Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

"Sibel,

Şimdi o ağacın altındaki masamız bomboş. İskemleler kimsesiz. Ortalık sessiz, zaman ve mekân sensiz… Hava puslu, gözlerim buğulu… Umutsuzluların en koyusunu yaşadığımız duraktayım. Senden kilometrelerce ıraktayım. İçim sıkılıyor, kalbim sıkışıyor, ruhum daralıyor. Gözlerim çiselemeye devam ediyor. İşaret parmaklarımın dışını ıslatıyor yaşlar. Birazdan çözülür boğazıma tıkanan düğüm, bir hıçkırık tufanıdır başlar.

Devamını Oku
Onur Bilge

“Tek Tutanağım,

Yere göğe sığamıyorum! Ev iyiden iyiye sıkmaya başladı beni. İçim daralıyor! Ayakkabılarım bana ben onlara bakıyorum. Duvardaki çiviye asılı eprimiş ceketimi omzuma atıyorum, bollaşan ve pençe üstüne pençe yemekten ağırlaşan ayakkabılarıma ayaklarımı sokuyorum, atıyorum kendimi caddeler sokaklara…

Gündüzler, öyle ya da böyle geçiyor da geceler… Ah geceler! .. Yüreğime gam kasavet çöküyor, karanlığın basmasıyla birlikte. Akşamlar, gölgeler koyulaştıkça korkutur oluyor şimdilerde. Korkmamam lazım, biliyorum ama elimde değil, içim ürperiyor. Kalbim pır pır!

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Nefis,

Ben eksik olduğumu biliyorum. Yıllardır aşına aşına neye döndüğümü… Devasız bir dert bu yaşlılık, herkesin başında… “Öyle de mutlu olunur, böyle de…” diyordum ama hayatın hesabı uymadı hesabıma.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Tatlı Heyecanım,

Eylülü ekimi bitti hayatın. Çimenler sarardı, saçlar ağardı. Yapraklar toprağa döküldü, onlar omuza… Rengârenk çiçeklenen bahar yaz nerde? Kara bulutlarla karardı dünyam. Göklerimde uçan tek kuş kalmadı, neden hâlâ deli deli esiyor rüzgâr? Bundan sonra gelsin yalnız yağmur, kar!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Kahveci Güzeli,

Bu sabah çok erken kalktım. İkindi oluvermiş. Bu zamana kadar deli gibi çalıştım. Epey bir mal yaptım. Mis gibi bir kahve pişirdim kendime. Açtım Kıbrıs Radyosunu, çıktım evin önüne, attım sandalyemi gölgeye, aldım elime fincanı, başladım höpürdetmeye. İlk yudumda İstanbul’da oluverdim. Eminönü’nde Kurukahveci Mehmet Efendi’den aldığım çifte kavrulmuş kahvenin tadını hissettim damağımda. Her şeyin bambaşka bir tadı vardı. Öyle ya, çiçeği burnunda bir delikanlıydım o zamanlar. Hayat bundan pek farklı olmasa da dünya tozpembeydi. Kalp aynı kalp, duygusal şair kalbi, yine böyle gümbür gümbür! Ne günlerdi be!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Gizli Aşkım,

İç sıkıntısı zirve yaptığı zaman, çıldırmamak için insanın mutlaka bir sırdaşı olması gerekir. Fakat böyle benimki gibi sırdaş tek olunca, bütün yük onun omuzlarına yükleniyor. Gelen giden, çoluk çocuk sırrını bana anlatır, beni bunaltır, ben de Kaptan’ın başının belası oldum epeydir. Hem de nasıl!..

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Eser,

“Eserden müessire yol vardır.” diyor Kaptan. “Siz güzele baktığınızda aslında O’na bakarsınız. O, o kadar zahirdir ki onun için gizllidir. Onu severken aslında onu yaratanı seversiniz. Ona olan aşkınızın gerçeği Yaratan’adır. Yaratılan, yaratıldığı gibi zaman içinde yıpranır, harabeye döner ve yok olur. Eserin sahibi için ölüm yoktur. Varlığı kendisinden ve sonsuzdur.”

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Işık Kaynağı,

Kaptan, söz verdiği gibi bana bir Kur’an Meali ile birlikte kalınca bir defterle iyi yazan bir de dolmakalem getirdi. Onu yavaş yavaş, hazmede hazmede okumamı, itikatla ve amellerle alakalı ayetleri, mükerrer olmamak şartıyla kaydetmemi, anlayamadığım yerleri ve aklıma takılan soruları da defteri ters çevirip arka tarafından başlayarak yazmamı söyledi. Bir araya geldiğimizde, her konuda olduğu gibi o konuda da konuşmak üzere anlaştık.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Mavi Elbiseli Carmen,

Bu adamda Eyüp sabrı var. Hem meselelerimin yükünü sırtlıyor, hem problemlerime çözüm buluyor, hem de ancak bir öğretmende olabilecek mesuliyet duygusuyla yılmadan, ısrarla, alttan alttan, usul usul öğretiye devam ediyor. Filozof desem, filozof değil, bilge desem bilge değil…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Ciğerparem,

Kaptan, en yumuşak, en tatlı sesiyle erenleri evliyaları anlatıyordu. Altın çağdan bahsediyordu. İslam Güneşi’nden, Cihar-ı Yar-ı Güzin’den söz ediyordu. Uhut şehitlerinden başlıyor, sahabenin birinden diğerine geçiyordu. Kıssaları, konunun akışına göre seçiyordu.

Devamını Oku