Onur Bilge Şiirleri - Şair Onur Bilge

Onur Bilge

Onur BİLGE

“Güneş’im,

Kaptan, elinde bir tabak bisküvi ile ayaklarını sürüyerek geri geldi. “Türk’ün aklı sonradan gelir.” diyerek onu da aramıza koydu. Bir şey hatırlamaya çalışır gibi yüzüme baktı. “Nerde kalmıştık?” diye sordu.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Zikrim,

Adın zikrim, her bir nefesimdesin. “Seni düşünmediğim bir an yok!” desem yalan olur. Çünkü bazen uzun süre uzaklaşıyorum bu halden. Mesela bu Mustafa Kaptan’ın yanındayken… Bir başlıyor dinden imandan, ayetten hadisten, evliyalardan… Alıp götürüyor düşüncelerimi ötelere… Zaman zaman ısrarcılığından sıkıcı olsa da seviyorum bu adamı dinlemeyi. Yine de tercihim sensin, bilirsin. Sen konuşmaya başladığında dünya durur, rüzgâr durur, bülbüller bile susar, çıt çıkmaz etraftan! Gözüm kulağım sırf sana ayarlanır, yanındayken. Dünya yansa yıkılsa, görmem duymam! Öylesine rapt olurum sana!

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Islak Yıldız,

Kaptan Allah diyordu, ben seni sayıklıyordum. Nasıl bir dayanma gücü varsa adamda… Nasıl bir sabır!.. Yılmadı arkadaş!

Devamını Oku
Onur Bilge


Onur BİLGE

“Cazibe,

Ben Kaptan’ın yanına, senden bahsetmek için gitmiştim. Evdeki pazarlık çarşıya uymadı. O, deşarj olmam için beni bir süre dinledikten sonra hemen konuyu değiştirdi. Ara ara tekrar sadede gelmek istediysem de inatla başladığı hikâyeyi tamamlamak istedi. Ne zaman araya girsem, konuyu toparladı ve kaldığı yerden anlatmaya devam etti. El mecbur, ben de iştirak etmek zorunda kaldım ama iyi oldu. Düşüncelerim bir yerde toplanmış, çıkmazlara çakılıp kalmıştı. Bahsettiği kişi ve olaylar dünyamdan fersah fersah uzak da olsalar işe yaradı, en azından bir süreliğine kafa dağıtmamı sağladı.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Hedef’im,

Aczimin farkındayım. Yoksulum, yaşlıyım, güçsüzüm… Maddi varlığım harabeye dönmüş olsa da manen hissettiğim yaştayım. Bazen mahalle sokaklarında tozu toprağa katarak çember çeviren, pürdikkat kaytan sararak keyifle topaç döndüren küçük bir oğlancık, bazen çiçeği burnunda yağız bir delikanlı, bazen akıllı uslu, durmuş oturmuş bir adam, bazen de ununu elemiş, eleğini duvara asmış, dünyadan elini eteğini çekmiş bir ihtiyar oluyorum. Sıvı gibi içinde bulunduğum ruh halinin şekli alıyorum. Yaşamakta olduğum sıkıntıların hayat alanımı daralttığı, karşılaştığım acı gerçekliğin ruhumu sıktığı zamanlarda bir nebze de olsa ferahlayabilmek amacıyla, mutlu olduğum hallere, anılarımdaki huzurlu yerlere, hangi çağımı arzuladıysam o yaşıma, nasıl olmak istiyorsam o halime kaçıyorum.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

Bir gün baş başa kaldık dedeyle. Duygu ve Ahmet’ten başka kimsecikler yoktu etrafta. Herkes bir yerlere gitmişti. Fırsat bu fırsat diye usulca sokuldum yanına ve kaldığımız yerden dinlemek istediğimi söyledim. Onun da efkârlı bir zamanıydı mutlaka ki hiç üstelettirmedi. Başladı anlatmaya, hiç kesmeden dinledim.

"Balıkçı yazgısı… Bugün değilse ne gam, belki yarın… Belki yarın… Belki yarın…

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Erguvan’ım,

Antalya’da hemen hemen her kapının önünde bir begonvil vardır. Rodos Çiçeği ya da Gelin Duvağı adlarıyla da anılan bu bitki sarmaşık gibidir, bulunduğu yerde tutacak el arar. Bir de kök saldı mı, gel keyfim gel! Uzar da uzar, yayılır da yayılır… Erguvanı hatırlatır bana. Yapraklarından çok çiçekleri olan o bitki özgürce büyür, kök saldığı yerde serpilir, güzelleşir de güzelleşir… Hassas bir yapıya sahip olan bu ağaçlar, kenarlarda kıyılarda daha da mutludurlar. Onun için insan eli değmeyen korularda adeta ormanlaşırlar.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

"Ne alıp veremediği vardı hırçın dalgaların falezlerimle! Biri gider biri gelirdi dünyama insanların! Her biri kıyılarımdan bir şeyler koparma hevesinde... Oyuk oyuk yaraydım, yara yara ıstırap!.. Ciğerlerim delik deşik, epeyce yaşlı, yorgun ve yoksuldım üstelik.

Ben Aşkdeniz’dim. Bağrımda gider gelirdi kayıklar, sandallar, gemiler… Balıkçı tekneleri yüreğime demirlerlerdi. Köpük köpük umut taşırdı dalgalar kıyılarıma ama kısa sürede söner gider, yok olurlardı.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Islak Mavi,

Yanık tende masmavi gözler nasıl olursa işte aynen öyleydi, ıslak gözlerin. Uzun, sık, kıvrık kirpikli, akı çok… Çocuk çocuk: “Çoktandır ayrıydı annemle babam. Anneannem, annem ve ben… Kendi yağımızla kavruluyor, yuvarlanıp gidiyorduk. O adam ellerinde çiçeklerle evimize gelmeye başlayınca huzurumuz kaçtı. Bende hüzün ve eziklik, anneannemde telaş ve merak, annemde sevinç ve heyecan… Belirsizlikler arasında kahroluyorum!” diyordun. Daha sonra değişti işin rengi, sana döndü bütün ilgi. Ne olduysa ondan sonra oldu zaten.

Devamını Oku
Onur Bilge

Onur BİLGE

“Sebebim,

Ne olacak benim halim böyle? Ne yapıyorum ben? İçmek neyi değiştirecek? Bu zıkkımı şu andan itibaren bitiriyorum! Lamı cimi yok!

Devamını Oku