Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

“Çağ,

Irk mücadelesi, herkesi ilgilendiren bir konuydu. Malum, Amerika’da siyah beyaz mücadelesi vardı. Eserin dünya çapında büyük bir ilgi görmesinin en önemli sebeplerinden biri de gerçek bir hayat hikâyesi olmasıydı. Bunda tiyatro ve senaryo yazarlarının en güzel şekilde dramatize etmiş olmalarının da rolü azımsanacak kadar az değildir. Zaten gazete ve radyolarda da Arkası Yarın halinde yayınlanmaya devam edildi.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Defter’im,

Bizim kızlar bir heves aldıkları hatıra defterlerine ne yazacaklarını bilemediler. Başladır birbirlerine verip, birer sayfasına hatıra birkaç söz yazdırmaya… Defterler elden ele dolaşmaya başladı. Bilmem onları hayatları boyunca saklayacaklar mı, yoksa birkaç yıl sonra lüzumsuz eşyalar gibi yırtıp atacaklar mı? Çeyiz sandıklarının dibine indirmeyeceklerinden eminim.

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Sevgili Günlük,

Anne Frank, Kitty’ye hitaben yazıyor, ben de sana… O, cansızı canlı kabul ediyor, bense canlıyı cansız… O günlüğünü kişileştiriyor, ben kişiyi günlükleştiriyorum. İşte böyle zıt bir durum!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Kayan Yıldız,

Sevgi ile nefret arasında ince, ihtirasla aşk arasında kalın bir çizginin olduğundan bahsedilir. Umut ile isyan arasında tutkulu bir aşkın, mutlulukla hüsran arasında bir vefasızın olduğu iddia edilir. Nefretle saplantı arasında da bencil bir âşığın varlığından söz edilir. Tutku ile saplantıyı, umut ile isyanı, mutluluk ile hüsranı nankörce ayıranın da yine aynı ince çizgi olduğu söylenir.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Bebek,

Bu gece sabaha karşı, ezanla beraber Kaptan’a bir torun daha gelmiş. Bir kız bebek… Babaannesinin adını koymuşlar. Safiye… Aziz Onbaşına Fatma Ebe’yi çağırmışlar doğuma. Oğlu Faruk, gece yarısı yayan yapıldak koşmuş Şarampol’e! Uykusundan uyandırmış kadıncağızı. Neyse… Beş saat sonra almış bebeği.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Fırtına,

Hava kapalı ama güzeldi… Sepelese de fazla ıslatmıyordu. Çok az bir esinti vardı. Biraz belli ediyordu kış kendisini ama öyle çok üşütmüyordu. Tam istediğim gibi bir havaydı! Arayıp da bulamadığım…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"Ahbap,

Dün sana, İskele ve deniz hakkında eski zamanlara ait bilgileri Kaptan’a sorup öğrenip de yazacağımdan bahsetmiştim ya… Bugün benim fakirhaneye geldi. Narla mandalina da getirmiş bahçesinden. Öğle sonuydu. Hava bol güneşli… Benim avluda oturduk, güneşlendik. Epey bir kaynattık, ordan burdan!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Put,

Düşünüyorum da… Belki kibrim yüzünden put edindim ben de seni. Çok da ihtiyaç duyduğum için değil… Evliydim. Eşim de evlatlarım da vardı. Sevme ihtiyacımı karşılamam için karım olmasaydı bile çocuklarım vardı. Seni severken de senin de beni sevmen ya da sevmemen şart değildi ki! Onlar da beni sevmeyebilirlerdi. Sevgi ille de ille karşılıklı olacak değildi ya! Zavallıları boş bir hayal uğruna bozuk para gibi harcadım. Onlar, Nil’i geçip İstanbul’a gittiler, ben alık balık gibi Aşkdeniz kumsalının cayır cayır yanan hüsran kumlarına gömüldüm kaldım!

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“En Sevgili,

Antalya caddeleri elden geçiyor. Taşlı tozlu sokaklar düzleniyor. Ara sokaklara bile beton yollar yapılıyor. Belediye Reisi Dr. Avni Tolunay, elinden geldiği kadar çalışıyor. En çok da yollara önem veriyor. Kurumuş ağaç gövdelerinden yapılma ve zamanla çürüyen elektrik direklerini söktürüyor, yerine beton direkler diktiriyor. Boyuna harç karılıyor beton dökülüyor. Onun için ona Beton Avni deniyor. Çok seviliyor.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“İyi,

Leonardo da Vinci, Son Akşam Yemeği isimli tabloyu yapmaya başladı. Orada iyiyi ve kötüyü, çok güzel yüzlü ve çok çirkin yüzlü iki genci model olarak kullanması gerekiyordu. Bir gün bir konserde, korodakilerden birinin Hz. İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Poz vermesini rica ederek onu atölyesine davet etti. En uygun duruş ve ifadeyi buluncaya kadar defalarca o gencin resmini çizdi. Birçok taslak ve eskizden sonra onu resmetmeyi başardı.

Devamını Oku