresi yok.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Nankör Kedi,

Geriye baktığımda yaptığım hataları görüyorum. “Keşke” diyorum, ister istemez. “Şimdiki aklım olsaydı, öyle yapmazdım, şöyle yapardım, böyle yapardım…” diye hayıflanmaktan kendimi alamıyorum. Her zaman kendi kendime söylenir dururum. Yalnızların alışkanlıklarından bu! Can sıkıntısından ne yapacaklarını şaşırırlar. Duvarlarla konuşmaya başlarlar. Bu defa sırdaşım da şahit oldu, seninle ilgili olan son pişmanlığıma ve:

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Bağ’ım,

Bana o kadar yakındın ki ben gibiydin. Kendimi sana o kadar yakın hissediyorum ki biz kalmamıştı. Ben desem ben değildim. Sen kalmış bir ben olmuşum, biz yerine.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Peri Kızı,

Keşke mücevher ustası olsaydım, dokumacı olmasaydım! Burada böyle ağaç parçalarına şekil veren bir Oyuncakçı Dede olacağıma, ünlü bir heykeltıraş olsaydım! Mermer yerine devasa mücevher parçalarını işleseydim. Her defasında sen çıkardın, tüm ihtişamınla elimden. Her defasında farklı bir taşın değerine değer katarak, her birinde şah/eser olarak… Pırlanta, zümrüt, yakut, elmas, safir, topaz… Kristal da olabilirdi. Neden olmasın!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Kara’m,

Yağmurla ıpıslak gelmiştin yanıma. Esmer güzeli, ay yüzlü, karakaşlı kara gözlü, kapkara saçlı inadına iri iri masmavi gözlü, önlüklü liseli bir kızdın. Başını kaldırıp ıslak ıslak yüzüme baktığında kıvrık kirpiklerin geri devrildi, kaşlarına değdi ve mavimsi beyaz içindeki lacimavi gözler, gözlerimi deldi. Kimin nesi, neyin fesi olduğunu bilmiyordum.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Can Damarım,

Ben kendimi yok sayıyorum. Adem’im diyorum ama ben kendim için yokum. Beni ben yok ediyorum. Sen beni yok etmedin. Yok edemezsin! Ne beni, ne bendeki seni, ne de yazdıklarımı! Bilesin!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Yapma Çiçek,

Sana bu satırları gece yarısı yazıyorum. Herkes mışıl mışıl uyurken uykuların en tadına doyulmazlarında, ben sana yazmak, seni yazmak, seni yaşamak istiyorum bir şekilde.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Yaz Yağmuru,

Antalya’nın yağmurları meşhurdur. Kadıkaçıranları, kırkikindileri, ahmakıslatanları vardır. “Yaz yağmuru, gelir geçer. Sakınmaya gerek yok!” derler. Hava günlük güneşlikken aniden iri damlalar halinde sepelemeye başlar. Ne varsa bir anda iner geçer. Öyle aniden geldin yağmurla. Çiseledin, sepeledin…

Devamını Oku